11. Hukuk Dairesi 2025/84 E. , 2025/4510 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1298 Esas, 2024/1640 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/103 E., 2022/18 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı asıl tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in, müvekkili ile birlikte ortağı olduğu şirketin markasını kendi adına tescil ettirmek üzere 2016/... sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, 09.03.2017 tarihinde ise bu kez müvekkilinin, davalı ...'in talimatı dahilinde, kendi e-imzasını kullanarak, internet üzerinden 2017/..., 2017/... ve 2017/... sayılı markaların başvurularını gerçekleştirdiğini, anılan üç başvuruda hem müvekkilinin hem de davalının marka sahibi olarak gösterildiğini, müvekkilinin davalı ile birlikte ortak olduğu şirketten ayrılmasından yaklaşık 9 ay sonra, davalının müvekkili ile birlikte ortak sahibi olduğu markalardan müvekkilinin tescillerinin kaldırılması istemiyle hükümsüzlük davası açtığını, 2016/... başvuru numaralı markanın işlem dosyasındaki başvuru sahibinin uyruğunun ... ve belirttiği adresin de ... sınırlarında olduğunu, davalının Türkiye'de ikametgahı olmadan ve kanuna aykırı şekilde marka vekilsiz olarak işlem yaptığını, 2016/... sayılı marka başvurusuna 23.12.2016 tarihinde yayına itiraz başvurusunda bulunması için marka vekili atandığını, yani başvuru esnasında atanmış bir marka vekili olmadığını, davalının marka başvurularının yapılmamış sayılması gerektiğini, marka tescillerinin yok hükmünde olduğu ileri sürerek, davalının 2016/..., 2017/..., 2017/... ve 2017/... sayılı markalardaki tescillerinin yok hükmünde olduğunun tespit edilmesine, bu tescillerin iptal edilerek Kurum nezdindeki sicilden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararlarının hukuka uygun olduğunu, davaya konu edilen dört marka başvurusunda da Kuruma bildirilen ülkemiz sınırları dâhilindeki yerleşim yerine Kurumlarınca çeşitli defalar tebligat yapıldığını, tebligatların iade olunmaksızın ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak muhatabına ulaştırıldığını, bu kapsamda söz konusu başvurular açısından, 556 sayılı KHK'nın 80. ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 160/3. maddesi kapsamında başvuru işlemlerinin vekil aracılığıyla yerine getirilmediğinden bahisle işlemlerin yapılmamış sayılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davaya konu ettiği hususun muhatabının diğer davalı Kurum olduğunu, müvekkilinin marka başvurusunu yürürlükte olan mevzuatlara uygun olarak gerçekleştirdiğini, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, ayrıca davacının işbu davayı açmasında herhangi bir hukuki yararının bulunmadığını, davanın kötüniyetli olarak açıldığını, müvekkiline açıkça husumet besleyen davacının müvekkilini zarara uğratmak adına çeşitli girişimlerde bulunduğunu, yine işbu davanın da yalnızca müvekkilini zarara uğratmak maksadıyla açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2016/... sayılı marka başvurusunun 15.07.2016 tarihinde davalı ... tarafından yapıldığı, davalı şahsın marka vekili olmaksızın şahsen bu başvuruyu gerçekleştirdiği, marka tescil başvuru formunda uyruğunun "...", adresinin "... ..." olarak beyan edildiği, marka başvurusunun yayımı sonrası dava dışı ...'ın marka vekili tarafından itiraz dilekçesi sunulduğu, bu itiraza karşı davalının marka vekili ... tarafından 14.02.2017 tarihli itiraza karşı görüş bildirme dilekçesi sunulduğu, itirazın neticeten Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun kararıyla reddedildiği ve 2016/... sayılı marka başvurusunun 13.10.2017 tarihinde davalı adına tescil edildiği, 2016/... sayılı marka başvurusunun davalı Kurum tarafından yürütülen işlemleri bakımından, bu markanın tescil edilmesini yok hükmünde sayacak ve buna bağlı olarak söz konusu markanın sicil kaydından kaldırılmasını gerektirecek hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, dava konusu 2017/..., 2017/... ve 2017/... sayılı marka başvuruları davalı ... ve davacı ... adına olup, başvuru kayıtlarına göre başvuru talebini davacının yaptığı, marka vekili olmaksızın tescil sürecinin işletildiği ve marka tescil belgelerinin verildiği, söz konusu markalar birlikte mülkiyete tabi olup, davacının yerleşim yerinin Türkiye olduğunun çekişme dışı olduğu, SMK'nın 160/3. maddesi hükmünde yer alan yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişilerin ancak marka vekilince temsil edileceğine ilişkin hükmün davalı Kurum nezdinde yürütülen idari süreci tebligat bakımından kolaylaştırmaya yönelik, gecikmeleri önleme amacına matuf, idari işlemlerin düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlamayı amaçlar nitelikte olduğu, somut olayda, davacının söz konusu marka başvurularının tescil müracaatında bulunduğu, bizatihi kendi eylemi ile davalıyı marka başvuru sahiplerinden biri olarak gösterdiği, dava konusu marka başvurularına ilişkin idari prosedürün işletildiği ve nihayetinde davalı Kurum tarafından davacı ... davalı şahıs adına birlikte malik sıfatıyla marka tescil belgeleri düzenlendiği, bu durumda tescil süreci tamamlandıktan sonra, davalının davacı aleyhine hükümsüzlük davası açması üzerine, davacı ... tescil başvuru formlarını davalı Kuruma bizatihi kendisi ilettiği halde, daha sonra davalı şahsın yurt dışında ikamet ettiği iddiasından bahisle marka vekili olmaksızın söz konusu markaları tescil ettirdiğine ilişkin iddiasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, hukuk düzeninin bir hakkın kötüye kullanılmasını korumayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı asıl tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaların yok hükmünde olduğunun tespiti ve sicilden terkini talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı asılın temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5c1526d10a2cb0e3 5cdff40afe06b20f