11. Hukuk Dairesi 2025/237 E. , 2025/6048 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/531 Esas, 2024/666 Karar HÜKÜM : Kabul İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.10.2025 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ..., Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ..., Avukat ...ve asıl ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ile dava dışı ...., ..., ... ve ...'in müvekkili ... A.Ş.'nin hissedarları olduklarını, bu şirket lehine Orman Bakanlığınca 49 yıllığına irtifak hakkı tesis edildiğini, anılan hissedarların söz konusu arazi üzerinde hasılat paylaşımı esasına dayalı bir inşaat sözleşmesi yapmak istemeleri üzerine davacı ... Tur. A.Ş. ile pay sahipleri arasında ön sözleşme yapıldığını ve hasılat paylaşımı esaslarının belirlendiğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra yapılan bir kısım idari ve yasal düzenlemelerin projenin öngörülen sürede tamamlanmasını ve öngörülen hasılatın elde edilip paylaştırılmasını imkansız hale getirdiğini ileri sürerek taraflar arasındaki sözleşmeden doğan bedellerin yeniden belirlenmesine, sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması ile bakiye 63 milyon USD hasılat payı taahhüdü yerine fiilen elde edilecek hasılattan %11 oranında davalıya ödeme yapılmasına, bu olmadığı takdirde inşaat ruhsatının alınması için geciken süre kadar ödemenin ötelenmesine, ödeme yükümlülüklerinin TL'ye çevrilmesine ve dava konusu teminat mektubunun taraflarına iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin uyarlanması koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin tahsisli arazi karşılığı inşaat sözleşmesi olduğu, uyarlama koşullarının varlığı ilke olarak kabul edildiğine göre; dürüstlük kuralları çerçevesinde nasıl bir uyarlama modeli benimseneceği konusunun gündeme geleceği, gerçekleşeceği ve buna bağlı olarak bir gelir elde edileceği umularak, mülkiyetindeki taşınmazları ve üst hakkı sahibi şirket paylarını davacı tarafa devreden davalıdan, vadesi meçhul bir süreyle alacaklarının tahsilini beklemesini istemenin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, davacı tarafın edim yükümlülüğünün azaltılması suretiyle davacı aleyhine bozulan menfaatler dengesinin ve sözleşme adaletinin sağlanacağı, davalının ön sözleşme ve ekleri kapsamında yerine getirdiği edimler, beklediği ekonomik fayda, tahsil ettiği ve uzun süredir tasarrufunda tuttuğu tutarlar ile proje için davacı tarafın yapmış olduğu masraf ve yatırımlar; projenin uğramış olduğu aksaklıklar, gecikme ve değişiklikler, buna ilişkin risk faktörleri ve projenin ne zaman ve ne şekilde tamamlanacağının belirsiz hale gelmesi gibi hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının ön sözleşme ve eklerinde yer alan edimlerini yerine getirme karşılığı olarak hakkaniyete göre hak ettiği tutarın 110.000.000,00 USD olduğu, ortaya çıkan koşullara rağmen tahsil ettiği bu tutarla, kendisinin projeden beklediği ekonomik faydanın karşılandığına ilişkin vicdani kanaat oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, taraflar arasında yapılmış 11.07.2011 tarihli ön sözleşme ile bu sözleşmenin ekleri niteliğindeki 1.ek sözleşme, 8 adet protokol,.... Noterliği'nce düzenlenmiş 16.08.2011 tarihli, ... numaralı satış vaadi sözleşmesi ve kapanış tutanaklarına, müdahale edilmek suretiyle; ön sözleşmenin 4.2.maddesinde belirtilen davalının özel mülkiyetinde iken davacı tarafa devri yapılan 12 adet (parsel) taşınmaz için ödenen 45.000.000,00 (kırkbeşmilyon) USD'ye ilave olmak üzere, ön sözleşme ve tüm ekleri kapsamında davacı tarafın davalı tarafa olan borcunun 65.000.000,00 (altmışbeşmilyon) USD olarak belirlenmesine, ön sözleşme ve tüm ekleri kapsamında davacı tarafın davalıya olan diğer tüm borçlarının sona erdirilmesine, ön sözleşme ve tüm eklerine, yukarıda (a) ve (b) maddelerinde belirtildiği şekilde yapılan müdahale ile doğan sonuca göre, davacı tarafça fazladan ödenen 23.000.000,00 (yirmiüçmilyon) USD'nin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 11.07.2011 tarihli ön sözleşme ile tüm eklerinin, değişen yeni koşullara göre bu şekilde uyarlanmasına, dava konusu 30.12.2015 düzenleme, 31.12.2018 vade tarihli 63.000.000,00 (altmışüçmilyon) USD bedelli teminat mektubunun yargılama sürecinde nakde çevrilmesi nedeni ile iadesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında 11.07.2011 tarihinde imzalanan asıl sözleşme ile sonuncusu 04.01.2016 tarihinde imzalanan ek protokollere konu davacı edimleri yönünden sözleşmenin uyarlanması istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe (1) Dairemiz bozma ilamında, davacı tarafından ileri sürülen uyarlama sebeplerinden; Muğla Kültür Varlıklarını Korumu Bölge Kurulu’nun 21.11.2016 tarihli kararıyla proje alanında yer alan bir kısım arazi yönünden 1. Derece, bir kısım alan yönünden ise 3. Derece sit alanı ilanı kararı verilmesi, 13.09.