Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/907 E., 2025/5772 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/907 E., 2025/5772 K. (29.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/907
Karar No
2025/5772
Karar Tarihi
29.09.2025
Konu
Tazminat, Çek

11. Hukuk Dairesi 2025/907 E. , 2025/5772 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1639 Esas, 2024/1165 Karar HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/346 E., 2021/92 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ... Çimento’nun 1994’te Antalya’da faaliyete başladığını, davalı şirketin ise Isparta’da aynı sektörde çalıştığını, müvekkilinin klinker ihtiyacını büyük ölçüde davalıdan karşılarken 2003 yılında tedarikin kısılıp tamamen durdurulduğunu, başka firmalardan da taleplerin reddedildiğini, bunun üzerine Rekabet Kurumuna yapılan başvuru sonucunda davalı ve ... Çimento’nun 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’u (4054 sayılı Kanun) ihlal ederek uyumlu eylem halinde mal vermeyi reddettiklerinin tespit edildiğini ve idari para cezası kesildiğini, bu kararın Danıştay incelemeleri sonrası da geçerliliğini koruduğunu, söz konusu eylemler nedeniyle müvekkilinin zarara uğrayıp iflasa sürüklendiğini, haksız fiil sorumluluğunun koşullarının oluştuğunu ve zararın üç katına kadar tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL’nin olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının zarara ve faile ıttıla tarihi en geç iflas tarihi olan 24.10.2008 kabul edilse dahi davanın mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'na göre 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, iddia edilen eylemlerin 2003–2004 yıllarında gerçekleştiğini ve 4 yıl sonra meydana gelen iflasla illiyet bağı kurulamayacağını, davacının başka firmalardan veya yurtdışından klinker temin edebileceğini, iflasın klinker satışının kısıtlanmasına bağlanmasının soyut olduğunu, satışların azalmasının davacının bedelleri tam ve zamanında ödememesinden kaynaklandığını ve davacının iflas öncesinde davalıya 3.075.766,91 TL borcu nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi bulunduğunu savunarak davanın zamanaşımı ve esastan reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının davalı şirketin 2003–2008 arasında günlük 300 ton klinker satma yükümlülüğü bulunduğu iddiasının Rekabet Kurulu ve yargı kararlarıyla örtüşmediği, davacının yazılı talebi olmadan mal satışı yapılamayacağı ve yazılı taleplerde de teminat ve ödeme şartlarını yerine getirmediği, bu nedenle böyle bir yükümlülükten söz edilemeyeceği, ayrıca klinker piyasasında başka üreticilerin ve ithalat imkânlarının bulunduğu, dış ticaret denetimlerinin hammadde tedarikini durduracak ölçüde engel sayılamayacağı, yapılan defter incelemelerinde davacının ödemelerini yaptığı ve klinker teslimlerinin gerçekleştiği, hatta dönem sonlarında stoklarının bulunduğu, akdi ilişki bulunmayan yıllarda da yazılı taleplerin karşılandığı, bu nedenle davacının zarar iddiasının dosya kapsamı ve bilirkişi raporuyla çeliştiği, dönem sonlarında 16.930 ton klinker stoğu bulunduğu için satılamayan veya üretimde kullanılamayan maldan kaynaklı bir zarar oluşmadığı, sonuç itibarıyla tazminata hükmedilme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 4054 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 804c02b73d04e0a4 fc4377594b4f6bf6

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı