Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/922 E., 2025/5803 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/922 E., 2025/5803 K. (30.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/922
Karar No
2025/5803
Karar Tarihi
30.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/922 E. , 2025/5803 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/587 Esas, 2024/2027 Karar BİRLEŞEN KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2012/222 E., 2012/259 K. SAYILI DOSYASI İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/746 E., 2023/857 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacılar ile davalı arasında 30.04.2011 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince davacılardan ...'nin ortağı olduğu diğer davacı şirkete ait dava konusu 7 adet sıralı çekin davalıya verildiğini, ancak davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, sözleşmenin feshi şartlarının gerçekleştiğini, bu nedenle çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürerek taraflar arasındaki sözleşmenin feshine, davacı tarafından davalıya verilen dava konusu 7 adet çeklerden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile bu çeklerin iptal ve iadesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan ...'nin diğer davalı şirketin %50'şer hisse ile ortağı olduklarını, taraflar arasında bu ortaklığın sonlandırılması için 30.04.2011 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalılardan ...'nin sözleşme hükümlerine aykırı davranması nedeniyle sözleşmenin uygulanamadığını, davalı şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirme imkanının kalmadığını ileri sürerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkilinin davaya konu olan sözleşmenin tarafı olmadığını, mahkemeye ibraz edilen sözleşmede ...'a ait imzanın üstüne vurulan kaşenin kesinlikle taraflarınca kullanılmadığını, müvekkili tarafından birtakım çek bedellerinin ödenmesine ilişkin davacı tarafın iddialarına yönelik olarak davaya konu sözleşme incelendiğinde çek bedellerinin ... tarafından ödeneceğine dair hiçbir ibare bulunmadığını savunarak öncelikle haksız ve hukuka aykırı davanın husumet yokluğundan reddine, aksi halde açıkça hukuka aykırı olması nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... vekili birleşen dosyasının davaya cevap dilekçesinde; davada pasif husumetin bulunmadığını, birleşen davanın usul yönünden reddine, bu kabul görmediği takdirde mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiş; karşı dava olarak ise, karşı tarafın sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, şirketin haklı nedenle fesih şartlarının gerçekleştiğini savunarak birleşen davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davada, davacıların dayandığı sözleşmenin ... ve ... tarafından imzalandığı, duruşmalarda davacı ...'nin sözleşmeyi kendi adına değil, temsilcisi olduğu davacı şirket adına imzaladığını bildirdiği, bu nedenle davacı ... tarafından davalı ...'a karşı açılan sözleşmenin feshi ile menfi tespit/istirdat davalarının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, asıl davacı şirketin ise aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, ancak sözleşmenin tarafı olmayan davalı ...'ın pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, sözleşmenin feshi davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, toplam 168.000,00 TL bedelli dava konusu 6 adet çek yönünden yapılan değerlendirmede ise, davalının bu sözleşmeye taraf olmadığı, bu sözleşme gereğince davalıya sadece 34.500,00 TL bedelli çekin verilmiş olduğu, diğer 168.000,00 TL bedelli 6 adet çekte ise davalının her hangi bir şekilde isim ve imzasının bulunmadığı, davalının hesabından yapılan ödemelerin de ...'ın vekalet yetkisine dayalı olarak ve kendisinin davalıdan olan alacağına mahsuben ve sözleşmeden doğan borcu için yapmış olduğu, bu havalelerde ...'ı sorumlu kılan her hangi bir açıklamanın bulunmadığı, bu şekilde yapılan ödemelerin sözleşmede ...'ın ...'ın temsilcisi veya vekili olarak hareket ettiğini göstermeyeceği, ...'ın hesabından yapılan ödemelere ilişkin bir kısım çek asıllarının da ... tarafından ibraz edildiği, bunun da çek aslını elinde bulunduran ... tarafından çek bedellerinin ödendiğine karine teşkil edeceği kanaatine varıldığı, bu nedenle 6 adet toplam 168.000,00 TL bedelli çeke istinaden açılan menfi tespit ve istirdat davasında davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, diğer 34.500,00 TL bedelli çeke yönelik menfi tespit ve istirdat talebine ilişkin olarak, bu çekin, sözleşmenin tarafı ... aracılığıyla davalıya verildiği, bu çekin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bilirkişi raporuna göre, ...'ın defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 2011 yılı sonu itibariyle ...'ın, ... ile ...'nin ortağı olduğu, ... Ltd. Şti.'den 42.068,50 TL alacağının bulunduğu, bu hususun 34.500,00 TL bedelli çekin ... Ltd. Şti.'nin borcunun ödenmesi amacıyla ...'a verildiğini gösterdiği, 30.04.2011 tarihli sözleşmenin bir amacının da ... Ltd. Şti.'nin borçlarının ödenmesi olduğu, davacı ... Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinin ise kapanış tasdikinin olmaması nedeniyle usulüne uygun tutulmadığı, ... Ltd. Şti. lehine delil teşkil etmeyeceği, ...'ın ticari defterlerine üstünlük tanınması gerektiği, çekin bir ödeme aracı niteliği taşıdığı, bir borcun ödenmesi için verilmesi konusunda yasal karine olup, bu çekin bu karinenin dışında, avans olarak verildiği veya bu çekten dolayı ... Ltd. Şti.'nin ...'a borçlu olmadığının ispat edilemediği, davacıların yemin delilinden vazgeçtikleri, birleşen dosya ve birleşen dosyadaki karşı davada ise Mahkemenin 05.02.2020 tarih ve 2014/470 E., 2020/165 K. sayılı ilamı ile birleşen dava ve birleşen davadaki karşı dava hakkında karar verildiği, tebligat eksikliği sebebiyle hükmün henüz kesinleşmediği, bu konuda yeniden karar verilemeyeceği, Bölge Adliye Mahkemesinin 10.10.2022 tarihli kararı ile kararın sadece asıl dava yönünden kaldırıldığı gerekçesiyle asıl dava yönünden, davacılardan ...'nin davalıya karşı açtığı sözleşmenin feshi ve menfi tespit davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacı şirketin, davalıya karşı açtığı sözleşmenin feshi davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, aynı davacının davalıya karşı açtığı 202.500,00 TL bedelli menfi tespit ve istirdat davalarının 168.000,00 TL tutarındaki kısmının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, kalan 34.500,00 TL tutarındaki kısmının ise ispat edilememesi nedeniyle esastan reddine; birleşen dava hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, yalnızca asıl dava yönünden asıl davacılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl dosya davacılarının asıl dosyaya yönelik istinaf başvuru taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi, dava konusu 7 adet çeklerden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine; birleşen dava ve karşı dava ise birleşen davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 036e62c24c7a241f 9b371bff4c45611a

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı