Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/384 E., 2025/6311 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/384 E., 2025/6311 K. (16.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/384
Karar No
2025/6311
Karar Tarihi
16.10.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2025/384 E. , 2025/6311 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2197 Esas, 2024/1729 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/438 E., 2021/546 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.10.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Tic. A.Ş.'nin (...) kredi borçlarına müteselsil kefil olan davalı aleyhine kredi geri ödemelerinin vadesinde yapılmaması üzerine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından borca itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibe istinaden 09.08.2010 tarihinde davacı ile protokol düzenlendiğini, bu protokol gereği müvekkilince davacıya 11.08.2010 tarihinde 1.505.250,00 TL ödeme yapıldığını, buna karşılık davacının teminat olarak verilen ipotekler bakımından ipotekli takip başlatmayı ve müvekkiline karşı haciz yoluna gidilmeyeceğini taahhüt ettiğini, bu suretle davacının ipoteklerin paraya çevrilmesi tamamlanmadan müvekkili aleyhine takibe girişmeyeceğini taahhüt ettiğini, buna rağmen davacı tarafından protokole aykırı olarak müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, alacağın tahsilinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 170. maddesi gereği geciktirici koşula bağlandığını, bu koşul gerçekleşmediğinden davacının müvekkiline başvuru imkanının doğmadığını, yine protokole göre müvekkilinin sorumlu olduğu tutarın ancak ipotekli takipler sonucunda ortaya çıkacağını, ancak henüz ipotekli takiplerin sonuçlanmadığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın 09.08.2010 tarihli protokol uyarınca öncelikle tüm ipotekli taşınmazları paraya çevirip borca mahsup ettikten sonra davalı kefil aleyhine takip yapması gerekirken, protokoldeki koşula uymaksızın erken bir tarihte takip yaptığından, davalının bu yöndeki itirazının yerinde olduğu, davacı bankanın, zamanaşımının işlemeye devam etmesi nedeni ile işbu takibi ve davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu iddia ettiği, zamanaşımının TBK'nın 1 49... sayılı Borçlar Kanunu'nun 128. maddesi gereği alacağın muaccel olması ile işlemeye başlayacağı, protokolde davalı kefil yönünden alacak asıl borçlu tarafından gösterilen teminatların tamamının paraya çevrildikten sonra muaccel olacağı yönünde hüküm düzenlendiğine göre, davalı kefil yönünden kefalet borcunun protokol uyarınca ancak ipoteklerin tamamının paraya çevrilmesinden sonra talep edilebilir hale geleceği gerekçesiyle, davanın ve yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile protokolün 1. maddesinde taahhüt edilen 1.505.250,00 TL ödemenin davalı tarafından süresinde yapıldığı, protokolün 2. maddesinde ise bu ödemenin süresinde yapılması halinde davacının, sadece asıl borçlu ...'ın davacıya teminat olarak verdiği sözleşme ekinde belirtilen ipotekli gayrimenkullerin paraya çevrilmesi usulüne öncelik verileceği, söz konusu ipotekli takip sürecinde davalıya karşı ayrıca bir haciz uygulaması tercih edilmeyeceğinin davacı tarafından taahhüt edildiği, davalıya karşı ilamsız takip başlatılmayacağı yönünde bir taahhüt bulunmadığı, bu nedenle protokoldeki "haciz uygulanmayacağı" taahhüdünün "takip başlatılmayacağı" şeklinde yorumlanmasının protokole aykırılık taşıdığı, bu durumda alacağın muaccel olduğu, kat ihtarının da tebliğ edildiği, davalının 22.01.2010 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, ipotekli takip sürecinin uzun süreyi kapsaması ve temerrüt tarihinden itibaren işlemeye başlayan 10 yıllık genel zamanaşımı süresi de dikkate alındığında, davacının davalıya karşı dayanak ilamsız takibi başlatmasında protokole aykırılık görülmediği, bu nedenle mahkemece hüküm vermeye elverişli bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının talebiyle bağlı kalınarak davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, alacak likit olup davalı da itirazında haksız bulunmakla, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, diğer yandan davanın kabulüne karar verilmekle, davalı vekilinin kötüniyet tazminatı istemine ilişkin istinaf başvurusunun ise konusu kalmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, taraflar arasında akdedilen protokolün ikinci maddesinde ''haciz uygulaması'' ifadesine yer verilmiş olmasına, davalı aleyhine icra takibi başlatılmayacağı yönünde sınırlayıcı bir ibare bulunmamasına ve itirazın iptali davası sonrası müteakip icrai işlemler bakımından protokolde yer verilen ilgili şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin icra merciilerince değerlendirilecek olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Takip ve dava konusu alacağın varlığının sözleşmenin yorumlanması ve hukuki tartışmayı gerektirir mahiyette olması sebebiyle likit (bilinebilir, hesaplanabilir) nitelikte olmadığı gözetildiğinde davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “Kabul edilen toplam alacak üzerinden hesaplanan %20 oranında 3.087.030,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d9332875cedc9c6c 7f5e5e39e38becb0

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı