11. Hukuk Dairesi 2025/25 E. , 2025/4463 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/495 Esas, 2024/1411 Karar KARAR : Davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/340 E., 2024/114 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün 2023/13056 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takip tarihinde, takibin 102.757,92 euro tutarı yönünden müvekkilinin davalıya vadesi gelmiş borcu bulunmadığını, taraflar arasındaki alım satım vb. işlemlerin tamamının 60 gün vadeli olarak yapıldığını, satın alma teyit formlarında da bu hususun "Ödeme Şekli: 60 Gün Vade" olarak belirtildiğini, davalının, müvekkili ile arasındaki süregelen ticari faaliyette vadesi gelmeyen ödemeye ilişkin 04.05.2023 tarihinde başlattığı takipte haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötüniyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedeli olan 102.757,92 euro üzerinden %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirkete yönelik kesilen faturaların vadesinin 60 gün ileriye dönük olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, vadesi gelen alacaklarına yönelik icra takibi başlatıldığından kötüniyet tazminatından da söz edilemeyeceğini, davacının hukuka aykırı bir şekilde ve haksız olarak icra takibini durdurarak müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını engelleme amacı taşıdığını savunarak davanın reddine ve tarafları lehine %20 tazminat hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yanca davacı aleyhine toplam 332.758,01 euro alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı, satın alma teyit formlarında "Ödeme Şekli: 60 Gün Vade" ibaresinin bulunduğu, davalı şirketin yetkilisi tarafından gönderildiği iddia edilen, davalı cevabında da inkâr ve itiraza uğramayan 18.04.2023 tarihli mail ile açıkça fatura tarihinden itibaren 60 gün vade hesaplanarak hangi faturanın ödeme vadelerinin hangi tarihlerde olduğu ve alt kısımda da vadesi gelen bakiye ve gelmeyen bakiye olarak şeklinde belirtildiği, kısmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda da vadenin 60 gün olarak tespit edildiği, dolayısıyla toplam tutarı 102.757,92 euro olan faturalar yönünden muacceliyet oluşmadan haksız olarak icra takibi başlatıldığı, ancak takip ve işbu dava tarihinden sonra davacı tarafın 12.06.2023 tarihinde dava konusu edilen borcu ödediği, dolayısıyla davacı tarafın menfi tespit ve takibin iptali isteminin konusuz kaldığı, davalının henüz vadesi gelmeyen alacağın takibe konulması yönünden takipte kötüniyetli ve haksız olması nedeni ile 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı İİK) 72/5 maddesi gereğince davacının tazminat isteminin kabulü gerektiği, davalı tarafın harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulduğu gerekçesiyle davacının menfi tespit istemi konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72/5 hükmü uyarınca 102.757,92 euronun takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranındaki kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın açıldığı tarih itibariyle menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı, İİK'nın 72. maddesinde, menfi tespit davasının takipten önce ya da sonra açılabileceğinin düzenlendiği, somut olayda da duran icra takibinden sonra menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararının bulunduğu, bilirkişi aracılığıyla incelenen usulüne uygun tutulan davacı ticari defterlerine göre, davacı takip tarihi ve dava itibari ile davalıya 332.757,92 euro borçlu; usulüne uygun tutulan davalı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalı, davacıdan 332.758,01 euro alacaklı göründüğü, satın alma teyit formlarında ödeme şeklinin 60 gün vadeli olarak belirtildiği, yine dosyaya sunulu davalı şirket tarafından gönderilen ve davalı tarafça içeriği inkâr edilmeyen 18.04.2023 tarihli mail yazışmasında da fatura tarihlerinden itibaren 60 gün vade hesaplanarak ödeme tarihlerinin belirlendiği, davalı tarafça davacının iade faturası düzenlemeyerek faturaları kabul etmesi nedeniyle icra takibine konu tüm faturaların muacceliyet kesbettiği ileri sürülmüş ise de taraflar arasındaki satım ilişkisinde bedelin ödenmesi için bir süre belirlendiği görülmekle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 90. maddesine göre ifa zamanının taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğine anlaşılmadıkça her borcun doğumu anında muaccel olacağına ilişkin hükmün somut olayda uygulanma koşullarının bulunmadığı, davacının menfi tespit talebine konu ettiği 102.757,92 euro yönünden takip tarihi itibarıyla davalının muaccel bir alacağının olmadığı, bununla birlikte takip ve davadan sonra muaccel hale gelen 102.757,92 euro bedelli faturaların da dahil olduğu takip miktarı olan 332.758,01 euro, davacı tarafından 09.06.2023 ve 23.06.2023 tarihlerinde ödenmekle ve bu ödeme davalı vekili tarafından ikinci cevap dilekçesinde teyit edilmekle davanın konusuz kaldığı, her ne kadar davalı tarafından dava konusu faturalar yönünden alacak muaccel hale gelmeden davacı hakkında takip başlatılmış ise de davalının aynı takipte muaccel olan diğer faturalara ilişkin alacağını da talep ettiği, davalının, davacıdan alacaklı olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı gözetildiğinde davalının takip yapmakta kötüniyetli olmadığının kabulü gerektiği, yine konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde maktu karar ve ilam harcı alınması gerektiği hususunun gözetilmemesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacının menfi tespit istemi yönünden dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı vekilinin kötüniyet tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: İİK'nın 72. maddesinin beşinci fıkrasında "... Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir..." hükmü düzenlenmiştir. Davacı tarafça dosyaya sunulan, davalı şirketi yetkilisi tarafından gönderilen ve davalı tarafından da inkar ve itiraza uğramayan 18.04.2023 tarihli mail ile açıkça fatura tarihinden itibaren 60 gün vade hesaplanarak hangi faturanın ödeme vadelerinin hangi tarihlerde olduğu ve alt kısımda da vadesi gelen bakiye ve gelmeyen bakiye alacakların belirtildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da vadenin 60 gün olarak tespit edildiği, dolayısıyla toplam tutarı 102.757,92 euro olan faturalar yönünden muacceliyet oluşmadan icra takibi başlatıldığı, bu durumda henüz vadesi gelmeyen alacak yönünden davalının takibe koymasının kötüniyetli ve haksız olduğu, bu nedenlerle mahkemece İİK'nın 72/5 hükmü gereğince davacının kötüniyet tazminat isteminin kabulüne karar vermesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “reddine” ibaresinin çıkartılarak yerine “kabulü ile 102.757,92 euronun takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranındaki kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, istek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davalıya iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! be50f62512ee6710 a49e4aa12dbd91da