11. Hukuk Dairesi 2025/494 E. , 2025/5268 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1339 Esas, 2024/1516 Karar HÜKÜM : Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/223 E., 2022/69 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1993 yılından beri “...” ibaresini ticaretinde kullandığını, ilk olarak 1996 yılında 175704 sayısı ile marka tescili aldığını, 2010 yılında tanınmış marka olarak tespit edildiğini, dava konusu markanın 2019/45200 sayılı “...” ibaresini içerdiğini, başvuruya yönelik itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) kararı ile reddedildiğini, dava konusu markanın müvekkilinin “...” markasının bir serisi gibi algılanabileceğini, “...” ve “...” ibarelerinin benzer olduklarını, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, taraf markalarının kapsamlarının da birbirleri ile benzer olduklarını ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2019/45200 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının markalarının farklı olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmündeki şartların somut olayda gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, davacının dayandığı markaların kullanımını ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin markasının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin 2007/44388 sayılı “...” markasının tescilli olduğunu, taraf markalarının benzer olmadıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait T/... sayılı tanınmış marka belgesi, mal veya hizmet markası olmadığından bu markaya yönelik olarak ileri sürülen kullanmama definin yerinde görülmediği, davacıya ait 2014/56225 sayılı markanın 14.06.2016 tarihinde tescil edildiği, bu markanın tescil tarihi ile dava konusu marka başvuru tarihi arasında 5 yıldan daha az süre bulunduğundan, bu marka bakımından da ileri sürülen kullanmama definin yerinde bulunmadığı, dava konusu marka başvurusu kapsamında bulunan 39... . sınıf hizmetler ile davacının işlem dosyasına dayanak tek markası olan 2014/56225 sayılı markası kapsamında yer alan 39... . sınıftaki hizmetlerin benzer olduğu, anılan hizmetlerin ilgili tüketicilerinin genel anlamda yetişkin bireyler oldukları, bu hizmetlerin tüketicinin günlük hayatında rutin olarak yararlandığı hizmetler arasında yer almadığı gibi görece yüksek fiyatlı hizmetler olduğu, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında ... ve ... kelimelerinin görsel intibaları açısından güçlü bir benzerlik ilişkisi içerisinde olmadıkları, dava konusu marka başvurusunun tek başına “...” şeklinde değil bir bütün olarak “...” şeklinde olduğu, tüketicinin de dava konusu markayı bütün olarak algılayacağı, dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet davacı markası arasında SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, tanınmışlık iddiasının koşullarının oluşmadığı, kötüniyet iddiasının da yerinde görülmediği gerekçesi ile YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kullanmama defi, tanınmışlık ve kötüniyete ilişkin değerlendirmelerinin yerinde görüldüğü ancak; davalının “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet “...” esas unsurlu markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibarıyla görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1 hükmü anlamında bir benzerlik bulunduğu, taraf markalarının kapsamındaki hizmetlerin benzer oldukları, itiraza mesnet markanın “...”, redde mesnet markanın “...” asıl unsurlarından oluştuğu, davacıya ait markanın ilk dört harfi ile davalının başvurusunun ilk dört harfinin aynı “...” ibaresi tarafından temsil edildiği, davacının sonraki “e” harfi ile davalı başvurusunun “so” harflerinin farklılığının başvuruya yeterli ayırt edicilik sağlamadığı, markada bulunan “...” ibaresinin de markaya yeterli farklılığı sağlamadığı, dolayısıyla davacının markası ile işitsel, görsel, anlam ve genel izlenim itibarıyla benzer olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceğinin anlaşıldığı, davalının başvurusunun kapsamında bulunan hizmetler ile davacının işlem dosyasına dayanak tek markası olan 2014/56225 sayılı markası kapsamında yer alan 39... . sınıf hizmetlerin benzer hizmetler olduğu, karşılaştırılan mal ve hizmetlerin dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu, yargılama sırasında dava konusu markanın tescil edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne YİDK kararının iptaline, davalı Şirket adına tescil edildiği anlaşılan dava konusu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde ilgililere iadesine, 11.09.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 6769 sayılı SMK'nın 6/1 hükmünde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde, her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibarıyla görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacının itiraza mesnet markaları "..." esas unsurlu iken davalı Şirketin başvuru markası "...” ibarelerinden oluşmaktadır. Davalı Şirket marka başvurusunda bulunurken "..." ibaresinin önüne "..." ibaresini eklemek suretiyle davacının markasından yeterince farklılaştırmıştır. Dava konusu "...” ibareli markanın parçalara bölünerek değil bütün olarak marka benzerlik değerlendirmesinde nazara alınması gerekir. Buna göre de dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet davacı markası arasında SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığının kabulü gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında atıf yapılan, Dairemizin 30.05.2024 tarihli, 2023/879 E., 2024/4532 K. sayılı ilamına konu uyuşmalıkta karşılaştırılan markalar sadece "... " ve "..." ibarelerinden oluştuğu için işbu dosya bakımından emsal teşkil etmeyecek olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönden bozulması gerektiğini düşündüğümden Sayın Çoğunluk görüşüne katılmıyorum.