11. Hukuk Dairesi 2025/244 E. , 2025/4649 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1153 Esas, 2024/1627 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2022/258 E., 2023/199 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların birlikte malik oldukları ... İli .. İlçesi ... Mahallesi 2505 ada 4 parsel sayılı taşınmazın üzerinde davalı lehine yine davalının ticari ilişki içerisinde olduğu .. .. Akaryakıt Tur. İşl. Güv. Sis. İth. İhr. Tic. San. Ltd. Şti.(...) ile ticari ilişkisinin teminatı olarak 400.000,00 TL bedel ile ipotek tesis edildiğini, tesis edilen ipoteğin üst sınır ipoteği olduğunu, dava dışı ... ile davalının ticari ilişkilerinin ve bayilik sözleşmelerinin 06.12.2012 tarihli ... 5. Noterliği'nin ihtarnamesi ile haklı olarak sona erdirildiğini, dava dışı ...’nın davalıya herhangi bir borcu olmamasına rağmen ipoteğin terkin edilmediğini ileri sürerek borcun ortaya çıkması halinde depo kararı verilmek suretiyle dahi anılan taşınmaz üzerindeki ipoteğin terkinine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Fer'i müdahil müdahale dilekçesinde; müvekkilinin davalıya sözleşmenin devam ettiği süre boyunca doğmuş herhangi bir cezai şart ve başkaca herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı ödemesini peşin aldığı halde mal tedarikini sağlayamadığı için bayilik sözleşmesi müdahil şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davalı tarafından müdahil şirkete herhangi bir cezai şart talebi iletilmediği gibi herhangi bir fatura da tebliğ edilmediğini, davalı tarafından müvekkiline ödenen hibenin davalı defterine hatalı kaydedilip müvekkilinin borcuna yazıldığını belirtmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde ...’nın borcu olmadığını iddia etse de cari ilişkinden kaynaklı olarak ... İstasyonu için 3.432,10 TL, ... İstasyonu için 10.555,73 TL müvekkiline borcu bulunduğunu, ayrıca dava dışı şirketin 31.07.2007 tarihli asgari mal alım taahhüdü gereği aylık 1000 ton beyaz mal alması (benzin, motorin, gaz yağı) gerektiğini, bu kapsamda eksik alınan ton başına 80,00 USD cezai şart ödemesi gerektiğinden dava dışı ...’nın 277.770,00 USD cezai şart borcu olduğunu ve buna ilişkin olarak düzenlenen faturanın ödenmediğini, diğer alacakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmede cezai şart ve kâr mahrumiyetinden bayinin sorumlu olacağına yer verildiğini, asıl borçlu ...’nın mal tedarik edilmediği gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiği ve bu nedenle cezai şarttan sorumlu olmaması gerektiği savunmasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile, dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mah., 2505 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki davalı ...lehine konulan hükümde belirtilen ipoteklerin fekkine, davacı vekilince ... ... Şubesinde 22.02.2023 tarihinde davalı adına vadeli hesaba depo edilmiş olan 13.977,83 TL'nin karar kesinleşiğinde işlemiş faiziyle birlikte davalı ... Ür. A.Ş'ye ödenmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekilleri ve fer'i müdahil vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya arasına alınan ipotek akit tablosundan anlaşıldığı üzere 09.12.2004 tarih ve ... yevmiye numaralı 150.000,00 TL bedelli ipotek ile 17.09.2010 tarih ve 6083 yevmiye numaralı ilave 250.000,00 TL ile toplam 400.000,00 TL bedel ile davacılar tarafından davalı lehine ... İli ... İlçesi ... Mah. 2505 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği, davalı ile dava dışı ... arasında bayilik sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşmeye istinaden dava konusu taşınmaz üzerine 09.12.2004 tarihinde davalı lehine doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 150.000,00 TL üst sınır ipoteği, 17.09.2010 tarihinde 250.000,00 TL ilave ile toplam 400.000,00 TL üzerinden ipotek konulduğu, davalı ticari defter ve kayıtlarına göre dava tarihi itibarıyla bayilik sözleşmesi nedeniyle dava dışı ...’nın davalıya cezai şart haricinde ... istasyonu için 3.422,10 TL, ... istasyonu için ise 10.555,73 TL olmak üzere toplam 13.977,83 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, Mahkemece 16.02.2023 tarihli oturumda davacı vekiline 13.977,83 TL'yi dava dışı ... adına ... ... Şubesinde açılacak vadeli hesapta depo etmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve verilen süre içerisinde belirtilen bedelin depo edildiği, davalı taraf her ne kadar dava dışı ...’nın bayilik sözleşmesi hükümlerini ihlal etmesi ve eksik mal alımı nedeniyle alınan mal bedeli ve cezai şarttan kaynaklı borcunun daha fazla olduğunu ileri sürmüş ise de bu konuda İlk Derece Mahkemesi karar tarihine kadar davalı tarafından dava dışı ... ve davacı aleyhine açılmış bir dava veya icra takibi bulunmadığı gibi ticari defterlerinde de bu konuda bir alacak kaydının yer almadığı, dolayısıyla karar tarihi itibarıyla alacaklı olduklarına dair bir delil dosya içine sunulmadığı, dosya içinde bulunan tüm belge ve bilgilerden davaya konu ipoteğin davalı ve dava dışı şirket arasında imzalanan bayilik sözleşmesi nedeniyle dava dışı bayinin davalıya olan borçlarının teminatını teşkil etmek üzere kurulduğu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona erdiği, dava tarihi itibarıyla dava dışı şirketin davalıya bayilik sözleşmesi nedeniyle depo edilmesine karar verilen miktardan daha fazla tutarda borçlarının bulunduğunun davalı tarafça ispatlanamadığı, cezai şart alacağı yönünden yapılan değerlendirmede; 28.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere sözleşmenin ... 5. Noterliğinin 06.01.2012 tarih 00790 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile sona erdiği, davalının 31.01.2012 tarihli cezai şart alacağı faturası düzenlediği, bu faturanın dava dışı bayiye 01.08.2013 tarihinde gönderildiği, ancak faturanın tebliğ edilmediği, bu tarihten sonra davalının dava açılana kadar cezai şart alacağı yönünden suskun kaldığı, yine tüm sözleşme süresi boyunca davalının düzenlediği hiç bir cezai şart faturasına tarafların kayıtlarında rastlanmadığı, eldeki davada davalının sözleşme süresi içerisinde dönemsel olarak cezai şart alacağı talep etmemesi ve sözleşmenin feshinden sonra ilk kez cezai şart faturası düzenlemesine rağmen bu faturayı da dava dışı şirkete tebliğ etmemesi, cezai şart alacağı için uzun süre suskun kaldıktan sonra ilk kez eldeki davada bunu ileri sürmesi dikkate alındığında artık davalının isteminin hakkın kötüye kullanılması kapsamında kaldığının kabulü ile davalının cezai şart alacağı olmadığının anlaşıldığı, dava konusu ipotekle temin edilen 13.977,83 TL borç kaldığının anlaşılması üzerine davacı vekiline 16.02.2023 tarihli celsede dava dışı ...’nın davalıya olan borcunu ... ... Şubesinde açılacak vadeli hesapta depo etmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, verilen süre içerisinde belirtilen bedelin davalı adına depo edilmesi üzerine davanın kabulüne karar verilmiş olduğu, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı ancak dava tarihi itibariyle davalının ipotek ile teminat altına alınan sözleşmeden kaynaklı bir miktar alacağının bulunması nedeniyle davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmakla davalının harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar ile feri müdahil vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla yeniden esas hakkında hüküm tesis edilerek davanın kabulü ile dava konusu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 2505 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı lehine konulan 09.12.2004 tarih ... yevmiye numaralı 150.000,00 TL bedelli ipotek ile 17.09.2010 tarih 6083 yevmiye numaralı ilave 250.000,00 TL ile toplam 400.000,00 TL bedele çıkarılan ipoteklerin fekkine; davacı vekilince ... ... Şubesinde 22.02.2023 tarihinde davalı adına vadeli hesaba depo edilmiş olan 13.977,83 TL'nin karar kesinleşiğinde işlemiş faiziyle birlikte davalıya ödenmesine karar verilmiş, karar, taraf vekilleri ve fer'i müdahil vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava bayilik sözleşmesi kapsamında verilen ipoteklerin fekki istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacılar vekili ile davacılar yanında fer'i müdahil olan ... vekilinin ipoteğin fekki için Mahkemece talep edilen depo bedeline yönelik temyiz isteminde bulundukları ve depo kararı olmaksızın ipoteğin fekkini istedikleri, Mahkemece talep edilen depo bedelinin ise 13.977,83 TL olduğu dikkate alındığında temyize konu edilen toplam miktar 13.977,83 TL olup, bu miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.300,00 TL’nin altında kaldığından davacılar vekili ile fer'i müdahil vekilinin temyiz istemlerinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre mümeyyiz davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 3.Dava bayilik sözleşmesi kapsamında fer'i müdahil ...'nın davalıya borcu kalmadığı iddiasına dayalı olarak ipoteğin fekki istemine ilişkin olup, davalı taraf ...'nın cari hesap borcunun yanında asgari alım taahhüdünden doğan cezai şart alacağı ve kar mahrumiyeti alacakları olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde asgari alım taahhüdünden doğan alacağın ... tarafından sözleşmenin feshinden sonra düzenlenen faturaya konu edildiği, bu faturanın ...'ya yaklaşık bir yıl sonra gönderildiği ancak ulaşmadığı ve eldeki davaya kadar da bu kalem alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunulmadığı, bu durumlar dikkate alınarak eldeki davada cezai şart alacağının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanımı kapsamında kalacağı, öte yandan ...'nın davalıya 13.977,83 TL cari hesap borcu bulunduğu gerekçesiyle 13.977,83 TL'nin depo edilmesiyle yazılı şekilde dava konusu ipoteklerin fekkine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı sadece davanın açılışına davalının sebebiyet vermediğinin gözetilmemesi ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsili noktasında uygun görülmeyerek kaldırılmış ve yazılı şekilde dava konusu ipoteklerin fekkine dair hüküm tesis edilmiştir. Hal böyle olmakla birlikte, aleyhinde açılan davada cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağı olduğunu savunan davalının, kâr mahrumiyeti alacağına dair hiç bir inceleme ve değerlendirmede bulunulmaması doğru olmadığı gibi davalının fer'i müdahil bayiden olan alacaklarını tahsile yönelik bir girişimde bulunmayıp salt eldeki davada savunma olarak ileri sürmüş olması da hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilemez. Zira davalının zamanaşımı süresi içerisinde gerek cezai şart ve gerekse de kâr mahrumiyetine dair alacak iddiasında bulunularak tahsilini talep etme hakkı mevcuttur. Şu halde Mahkemece, davalının asgari alım taahhüdünden doğan cezai şart ve kâr mahrumiyetine dair alacağının olup olmadığı noktasında bir inceleme ve değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı hüküm tesisi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. 4.Öte yandan kabule göre de, davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediği gerekçesiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da doğru olmamıştır.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile fer'i müdahil vekilinin temyiz istemlerinin MİKTARDAN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3dd12370cc9d9cb6 12eb9faf5bb00521