Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/6 E., 2025/4638 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6 E., 2025/4638 K. (30.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6
Karar No
2025/4638
Karar Tarihi
30.06.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2025/6 E. , 2025/4638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/364 Esas, 2024/1791 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/599 E., 2022/287 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ve "..." isimli markaların 30. sınıf kodu ile tescilli olduğunu, bu markalar ile kullandığı ambalajları ve ürün görselleri üzerindeki tasarım hakları başta olmak üzere söz konusu fikri ve sınai mülkiyet haklarını uzun yıllardır Türkiye'de dahil olmak üzere dünya çapındaki birçok ülkede yoğun olarak kullandığını, müvekkilinin davaya konu markasına ait birtakım ürünlerin üretilmesi adına davalı ile çalışmaya başladıklarını, davalı firmaya ait fabrikadan ürünlerin teslimi müvekkil tarafından sağlanırken, ....ya yapılan yüklemeleri davalının gerçekleştirdiğini, sipariş usulü çalışıldığını, nihayetinde 12.03.2021 tarihi itibarıyle davalıya sipariş verilmediğini ve taraflar arasındaki ilişkinin bu tarih itibarıyle sona erdiğini, müvekkilince davalının halen haksız ve hukuka aykırı olarak bir kısım Avrupa ülkelerine ihraç suretiyle satış yaptığını tespit ettiklerini, hatta müvekkili şirkete ait "..." markalı 13 konteyner ürünü 2020 yılında müvekkili şirketin izni ve onayı olmaksızın müvekkil müşterisi olan Hollanda'da mukim ... firmasına satıldığını, davalı firmanın müvekkili şirkete ait ürünleri müvekkili şirketin markası altında izni ve onayı olmadan üretip satarak ve piyasaya sürerek, mevcut şöhret ve tanınmışlığından istifade ile haksız kazanç sağlamayı hedeflediğini, müvekkili şirketin tescilli markası adı altındaki ürünlerini sergilemek suretiyle hukuka aykırı eylemlerine devam ettiğinin tespit edildiğini, değişik iş dosyası kapsamında keşif yapılarak rapor aldırıldığını, davalı firma ve yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, tescilli marka veya benzerinin üçüncü kişiler tarafından hiçbir izin, ruhsat ve lisans sözleşmesi olmaksızın kullanılmasının marka hakkına tecavüz olarak kabul edildiğini, taraflar arasında yazılı şekil şartını karşılayan herhangi bir lisans sözleşmesi veya izin bulunmadığını, buna ek olarak, tarafların iş ilişkisi kapsamında müvekkil şirketin markaları ve diğer sınai mülkiyet haklarını taşıyan mallara yönelik ticari faaliyet göstermiş olsalar da ilgili kanun hükmü ve yukarıda izah edilen hususlar göz önünde bulundurulduğunda, lisans sözleşmesinin yazılı şekle tabi olması gerekmekte olup bu durumun hiçbir şekilde zımni bir lisans verildiği şeklinde yorumlanamayacağını, taraflar arasında bir ticari ilişki geçmişte mevcut bulunmuş olmakla birlikte ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere bu ticari ilişkinin sona erdiğini ve davalı firmaya müvekkili sınai mülkiyet haklarının kullanılması konusunda verilmiş olup halihazırda geçerli olan herhangi bir lisans, izin, muvafakat vs. hiçbir şekilde mevcut bulunmadığını, hal böyleyken davalı eylemlerinin müvekkilinin sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil ettiğinin izahtan vareste olduğunu, söz konusu ürünlerin ticari etki ve haksız kazanç yaratacak şekilde kullanıldığının tespit edildiğini, müvekkil şirket markasına ait malları sergileyen firma ile davalı firma arasında organik bağ mevcut olduğunu, davalının müvekkili şirket markalarını hukuka aykırı kullanarak satış yapmasının, müvekkil şirketin tescilli markalarına tecavüz oluşturması bir yana aynı zamanda haksız rekabetin oluşmasına da sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalının eylemlerinin marka ve tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesine, giderilmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının "..." ve "..." ibaresini içeren her türlü ürün, ürün ambalajı, logo, her türlü belge ve tanıtım malzemesine Türkiye sınırları içinde veya gümrük serbest liman veya bölge gibi alan dahil bulundukları yerde el konulmasına ve imhasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak açtıkları maddi tazminata ilişkin davda şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; değişik iş dosyasında alınan bilirkişi tespit raporunda ilgili ürünlerin davalı şirket ile bir ilgisi tespit edilemediğinden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı firma ile müvekkili şirketler arasında 2019 yılından 2021 yılının son aylarına kadar bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, taraflar arasındaki yerleşik ticari ilişki uyarınca müvekkil şirketin davacının ... ve ... markasına ait bazı ürünleri ürettiğini ve satışını gerçekleştirdiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacı şirket tarafından hukuka aykırı bir biçimde sonlandırıldığını, davalı şirketin haberdar edilmediğini ve bu nedenle eylemlerinin hukuka aykırı olmadığını, davacı şirketin sözleşmenin feshine ilişkin bir bildirim yapmayarak basiretli bir iş insanı gibi davranmadığını ve ticari örf ve adetlere aykırı davrandığını, söz konusu ticari ilişkinin sonlandığının soruşturma dosyasına sunulan vekaletname ile öğrenildiğini, davacı firmanın 2021 yılının Temmuz ayında müvekkili şirket çalışanları ile mailleşerek ürünlerin güncel stok ve fiyat bilgisini sorduğunu, taraflarınca sözleşmenin halihazırda devam edip etmediği kendilerine defalarca kez sorulmuşsa da bu hususta müvekkili şirkete cevap vermediklerini ve basiretli bir tacir gibi davranmadıklarını, davacı şirketin, davalı şirkete borçlu olduğunu ve bu yönde açılan davalardan kaçınmak amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkili şirket tarafından, davacı şirkete ait markaları taşıyan ürünlerin başka şirketlere satışının yapılmadığınu, bu hususun davalı şirkete ait fabrikada yapılacak keşif ve ticari defterlerde yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen eylemlerin hukuka aykırılık içermemekte olduğunu, davacı şirketin bu eylemler nedeniyle uğramış olduğu maddi veya manevi bir zararın bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça sunulan ticari belgelere göre tespit olunan 23.09.2020, 16.10.2020 ve 26.10.2020 tarihli ürün ihraçlarının davacının bilgi ve onayı dahilinde yürütülerek neticelendirildiğine ilişkin davalının sunduğu belgelere göre dava dışı ihraç faaliyeti yürütülen firma yetkilisi ile olan mail ortamındaki yazışmalarda, davalı temsilcilerinin davacı firma temsilcilerini de eklediği, ticari faaliyetin davacı firma dahil edilerek yürütüldüğü ve ihraçların gerçekleştirildiği, bu itibarla davacının bilgisi dahilinde yapılan ticari faaliyetlerden taraflar arasında davacı markasının kullanımını içeren sözleşmenin de devam ettiği, söz konusu fiillerin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı kanaatine ulaşıldığı, değişik iş dosyası üzerinden fiili tespit yapılan firmanın ise ... Dış Ticaret Limited Şirketi olduğu, söz konusu firmanın dosyada davalı sıfatının bulunmadığı ve ayrı tüzel kişilikler olması nedeni ile değişik iş dosyası ile tespit olunan fiillerden davalı yönünden yargılama yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından son sipariş tarihi itibariyle davalıya sipariş verilmediği, iş ilişkisinin sona erdiği ileri sürülmüş ise de davalı bu iddiayı kabul etmediğinden fesih tarihini ispat yükünün davacıda olduğu, davacı tarafından feshe ilişkin herhangi bir ihbar, delil sunulmadığı, mahkemece dosyada mevcut mail yazışmaları da dikkate alınarak, ihraç işlemlerinin sözleşmenin sona ermesinden sonra gerçekleştirildiğinin ispatlanamadığının kabul edilmesi yerinde olduğu gibi, delil tespit dosyasındaki kullanımların ... Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından gerçekleştirildiği belirtilmiş olmakla ilgili firmanın ayrı tüzel kişiliği mevcut olup davalı sıfatı bulunmadığı, delil tespit dosyasındaki delillerin mevcut delil durumuna göre bu dosyada davalıya karşı ileri sürülemeyeceği bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki, davacının "..." ve "..." ibareli tescilli markalarına dayalı ticari ilişkinin sonlandırılmasına rağmen, davalının davacıya ait ürünleri üreterek sattığı, ihraç ettiği iddiasına dayalı marka ve tasarım hakkına tecavüzün, haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile maddi manevi tazminat istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b9b22f2c325e89e8 c894a66da8e1b4da This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2025/6 E. , 2025/4638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/364 Esas, 2024/1791 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/599 E., 2022/287 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ve "..." isimli markaların 30. sınıf kodu ile tescilli olduğunu, bu markalar ile kullandığı ambalajları ve ürün görselleri üzerindeki tasarım hakları başta olmak üzere söz konusu fikri ve sınai mülkiyet haklarını uzun yıllardır Türkiye'de dahil olmak üzere dünya çapındaki birçok ülkede yoğun olarak kullandığını, müvekkilinin davaya konu markasına ait birtakım ürünlerin üretilmesi adına davalı ile çalışmaya başladıklarını, davalı firmaya ait fabrikadan ürünlerin teslimi müvekkil tarafından sağlanırken, ....ya yapılan yüklemeleri davalının gerçekleştirdiğini, sipariş usulü çalışıldığını, nihayetinde 12.03.2021 tarihi itibarıyle davalıya sipariş verilmediğini ve taraflar arasındaki ilişkinin bu tarih itibarıyle sona erdiğini, müvekkilince davalının halen haksız ve hukuka aykırı olarak bir kısım Avrupa ülkelerine ihraç suretiyle satış yaptığını tespit ettiklerini, hatta müvekkili şirkete ait "..." markalı 13 konteyner ürünü 2020 yılında müvekkili şirketin izni ve onayı olmaksızın müvekkil müşterisi olan Hollanda'da mukim ... firmasına satıldığını, davalı firmanın müvekkili şirkete ait ürünleri müvekkili şirketin markası altında izni ve onayı olmadan üretip satarak ve piyasaya sürerek, mevcut şöhret ve tanınmışlığından istifade ile haksız kazanç sağlamayı hedeflediğini, müvekkili şirketin tescilli markası adı altındaki ürünlerini sergilemek suretiyle hukuka aykırı eylemlerine devam ettiğinin tespit edildiğini, değişik iş dosyası kapsamında keşif yapılarak rapor aldırıldığını, davalı firma ve yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, tescilli marka veya benzerinin üçüncü kişiler tarafından hiçbir izin, ruhsat ve lisans sözleşmesi olmaksızın kullanılmasının marka hakkına tecavüz olarak kabul edildiğini, taraflar arasında yazılı şekil şartını karşılayan herhangi bir lisans sözleşmesi veya izin bulunmadığını, buna ek olarak, tarafların iş ilişkisi kapsamında müvekkil şirketin markaları ve diğer sınai mülkiyet haklarını taşıyan mallara yönelik ticari faaliyet göstermiş olsalar da ilgili kanun hükmü ve yukarıda izah edilen hususlar göz önünde bulundurulduğunda, lisans sözleşmesinin yazılı şekle tabi olması gerekmekte olup bu durumun hiçbir şekilde zımni bir lisans verildiği şeklinde yorumlanamayacağını, taraflar arasında bir ticari ilişki geçmişte mevcut bulunmuş olmakla birlikte ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere bu ticari ilişkinin sona erdiğini ve davalı firmaya müvekkili sınai mülkiyet haklarının kullanılması konusunda verilmiş olup halihazırda geçerli olan herhangi bir lisans, izin, muvafakat vs. hiçbir şekilde mevcut bulunmadığını, hal böyleyken davalı eylemlerinin müvekkilinin sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil ettiğinin izahtan vareste olduğunu, söz konusu ürünlerin ticari etki ve haksız kazanç yaratacak şekilde kullanıldığının tespit edildiğini, müvekkil şirket markasına ait malları sergileyen firma ile davalı firma arasında organik bağ mevcut olduğunu, davalının müvekkili şirket markalarını hukuka aykırı kullanarak satış yapmasının, müvekkil şirketin tescilli markalarına tecavüz oluşturması bir yana aynı zamanda haksız rekabetin oluşmasına da sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalının eylemlerinin marka ve tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesine, giderilmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının "..." ve "..." ibaresini içeren her türlü ürün, ürün ambalajı, logo, her türlü belge ve tanıtım malzemesine Türkiye sınırları içinde veya gümrük serbest liman veya bölge gibi alan dahil bulundukları yerde el konulmasına ve imhasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak açtıkları maddi tazminata ilişkin davda şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; değişik iş dosyasında alınan bilirkişi tespit