Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/319 E., 2025/5272 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/319 E., 2025/5272 K. (11.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/319
Karar No
2025/5272
Karar Tarihi
11.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/319 E. , 2025/5272 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/799 Esas, 2024/1976 HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/340 E., 2021/297 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının "..." ibaresini haksız biçimde tescil ettirerek, ... markasına ait "..." serisinin ithal, satış ve pazarlama, tanıtma, depolama vb. faaliyetlerini yürüten bütün şirketlere karşı haksız rekabet içerisine girdiğini, davaya konu ... markasının dünyada ... firması adına tescilli olduğunu, bu hususun davalı tarafından bilindiğini, keza davalının ... firmasının ... markalı ürünleri de dahil Türkiye'de tek yetkili distribütörü olduğunu, davalının yetkili distribütörü olduğu ... firmasına ait dava konusu markayı ticari vekil olarak kendi adına tescil ettirme hususunda da bir yetkilendirmesinin olmadığını, davalının markasının kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı şirketin tescil ettirdiği "..." ibaresini "..." markasının ürettiği ürünlerin serisini belirtmek amacıyla kullandığı seri ismi olduğunu, davalı şirket tarafından "..." ibaresinin tescil edilerek marka haklarını elinde bulundurmasının, müvekkil şirket ile birlikte uluslararası tanınırlığı olan "..." markasının "..." serisi üzerinden ithal, satış ve pazarlama, tanıtma, depolama ve bunun gibi faaliyetler yürüten bütün şirketleri zor duruma soktuğunu ve haksız rekabet yarattığını, bu sebeple davalı markasının tüm sınıflarda hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkilinin davayı açmada hukuki yararı bulunduğunu, "..." markası ve çatısı altında üretilip dünyaya pazarlanan ürünlerin, bu markadan bağımsız olarak sadece "..." ibaresi ile tescil edilmesinin hiçbir emtia bakımından karşılığı bulunmadığını ileri sürerek davalı şirket adına 09. sınıfta tescilli 2011/84681 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... firmasının "Tek Yetkili Türkiye Distribütörü” olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 09. sınıfta 2011/84681 sayılı markayı ... firmasının bilgisi dahilinde tescil ettirdiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 10. maddesi gereği markanın hükümsüzlüğü davasının ancak markanın gerçek sahibi olduğunu iddia eden kişi/kişilerce açılması ve/veya talep edilmesi gerektiğini, ticari temsilcinin veya gerçek hak sahibi olmayan ticari vekil tarafından markanın tescil edilmiş olmasının genel bir hükümsüzlük nedeni olmadığını, 3.kişiler tarafından bu husus ileri sürülerek markanın hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini, dolayısıyla davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ayrıca ... firması ile ticari ilişkilerinin devam ettiğini, bu nedenle ... açısından kötüniyet iddiasının mesnetsiz olduğunu, marka hakkının tükenmesinin hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceğini, paralel ithalat yolu ile gelen herhangi bir malın satışının önüne geçilmediğini, sadece ... markasının tek başına web sitelerinde izinsiz kullanımının önlenmesi açısından çeşitli hukuki yollara başvurulduğunu, bir an için davacının işbu davayı açmakta hukuki menfaati ve taraf sıfatına haiz olduğunu düşünülse dahi davacı tarafından "..." markasının davalı adına tescilli olduğu uzun süredir bilindiğini, dava konusu markanın 8 yılı aşkın süredir ... firmasının bilgisi dahilinde kullanıldığını, davacının davaya konu marka tesciline 5 yılı aşkın süredir sessiz kaldığını, kaldı ki davacının "..." ya da buna benzer tescilli markası olmadığını dolayısıyla ortada kazanç kaybı ya da haksız rekabet olduğundan bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dışı ... Şirketinin Türkiye'deki tek satıcısı olduğu, tek satıcı olarak dava konusu markayı adına tescil ettirdiği, uzun yıllardır marka tescilinin sürdüğü, bu noktada marka tescilinin temelinde dava dışı hak sahibi ile olan ticari ilişki olduğu, bu hususta özel olarak yetkilendirilmiş olmadığının kabulü halinde dahi bu durumun temeldeki ticari ilişki dikkate alındığında davalının doğrudan kötüniyetli olduğu sonucunu doğurmayacağı ve tescil sırasında tek satıcı olan davalının hak sahibine ve piyasadaki diğer satıcılara yönelik doğrudan kötüniyetle hareket ettiğinin söylenemeyeceği, kaldı ki SMK'nın 152. maddesi gözetildiğinde tescilin paralel ithalat ve kanunun cevaz verdiği orjinal tescilli markayı taşıyan ürünlerin piyasaya sunulması yönünden kısıtlayıcı bir yönünün bulunmadığı dikkate alındığında davalının marka tescili sırasında kötüniyetli olduğunun kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı, rapordaki dava dışı şirketin marka tesciline rızasının bulunup bulunmadığı, dava dışı şirket adına başka marka tescillerinin bulunduğu, hükümsüzlük vs hususlara ilişkin değerlendirmelerin hak sahibinin SMK'nın 6. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ileri sürebileceği hususlar olduğu, tek satıcılık ilişkisinin varlığının 3. kişi konumunda olan davacı tarafından açılan kötüniyetli tescile dayalı hükümsüzlük iddiasının reddi yönünden gerek ve yeter sebep olduğu gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükümsüzlüğü talep edilen "..." markasının gerçek hak sahibin dava dışı ... firması olduğu, eldeki davada markanın, gerçek hak sahibi tarafından açılmış markanın kendi adına devrini ya da hükümsüzlüğü talebinin söz konusu olmadığı, davacının ise marka üzerinde hak sahipliği iddiasının bulunmadığı, davalının ticari vekil olarak markayı kendi adına tescil ettirmesine karşı çıkıldığı ancak gerçek hak sahibi olmayan davacının SMK'nın 6. maddenin ikinci fıkrasına dayalı hükümsüzlük talebi yönünden aktif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılıyorsa da, davacı, markanın gerçek hak sahibi olan ... firmasının "..." serisi ürünlerinin ithalat ve satışını yaptığını, davalının bu ibareyi kendi adına tescil ettirmesindeki amacın başkalarının ticari faaliyetine engel olmak olduğunu, bu kapsamda haklarında markaya tecavüz davası açıldığını bu durumun kötüniyetli tescile işaret ettiğini ileri sürmüş olduğundan SMK'nın 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 25. maddenin birinci fıkrası gereğince hükümsüzlük davası açmakta menfaaati olduğu, bu sebeple kötüniyete dayalı marka hükümsüzlüğü talebi yönünden aktif dava ehliyeti bulunduğu, ayrıca davalı marka tescilin marka sahibinin onayı dışında kötüniyetli olarak tescil edildiğinin ispatlanamadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararında gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d4cc81ba3a529449 5e75b2519d12ab22

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı