11. Hukuk Dairesi 2025/332 E. , 2025/6218 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1510 Esas, 2024/1576 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/913 E., 2019/1415 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkilinin ... acente sıfatıyla uzun yıllardır seyahat acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin faaliyetlerinin 1618 sayılı Seyahat Acentaları Kanunu kapsamında olduğunu ve buna göre haklara sahip olduğunu, müvekkilinin sektörde yaygın olarak kullanılan Amadeus programı vasıtasıyla büyük teşebbüslerin rezervasyon ve seyahat planlamalarını yaparak, ... acente üzerinden rezervasyonları biletlediğini, ...'ın 10.10.2016 tarihli yazısı ile müvekkilinin bu faaliyetleri yapabileceğinin kabul edildiğini, müvekkili gibi seyahat acentelerinin davalının uçuşları için rezervasyon yaptıktan sonra ... seyahat acentesi vasıtasıyla rezervasyonun biletlenmesini tamamlayabildiğini, müvekkili gibi ... acenteler için davalının sistem veya ekranları ile rezervasyon yapmasının ticari faaliyetinin devamı için zorunlu olduğunu, davalının da dava konusu olay tarihine kadar bu tür işlemlere icazet vererek müvekkili ile aralarındaki sözleşme ilişkisini kabul ettiğini, 14.01.2015 tarihinde davalının bir çalışanının müvekkili şirket yetkilisini arayarak, müvekkilinin THY'ye ait bir uçuşta yer tuttuğunu, bununla ilgili kara listeye alınmaması için acilen yazılı belge düzenleyerek gönderilmesini istediğini, bu konuşma üzerine müvekkili şirket yetkilisinin herhangi bir yer tutma işlemi yapılmamış olmasına rağmen THY ile sorun yaşamamak için mail yoluyla yazı gönderdiğini, müvekkilinin hiçbir şekilde iddia edildiği gibi rezervasyon yapmadığını, PNR kaydı almadığını, bu mailin tamamen THY'nin haksız yaptırımına maruz kalınmamak için atıldığını, davalı tarafından isnat edilen kusurun tamamıyla davalının sistemsel eksikliğinden ve o andaki teknik arızadan kaynaklandığını, kısa bir süre sonra müvekkilinin sistemlerinin davalı tarafından kapatılarak müvekkilinin işlem yapmasının engellendiğini, müvekkilinin ekranının hiçbir gerekçe gösterilmeksizin ve uyarı yapılmadan kapatıldığını, müvekkilinin bu nedenle telafisi imkansız zarara uğratıldığını ve aradan 21 ay geçmesine rağmen müvekkilinin ekranlarının açılmadığını, davalının engelleme işleminden 13 gün sonra müvekkilinin mail yoluyla davalıya başvurduğunu, hakim durumun kötüye kullanılması yasak olmasına rağmen davalının bu engellemeyi devam ettirdiğini, davalının keyfi uygulama ile müvekkilini rekabet koşullarının dışına ittiğini, müvekkilince Rekabet Kurumuna yapılan başvurunun reddi üzerine Ankara 9. İdare Mahkemesinde dava açıldığını ve mahkemece hukuka aykırı red kararının iptaline karar verildiğini, davalının iddia ettiği yer tutma işleminin cezasının THY rezervasyon debit memo kurallarının 2.8. maddesinde düzenlendiğini, uygulanan cezanın orantısız olup müvekkilinin haksız olarak mağdur edildiğini, müvekkilinin işlem nedeniyle koltuk başına 50,00 euro ceza ödemek yerine ekran kapatılması ile karşı karşıya kaldığını, davalının haksız eylemi ile taraflar arasındaki sözleşmeye ve hukuka aykırı davrandığını ileri sürerek müvekkili şirketin hizmet sunumunu ve bilet rezervasyon işleminin haksız yere önlenmesi işleminin durdurulmasına, müvekkili şirketin ekranlarının açılmasına, davalı tarafından devam ettirilen sözleşmeye aykırılığın giderilmesi için sözleşmenin aynen ifasına, müvekkilinin sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğradığı zararlara karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sisteme erişiminin engellenmesinin hukuka uygun olduğunu, zira davacı tarafından rezervasyon kurallarının bir çok kez ihlal edildiğini, uçuş verilerine kimlerin erişebileceğini belirlemenin müvekkilinin doğal hakkı olduğunu, şirket yetkilisi ...'ün bu güne kadar ... kodu ile işletme belgesi iptal edilen ..., teyzesine ait ve usulsüzlük nedeniyle erişimi engellenen ... kodu ile çalışan ... ve son olarak ... Avrupa kodu ile bağlantılı olarak seyahat acentesi faaliyeti gösterdiğini, bu kişinin ... adı altında çalışırken müvekkilinin ve diğer hava yollarının programlarında usulsüzlükler yaptığını, bu kişi ile aile bireylerinin birlikte hareket etmesi nedeniyle Star Alliance bünyesindeki hava yolları tarafından kara listeye alındıklarını, sadakat programı üyeliklerinin askıya alındıklarını, müvekkilii ile acentelik sözleşmesi olmayan non-... seyahat acentelerinin müvekkilinin uçuş verilerini anlaşmalı oldukları bilgisayarlı rezervasyon sistemleri adı verilen CDS veya GDS sistemlerini kullanarak görüntüleyebildiklerini, taraflar arasında acentelik ilişkisi olduğunun iddia edilmesine rağmen, müvekkilinin biletlerini satmak için ilgililerin acente olması gerektiğini, bunun yolunun ise ya doğrudan müvekkili ile sözleşme imzalanması veya ...'dan akreditasyon almış olması gerektiğini, davaya konu olayda bir uçuşta 70 kişilik yer tutulmasının talep sahiplerinin biletlerini seyahat planlarına göre seyahatten önce planlama eğiliminde olduğu ve boş kalan her koltuğun son dakika satılması söz konusu olmadığı düşünüldüğünde, hava yolu için ağır maliyetleri olan uçuşun boş koltuklarla icra edilmesi, satış planlamasının hatalı yapılması, istenen ücret sınıflarında yer sunulamaması gibi olumsuzluklara neden olduğunu, bu durumun müvekkilinin yolcu ve gelir kaybı ile maliyetlerinin artmasına neden olduğunu, müvekkilinin bu nedenlerle bu tür işlemlerin oluşumunu engellemek için tüm GDS kullanıcılarına uyulması gerekli asgari kurallara ilişkin duyurular yaptığını, aynı zamanda tüm GDS'lerin kendi kullanıcıları ile olan ortak portal ve mail sisteminde ayrı ayrı duyrulmak üzere o dağıtıcılara gönderildiğini, ... tarafından işletme ruhsatı iptal edilen ... Turizm'in daha sonra ... Travel ismi ile faaliyete yeniden başladığını, davacının 7 Ocak tarihinde 7, 8 ve 9 Ocak tarihleri için yer tuttuğunun tespit edildiğini, davacının farklı günlerdeki seferleri için 249 kişilik yer tutmaya çalıştığının gözlenmesi üzerine durumun değerlendirilmesi ve davacıdan gelen cevaba göre kara listeye alınıp alınmayacağının belirlenmesine karar verildiğini, davacı tarafından bunun üzerine gönderilen mailde usulsüzlüğün yapıldığının açıkça ikrar edildiğini, tekrar yapılmayacağı taahhüt edilerek bunu yapan personelin işine son verileceğinin belirtildiğini, ancak davacının önceki dönemdeki usulsüzlükleri dikkate alınarak açıklamanın yeterli bulunmadığını, davacının diğer acentelere sağlanan imkanların kendisine de tanınmasını istemesi yönündeki beyanlarının doğru olmadığını, zira davacının müvekkilinin acentesi olmadığını, davacının bu nedenle haksız rekabet iddasının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında doğrudan sözleşmesel ilişki bulunmaksızın seyahat acentesi olarak faaliyet gösteren davacının, davalının küresel dağıtım sistemini (GDS) kullanan non ... bir seyahat acentesi olduğu, bu kapsamda davacının ... tarafından akredite edilmeyen acente niteliğinde bulunduğu, bu nedenle davacının biletleme ve rezervasyon işlemlerini doğrudan davalı ile yapmayıp başka seyahat acenteleri üzerinden işlem yaptığı, davacının önceki dönemde ..., ... Travel adı altında faaliyet gösterdiği, davacı şirketin ve önceki şirketlerin yetkilisi olan ...'ün davalı şirketin farklı uçuşlarında seyahat eden 13 adet yolcunun uçuşlarından doğan milleri ... Airlines tarafından sadakat programı kapsamında kendisine verilmiş olan hesaba işlediğin tespit edildiği, bu nitelikteki mil kazanımlarının usulsüz olması nedeniyle ...'ün davalı nezdindeki üyelik hesabının yaşam boyu kapatılmış olduğu, yine davacı şirket tarafından davalının tespit ve ilan ettiği debit memo rezervasyon kurallarına aykırı bir şekilde yer tutulduğunun tespit edildiği, davacı şirket çalışanı tarafından gönderilen mailde de bu durumun açıkça kabul edilerek bir daha yaşanmayacağının taahhüt edildiği, bu nedenle davacının bu işlemin teknik arıza nedeniyle gerçekleştiği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, tüm bu yaşananlar üzerine davalı tarafından rezervasyon sistemine davacının erişiminin engellendiği, uluslararası havacılık kurallarına uygun şekilde biletleme ve rezervasyon işlemlerinde uygulanacak kurallara ilişkin davalı tarafından yayınlanan ve tüm seyahat acentelerinin erişimine açık olan kurallara aykırılık teşkil eden davacı eylemleri nedeniyle davalının gerçekleştirdiği erişim engelleme uygulamasının hukuka uygun olduğu, kaldı ki taraflar arasında doğrudan sözleşmesel bir ilişki de bulunmadığı, uluslararası havacılık kuralları ve acentelerin uyması gereken kurallar dikkate alındığında davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinden söz edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan 14.01.2015 tarihli yazışmada, davacının sisteminin suistimal edildiği ve işlemin tekrar edilmeyeceğinin şirket yetkilisi ... tarafından kabul edildiği, bu elektronik postayla yapılan yazışmanın davacı tarafından ibraz edilmesi karşısında, artık yazışmanın güvenli elektronik imzayla yapılıp yapılmadığının araştırılmasına gerek bulunmadığı, davacı şirket ve ortağının yapmış olduğu usulsüz işlemlere dayandırılması ve yapılan usulsüz işlemler bilirkişi raporuyla belirlendiği gibi dava dilekçesine eklenen yukarıda belirtilen 14.01.2015 tarihli davacı şirket yetkilisinden sadır olan elektronik posta ile ispatlandığından artık başka bir kurumdan yazışma yapılarak davacı şirketin başka bir usulsüzlüğünün belirlenmesine gerek bulunmadığı, davacı sunduğu belge ile usulsüz işlem yaptığını kabul etmiş olup, davacının ve ortağının usulsüz işlemleri nedeniyle güvene dayalı olarak sürdürülen ve sıkı kurallara bağlanan uluslararası hava yolu taşımacılığına ilişkin kurallara aykırı davranan davacı ile eylemli şekilde sürdürülen ticari ilişkinin sona erdirilmesinin yerinde olduğu, dosya içinde bulunan Bakırköy 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin benzer bir konuda ...Acentesi ile THY arasında verdiği kararın da Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından 17.06.2015 tarih, 2015/3523 E., 2015/8403 K. sayılı ilamıyla onandığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı THY tarafından usulsüz işlemlerle davacının bilet satış ekranının kapatılması işleminin iptali ve bu nedenle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi