Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/599 E., 2025/5424 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/599 E., 2025/5424 K. (17.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/599
Karar No
2025/5424
Karar Tarihi
17.09.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2025/599 E. , 2025/5424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/894 Esas, 2024/1930 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/547 E., 2024/86 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının talebi üzerine toplamda 1.168.483,20 TL tutarlı fatura karşılığı pet şişe üretilerek davalıya teslim edilen ürünler karşılığında toplamda 574.840,88 TL tutarlı ödeme alındığını ancak kalan 593.642,32 TL tutarlı fatura bedelinin ödenmediğini, müvekkilin düzenlediği bir kısım faturalar için davalının 15.06.2023 tarihinde iade faturası düzenlediğini ve 20.06.2023 tarihli noter ihtarnamesi ile ürünlerin ayıplı olduğunun davalı tarafından kendilerine bildirildiğini, davalı ihtarnamesine 22.06.2023 tarihli noter ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve iade faturasının düzenlenmediği hususlarının belirtildiğini, bakiye borcun ödenmemesi nedeniyle takip başlatıldığını ancak davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı itirazının haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında fatura/irsaliye düzenlenmesi gibi bir durum olmadan tamamen güvene dayalı bir ticari ilişki bulunduğundan davacıya sipariş verilmeden önce söz konusu ürünlerin fatura edildiğini, teslim edilen ürün tutarında ödeme yapıldığını, teslim hususunda irsaliye düzenlediği yönündeki iddianın doğru olmadığını, zira tüm faturaların irsaliye ile aynı tarihte düzenlendiğini, ayrıca irsaliyelerde teslim alan ve teslim edilen kısımlarında imza bulunmadığını, tek taraflı olarak hazırlanan e-irsaliyelerin müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadığını ve dava dosyasına ibraz edilmeleriyle haberdar olunduğunu, davacıdan 09.01.2023 tarihli 274.840,88 TL tutarlı alınan ürün bedelinin 03.02.2023 tarihinde ödendiğini, yine 678.882,32 TL tutarlı faturaya konu ürünler henüz teslim edilmeden 06.04.2023 tarihli 129.800,00 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, ilgili faturalara konu ürünlerin müvekkil şirket müşterilerine teslim edilmeden müvekkile gelen yeni sipariş üzerine davacıya yeni sipariş geçildiğini, buna istinaden davacının müvekkil adına 22.05.2023 tarihli 84.960,00 TL tutarlı fatura düzenlediğini, bu aşamada müvekkile 03.02.2023 tarihinde teslim edilen 274.840,88 TL tutarlı ürünlerin bitmiş ürün haline getirilerek müvekkil müşterilerine teslim edildiğini, teslim edilen ürünlere ilişkin müvekkil müşterilerinden kutu ve kapaklarında sızma çatlama olduğu yönünde şikayetler alındığını, davacının ürünleri teslim ettiği 03.02.2023 tarihte incelendiğini ancak gözle görülür olağan inceleme sonucu ortaya çıkabilecek herhangi bir kusur ve ayıp olmadığı kanaatine ulaşıldığını, müşterilerinden gelen şikayetlerin mail yazışmalarında yer aldığını, ürünlerde gizli ayıp olduğunun anlaşılması üzerine davacıya ihtarda bulunulduğunu ve iade faturası düzenlendiğini, sözleşmeden dönme iradesinin davacıya bildirildiğini, davacının bu konuda kötü niyetle hareket ettiğini savunarak davanın reddi ile davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf ticari defterlerinin incelenmesi için alınan raporda davacı kayıtlarına göre davalının 593.642,32 TL borçlu göründüğü, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için yapılan tebliğe rağmen kayıtların sunulmadığı, davalıya ait ba formlarında dava konusu faturaların yer aldığı, bu haliyle dava konusu ürünlerin davalı tarafından teslim alındığının kabulü gerektiği, daha sonradan davalı tarafça iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç olmadığı, davacı kayıtlarının davacı lehine delil teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün 2023/24480 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın 593.642,32 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilerek devamına, kabul edilen asıl alacak miktarı olan 593.642,32 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava ve icra takibine konu faturaların oluşturduğu bakiye açık cari hesap alacağının ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 38da5e3495ab686b 8c490acf10ae4f6c This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2025/599 E. , 2025/5424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/894 Esas, 2024/1930 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/547 E., 2024/86 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının talebi üzerine toplamda 1.168.483,20 TL tutarlı fatura karşılığı pet şişe üretilerek davalıya teslim edilen ürünler karşılığında toplamda 574.840,88 TL tutarlı ödeme alındığını ancak kalan 593.642,32 TL tutarlı fatura bedelinin ödenmediğini, müvekkilin düzenlediği bir kısım faturalar için davalının 15.06.2023 tarihinde iade faturası düzenlediğini ve 20.06.2023 tarihli noter ihtarnamesi ile ürünlerin ayıplı olduğunun davalı tarafından kendilerine bildirildiğini, davalı ihtarnamesine 22.06.2023 tarihli noter ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve iade faturasının düzenlenmediği hususlarının belirtildiğini, bakiye borcun ödenmemesi nedeniyle takip başlatıldığını ancak davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı itirazının haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında fatura/irsaliye düzenlenmesi gibi bir durum olmadan tamamen güvene dayalı bir ticari ilişki bulunduğundan davacıya sipariş verilmeden önce söz konusu ürünlerin fatura edildiğini, teslim edilen ürün tutarında ödeme yapıldığını, teslim hususunda irsaliye düzenlediği yönündeki iddianın doğru olmadığını, zira tüm faturaların irsaliye ile aynı tarihte düzenlendiğini, ayrıca irsaliyelerde teslim alan ve teslim edilen kısımlarında imza bulunmadığını, tek taraflı olarak hazırlanan e-irsaliyelerin müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadığını ve dava dosyasına ibraz edilmeleriyle haberdar olunduğunu, davacıdan 09.01.2023 tarihli 274.840,88 TL tutarlı alınan ürün bedelinin 03.02.2023 tarihinde ödendiğini, yine 678.882,32 TL tutarlı faturaya konu ürünler henüz teslim edilmeden 06.04.2023 tarihli 129.800,00 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, ilgili faturalara konu ürünlerin müvekkil şirket müşterilerine teslim edilmeden müvekkile gelen yeni sipariş üzerine davacıya yeni sipariş geçildiğini, buna istinaden davacının müvekkil adına 22.05.2023 tarihli 84.960,00 TL tutarlı fatura düzenlediğini, bu aşamada müvekkile 03.02.2023 tarihinde teslim edilen 274.840,88 TL tutarlı ürünlerin bitmiş ürün haline getirilerek müvekkil müşterilerine teslim edildiğini, teslim edilen ürünlere ilişkin müvekkil müşterilerinden kutu ve kapaklarında sızma çatlama olduğu yönünde şikayetler alındığını, davacının ürünleri teslim ettiği 03.02.2023 tarihte incelendiğini ancak gözle görülür olağan inceleme sonucu ortaya çıkabilecek herhangi bir kusur ve ayıp olmadığı kanaatine ulaşıldığını, müşterilerinden gelen şikayetlerin mail yazışmalarında yer aldığını, ürünlerde gizli ayıp olduğunun anlaşılması üzerine davacıya ihtarda bulunulduğunu ve iade faturası düzenlendiğini, sözleşmeden dönme iradesinin davacıya bildirildiğini, davacının bu konuda kötü niyetle hareket ettiğini savunarak davanın reddi ile davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf ticari defterlerinin incelenmesi için alınan raporda davacı kayıtlarına göre davalının 593.642,32 TL borçlu göründüğü, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için yapılan tebliğe rağmen kayıtların sunulmadığı, davalıya ait ba formlarında dava konusu faturaların yer aldığı, bu haliyle dava konusu ürünlerin davalı tarafından teslim alındığının kabulü gerektiği, daha sonradan davalı tarafça iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç olmadığı, davacı kayıtlarının davacı lehine delil teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün 2023/24480 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın 593.642,32 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilerek devamına, kabul edilen asıl alacak miktarı olan 593.642,32 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava ve icra takibine konu faturaların oluşturduğu bakiye açık cari hesap alacağının ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 38da5e3495ab686b 8c490acf10ae4f6c ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı