11. Hukuk Dairesi 2025/605 E. , 2025/5642 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/808 Esas, 2024/1639 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/286 E., 2023/81 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı şirketlerin mağazacılık ve perakende sektöründe faaliyet gösterdiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli “...” ve “...” esas unsurlu birçok markası bulunduğunu, ... markasının tanınmış olduğunu, davalı tarafın ev tekstili ürünleri satan mağazasındaki ürünlerinin tanıtım vasıtalarında “... ... Ürünüdür” ibaresini ön plana çıkardığını, ticaret unvanında da "... ..." ibaresini öne çıkararak markasal olarak kullandığını, ... ibaresini aynı zamanda tabela ve tanıtım malzemelerinde de kullandığını, bu durumun davacıların marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, bu şekilde bir kullanımın tüketici gözünde iltibasa neden olacağını, davalının ve bu yolla haksız kazançlar elde edeceğini, tecavüzün tespiti için Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/52 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını ileri sürerek davalının, davacıların marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitini, tecavüzün men’ini ve ref’ini, davalı şirketin unvanında yer alan “...” ibaresinin çıkarılmasını talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dosyasının dava dilekçesinde; davalının müvekkiline ait "..." markasına tecavüz ettiğini ve müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 500,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin tescilli “...” ve "..." markaları bulunduğunu, müvekkilinin tescilli ticaret unvanını ve markasını 2004’ten bu yana kullandığını, davacının bu zaman zarfında davalının kullanımına sessiz kaldığını, davalının tescilli unvan ve markasını hukuka uygun kullandığını, davalının 2011-2014 yılları arasında İstanbul'da ticari faaliyette bulunduğunu, davacının müvekkilinin kullanımını bilmediğini ileri süremeyeceğini, müvekkilinin ”...+şekil” markasını kullandığını, “...” ibaresini marka olarak kullanmadığını, ... ibaresinin aynı zamanda şirket ortağının soyadı olduğunu ve ticaret unvanını uzun yıllardır bu şekilde kullandığını, iltibas iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılardan ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş. adına tescilli marka bulunmadığını, diğer davacıya ait markalar ile davalının fiil kullanımları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesi anlamında markalar ve emtialar arasındaki çifte benzerlik şartının gerçekleştiği, davalının ticaret unvanının ek kısmı olan “... ...” ibaresini ön plana çıkararak markasal şekilde ve ev tekstili ürünlerinin satışı hizmetlerinde kullandığı tespit edilmiş ise de davalının bir bütün olarak ... ... ibaresi bakımından SMK'nın 6/3 hükmü kapsamında öncelikli hak sahipliği bulunduğu, dava konusu markaların piyasada barışçıl birlikteliğinin bulunduğu, bu birlikteliğin, bir yandan karıştırma ihtimalinin mevcut olmadığına delil teşkil ettiği, diğer yandan sessiz kalma yoluyla hak kaybı sonucunu doğurduğu, davalının kullanımlarını bilen davacının uzun yıllar boyunca sessiz kalarak davalı şirketin markası için emek-mesai sarf edip masraf ve yatırım yapmasına göz yumduğu, davacı yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, markaya tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i; birleşen dava ise maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.