raporunda ilgili ürünlerin davalı şirket ile bir ilgisi tespit edilemediğinden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı firma ile müvekkili şirketler arasında 2019 yılından 2021 yılının son aylarına kadar bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, taraflar arasındaki yerleşik ticari ilişki uyarınca müvekkil şirketin davacının ... ve ... markasına ait bazı ürünleri ürettiğini ve satışını gerçekleştirdiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacı şirket tarafından hukuka aykırı bir biçimde sonlandırıldığını, davalı şirketin haberdar edilmediğini ve bu nedenle eylemlerinin hukuka aykırı olmadığını, davacı şirketin sözleşmenin feshine ilişkin bir bildirim yapmayarak basiretli bir iş insanı gibi davranmadığını ve ticari örf ve adetlere aykırı davrandığını, söz konusu ticari ilişkinin sonlandığının soruşturma dosyasına sunulan vekaletname ile öğrenildiğini, davacı firmanın 2021 yılının Temmuz ayında müvekkili şirket çalışanları ile mailleşerek ürünlerin güncel stok ve fiyat bilgisini sorduğunu, taraflarınca sözleşmenin halihazırda devam edip etmediği kendilerine defalarca kez sorulmuşsa da bu hususta müvekkili şirkete cevap vermediklerini ve basiretli bir tacir gibi davranmadıklarını, davacı şirketin, davalı şirkete borçlu olduğunu ve bu yönde açılan davalardan kaçınmak amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkili şirket tarafından, davacı şirkete ait markaları taşıyan ürünlerin başka şirketlere satışının yapılmadığınu, bu hususun davalı şirkete ait fabrikada yapılacak keşif ve ticari defterlerde yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen eylemlerin hukuka aykırılık içermemekte olduğunu, davacı şirketin bu eylemler nedeniyle uğramış olduğu maddi veya manevi bir zararın bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça sunulan ticari belgelere göre tespit olunan 23.09.2020, 16.10.2020 ve 26.10.2020 tarihli ürün ihraçlarının davacının bilgi ve onayı dahilinde yürütülerek neticelendirildiğine ilişkin davalının sunduğu belgelere göre dava dışı ihraç faaliyeti yürütülen firma yetkilisi ile olan mail ortamındaki yazışmalarda, davalı temsilcilerinin davacı firma temsilcilerini de eklediği, ticari faaliyetin davacı firma dahil edilerek yürütüldüğü ve ihraçların gerçekleştirildiği, bu itibarla davacının bilgisi dahilinde yapılan ticari faaliyetlerden taraflar arasında davacı markasının kullanımını içeren sözleşmenin de devam ettiği, söz konusu fiillerin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı kanaatine ulaşıldığı, değişik iş dosyası üzerinden fiili tespit yapılan firmanın ise ... Dış Ticaret Limited Şirketi olduğu, söz konusu firmanın dosyada davalı sıfatının bulunmadığı ve ayrı tüzel kişilikler olması nedeni ile değişik iş dosyası ile tespit olunan fiillerden davalı yönünden yargılama yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından son sipariş tarihi itibariyle davalıya sipariş verilmediği, iş ilişkisinin sona erdiği ileri sürülmüş ise de davalı bu iddiayı kabul etmediğinden fesih tarihini ispat yükünün davacıda olduğu, davacı tarafından feshe ilişkin herhangi bir ihbar, delil sunulmadığı, mahkemece dosyada mevcut mail yazışmaları da dikkate alınarak, ihraç işlemlerinin sözleşmenin sona ermesinden sonra gerçekleştirildiğinin ispatlanamadığının kabul edilmesi yerinde olduğu gibi, delil tespit dosyasındaki kullanımların ... Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından gerçekleştirildiği belirtilmiş olmakla ilgili firmanın ayrı tüzel kişiliği mevcut olup davalı sıfatı bulunmadığı, delil tespit dosyasındaki delillerin mevcut delil durumuna göre bu dosyada davalıya karşı ileri sürülemeyeceği bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki, davacının "..." ve "..." ibareli tescilli markalarına dayalı ticari ilişkinin sonlandırılmasına rağmen, davalının davacıya ait ürünleri üreterek sattığı, ihraç ettiği iddiasına dayalı marka ve tasarım hakkına tecavüzün, haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile maddi manevi tazminat istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b9b22f2c325e89e8 c894a66da8e1b4da ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı