11. Hukuk Dairesi 2024/6049 E. , 2025/4462 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1494 Esas, 2024/1052 Karar KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/96 E. 2023/624 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Konya 9. İcra Müdürlüğünün 2023/1170 E. sayılı dosyası üzerinden, kendileri aleyhine ...bank .., .. .. Şubesine ait, 30.01.2023 keşide tarihli, 004011 numaralı ve 750.000,00 TL bedelli çeke istinaden icra takibi başlatıldığını, dava konusu çekin lehtarının adi ortaklık olmasına rağmen, ilk cironun adi ortaklık tarafından atılmadığını, çekte yasal unsurların bulunmadığını ve ciro silsilesinin bozuk olduğunu, davalının yetkili hamil sayılamayacağını, çeklerin gerçek yetkili hamilinin davacı şirket ile ticari ilişki içerisinde bulunan dava dışı ... A.Ş. olduğunu, bu çekin ... A.Ş. elindeyken kaybolması nedeniyle İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/41 E. sayılı dosyası üzerinden zayii sebebiyle çek iptali davası açıldığını, ayrıca ... A.Ş.'nin başvurusu üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/22174 Soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturma yürütüldüğünü, bu davanın davacı ... Ltd. Şti. tarafından adi ortaklık adına değil, doğrudan doğruya ciranta sıfatıyla ... Ltd. Şti. adına açıldığını ileri sürerek davacı ... İnş. Müh. Mim. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalı ...'ya dava konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile Konya 9. İcra Müdürlüğünün 2023/1170 E. sayılı takibinin iptaline ve kötüniyetle takip başlatan davalının % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip dayanağı çek incelendiğinde fiziken bir birini takip eden cirolar olduğu ve müvekkilinin davacılar arasında ve cirantalar arasında hukuki ve ticari ilişkiyi bilmesi mümkün olmayacağından müvekkilinin keşideciye müracaat hakkının engellenemeyeceğini, lehtarın iş/adi ortaklık olduğu ve çekin bu ortaklık tarafından tedavüle çıkartılması gerektiği, çıkartılmadığından ciro silsilesinin kopuk olduğu itirazlarının dinlenemeyeceğini, adi ortaklığın hükmi bir kişiliği olmadığı gibi tüzel kişiliği de bulunmadığından adi ortaklık ile ilgili olarak adi ortaklık tarafından çekin cirolanmasının mümkün olmadığını, adi ortaklığın bir borç ilişkisinde taraf olamayacağının açık olduğunu, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yetkili hamil olup olmadığının tespiti için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/22174 sor. sayılı dosyasının re'sen bekletilici mesele yapılmasına karar verilmiş ise de 11.10.2023 tarihli son duruşmada her iki taraf vekilinin de açıkça bu soruşturma dosyasının sonucunun beklenilmesinden vazgeçilmesini istediği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 14.01.2014 tarih ve 2013/3934 E., 2014/1086 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, her iki tarafın savcılık soruşturma dosyasının beklenilmesinden vazgeçilmesini açıkça istemeleri ve bu delile her iki tarafın da dayanmaktan vazgeçmiş olması karşısında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/22174 sor. sayılı dosyasının sonucunun beklenilmesinden vazgeçildiği, dava konusu çekin lehtarının 3 şirketten oluşan adi ortaklık olmasına rağmen, ilk ciro olarak bu adi ortaklığın imza atmadığı gibi, ilk imzayı atan ... Ltd. Şti.'nin adi ortaklığı temsilen de imza atmaması nedeniyle, ilk imzadan itibaren keşideci ve lehtarlar yönünden ciro zincirinde kopukluk meydana geldiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.11.2021 gün ve 2017/(19)11-2738 E. 2021/1513 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, davalı hamil ...'nın ciro zincirinin koptuğu noktadan itibaren geriye doğru (keşideci ile lehtar olan adi ortaklara) müracaat edemeyecek ise de, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara (bu arada ciranta davacı ... Ltd. Şti.'ye) müracaat edebileceği, davalı tarafa tazminat verilmesine ilişkin 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 72/4. maddesinde yazılı şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin keşidecisinin ... Yapı Malzemeleri A.Ş., lehtarının "... ... ... İş Ortaklığı" olduğu, çek arkasındaki ilk cironun ... İnş. Müh. Mim. Turizm Ltd. Şti. tarafından yapıldığı, iki veya daha fazla işletmenin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri ortaklığın (...'nin) tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyetinin bulunmadığı, ortakların, ortaklık borçlarından dolayı alacaklılara karşı doğrudan doğruya ve sınırsız olarak tüm varlıklarıyla sorumlu olduğu, dava konusu çekte lehtar olarak yer alan iş ortaklığının diğer ortakların ciroda imzasının bulunmaması, iş ortaklığının diğer ortaklarının 3. kişilere karşı sorumlu olup olmayacağı noktasında değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu, iş ortaklığını oluşturan şirketlerden olan davacının, ciroda münferiden bulunan imzası kendisini bağlayacak olup, imzaların istiklali ilkesine göre ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığının anlaşılmasına göre ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava konusu çek üzerinde yer alan ciro silsilesinin bozuk olması nedeniyle davalının meşru hamil olmadığının tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının ve adi ortaklığı oluşturan tüm şirketlerin cirosu ile çekin tedavüle sokulması gerekirken davacı şirketin kendi cirosu ile çeki tedavüle sokması ve bilahare borçlu olmadığına dair tespit istemesi hususunun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olduğunun anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.