11. Hukuk Dairesi 2025/768 E. , 2025/6288 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1559 Esas, 2024/1814 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/259 E., 2022/137 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "..." asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki " ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kurum'a başvurduğunu, ... numarası verilen başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini 1990 yılında ilk kez tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını artırdığını, çok sayıda "..." ibaresini ihtiva eden markası olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda "..." ibaresini de içerir nitelikte endüstriyel tasarım tescillerinin bulunduğunu, "..." ibareli markaların WIPO nezdinde de tescilli olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik yüksek mahkeme içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, tüketicilerin halihazırda sahip oldukları "..." marka imajının, işbu dava konusu " ..." markasına transferinin iltibasa sebebiyet vereceğini, ortalama gıda tüketicisinin " ..." ibareli marka ile müvekkili şirketin "..." ibareli markalarını benzer olarak algılayacağını, davaya konu "... ..." markası ile müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalar arasında iltibas oluşturabilecek düzeyde benzerlik olduğunu, dava konusu markanın sahibi olan şirketin "..." ibaresini defalarca tescil konusu yaptığını, buna rağmen davalı yanın ilgili ibarenin yanına müvekkilinin tanınmış markası olan "..." ibaresini ekleyerek yeni bir marka oluşturma çabası içerisine girdiğini, dava konusu markanın, müvekkilinin seri markalarının arasına sızacağını, davalının müvekkiline ait tanınmış markalara benzer marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetli bir davranış olduğunu, davalı şirkete ait başvurunun tesciline cevaz verildiği takdirde bu durumun müvekkiline ait "..." ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini ve davalının müvekkili markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2021-M-5393 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin faaliyetlerinde kullandığı "..." markasının, müvekkilinin yoğun emek ve faaliyetleri doğrultusunda dünya çapında tüketicilerce tercih edilen, son derece tanınan ve bilinen bir marka hâline geldiğini, çok sayıda "..." ibareli tescilli markası bulunduğunu, davacının TÜRKPATENT nezdindeki itirazlarında dayanmadığı nedenlere huzurdaki dosyada dayanmasının mümkün olmadığını, yine dava dilekçesinde yer verilen endüstriyel tasarımların da YİDK kararı kapsamı dışında kalması sebebiyle değerlendirme dışında tutulması gerektiğini, TÜRKPATENT nezdinde dayanılmayan markalara huzurdaki dosyada dayanılmasının mümkün olmadığını, davacının dilekçesinde yer verdiği ve tescil tarihleri itibariyle üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiş markaların kullanımının ispatlanmasını talep ettiklerini, müvekkilinin başvuru üzerinde müktesep hakkının olduğunu, dava konusu marka ile davacı markalarının benzer olmadığını, müvekkili markasında "..." ibaresinin asli unsur konumunda bulunmadığını, müvekkili markası bakımından bu ibarenin malların cinsine, vasfına dair nitelendirme yapan bir ibare olduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunu, davacı markalarının tanınmış olduğuna dair delil sunulmadığını, kötüniyet iddialarının da hiçbir somut gerekçesinin veya hukuki dayanağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru ile davacının YİDK kararının iptali yönünden itiraza dayanak markaları ve hükümsüzlük istemi yönünden dayandığı markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali ve/ya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olduğu iddiasının yeterli delil, bilgi ve belge ile ispatlanamadığı, dava konusu marka bakımından SMK'nın 6/5 hükmü koşullarının oluşmadığı, davacının kötüniyet iddiasını da ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket tarafından cevap dilekçesi ile usulüne uygun olarak kullanmama def'inde bulunulmuş olup davacının itirazına mesnet olan ve tescil tarihlerinden dava konusu başvuru tarihine kadar 5 yıllık süre geçmeyen çok sayıda markası bulunduğu anlaşıldığından bu markaların kullanımının ispatına gerek görülmediği, davacının gerek YİDK kararının iptali gerekse marka hükümsüzlüğü istemi bakımından dikkate alınması gereken markalarının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvuru "..." ibareli olup başvuruda yer alan "..." ibaresi davalı şirketin çatı markası olduğundan başvurunun asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında, asli unsurlarının aynı olmasından kaynaklı olarak ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, her ne kadar davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu savunulmuş ise de, anılan ibarenin tanımlayıcı nitelikte olmadığı, anlamı itibariyle gıda ürünleri yönünden ayırt ediciliği düşük olmakla birlikte asgari olsa da bir korumayı haiz olduğu, başvuruda "..." ibaresi dışında yer verilen "..." ibaresinin davalının çatı markası olması nedeniyle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, buna göre başvurunun asli unsurunun da yalnızca "..." ibaresinden oluştuğu, bunun dışında başvuruya ayırt ediciliği sağlayacak herhangi bir unsura yer verilmediği anlaşıldığından davalıların bu yöndeki savunmalarının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığına ilişkin kabulünün yerinde görülmediği, tarafların marka kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince, dava konusu başvuru kapsamında 32. sınıf mallar yer almakta olup bu mallar davacının kullanım ispatına tabi olmayan 2018/..., 2018/..., 2019/..., 2019/... sayılı markalarının kapsamlarında da aynen yer aldığından somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmediği, ayrıca bir bilirkişi incelemesine gerek görülmediği, davacı tarafça tanınmışlık vakıasına dayanılmış ise de gerek marka başvuru aşamasında gerekse de işbu dava sırasında sunulan delillerle SMK'nın 6/5 hükmü koşullarının davacı yararına gerçekleştiği ispat edilemediğinden bu iddiaya itibar edilmediği, sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın kötüniyet olarak kabul edilemeyeceği, bunun dışında davalı başvuru sahibinin marka başvurusunu gerçekleştirirken kötüniyetli olarak hareket ettiğine dair bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından davacının kötüniyet iddiasının yerinde görülmediği, her ne kadar davalı şirket dava konusu başvurunun önceki markalarının serisi mahiyetinde olduğunu savunmuşsa da davalı adına tescilli olan ve müktesep hak koşullarını sağlayan önceki tarihli "..." ibareli marka bulunmadığından bu savunmanın yerinde görülmediği, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 32. sınıf malların tamamı bakımından SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca karıştırılma tehlikesi bulunduğu, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının iptali ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kabulü ile YİDK'in 16.07.2021 tarih, 2021-M-5393 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2020/... sayılı "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının gerek YİDK kararının iptali gerekse marka hükümsüzlüğü istemine dayanak kıldığı "..." esas unsurlu markaları ile davalının başvuru konusu "..." markası arasında, SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalının başvuru konusu " ..." ibareli kelime markası ile davacının " ...", "... ", "... ", "... ", "... +" ibareli markalarında ve diğer "..." esas unsurlu markalarında, "..." ibaresi ortak olarak kullanılmıştır. Ancak başvuru konusu markada, görsel bakımdan ilk olarak "..." ifadesi dikkat çekmekte olup bütün olarak değerlendirildiğinde, " ..." ibaresinin görsel, işitsel ve anlamsal olarak davacının "..." esas unsurlu markalarından farklılaştığı anlaşılmaktadır. Öte yandan "..." ibaresinin markasal ayırt ediciliği düşük olup başvuru konusu marka ortalama tüketici nezdinde "..." ibaresi olarak değil, " ..." ibaresi olarak algılanacaktır. Yapılan bu açıklamalar ışığında davalının başvuru konusu "... " ibareli kelime markası ile davacının "..." esas unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında karıştırılma ihtimalini içerecek şekilde iltibas tehlikesi bulunmadığı anlaşılmış olduğundan Bölge Adliye Mahkemesince kabule dair verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 16.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olması (davacının tek başına "..." esas unsurlu markasının da bulunması sebebiyle) nedeniyle onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma görüşüne iştirak etmiyorum.