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile 32 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kararı'nda yapılan değişiklikle, taşınmazların satış ve kira sözleşmeleri ile eser sözleşmelerinin dövizle veya dövize endeksli olarak yapılması yasağı getirilmesi hallerinin uyarlama sebebi olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiş, bir diğer uyarlama sebebi olarak ileri sürülen 04.01.2016 tarihli son Protokol sonrasındaki döviz kurlarındaki ani ve aşırı artış ve bu nedenle inşaat malzeme fiyatları, enerji ve nakliye maliyetlerindeki aşırı yükselme iddiaları yönünden ise, bir takım inşaat, enerji ve akaryakıt bedellerinin döviz bazlı olarak aşırı artması diğer koşulların varlığı halinde ayrı bir uyarlama sebebi olarak görülebilir ise de, döviz kurlarındaki ani artışların Türkiye gibi enflasyonist ülkelerde önceden öngörülmesinin mümkün olması nedeniyle tek başına uyarlama sebebi olarak kabul edilemeyeceği, Mahkemece konunun bu yönü itibariyle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmış ve sonuç itibariyle yapılan açıklamalar doğrultusunda uyarlama sebebi olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilen anılan sebepler esas alınarak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle bir değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulması sonrası bilirkişi heyetinden rapor alınmış ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 282. maddesi gereğince bilirkişilerin oy ve görüşlerinin diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilen takdiri nitelikte bir delil özelliğine haiz olduğu; somut olay bakımından sözleşme konusu projenin dava tarihine kadar tamamlanıp yaşama geçirilemediği ve öngörülen hasılatın elde edilemediği yönündeki bilirkişi kurulunun değerlendirmelerinin dosya kapsamı ile örtüşen değerlendirmeler olmasına rağmen bilirkişilerin diğer konulardaki değerlendirme ve görüşlerinin bağlayıcı nitelikte olmayan ve hükme esas alınıp alınmayacağı tamamen mahkemenin takdirinde olan hususlardan olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu esas alınmaksızın karar verilmiştir. HMK'nın 266. maddesinin 1. fıkrasında bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller düzenlenmiştir. Buna göre; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” düzenlemesi mevcut olup, 24.11.2016 tarihli ve 29898 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3. maddesinin 2, 3 ve 7. fıkralarında; “(2) Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. (3) Genel bilgi ve tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (7) Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır; ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilir.” hükümleri bulunmaktadır. Yine 03.08.2017 tarihinde yürürlüğe giren Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 5. maddesinin 2 ve 3. fıkraları ise; “(2) Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. (3) Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” şeklinde düzenleme içermektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahkemece ''..bilirkişilerin diğer konulardaki değerlendirme ve görüşlerinin bağlayıcı nitelikte olmayan ve hükme esas alınıp alınmayacağı tamamen mahkemenin takdirinde olan hususlardan olduğu..'' şeklindeki gerekçe ile bilirkişi raporuna itibar edilmediği belirtilmiş ise de; bilirkişi raporunda dava konusu sözleşmede üstlenilen edimler bakımından muhtelif teknik açıklama, hesaplamalara ve değerlendirmelere yer verilmiş olup bunlar, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konulardan kabul edilemez. Mahkemece bilirkişi raporunun yeterli olmadığı kanaatine varılması halinde yapılacak iş aynı heyetten ek rapor almak veya yeni bir heyetten rapor almak şeklinde olmalıdır. Bu itibarla, Dairemiz önceki bozma ilamında uyarlama sebebi olarak kabul edilen hususlar esas alınmak suretiyle içlerinde Borçlar Hukuku dalında uzman bir kişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden kapsamlı bir rapor alınması, tarafların rapora yönelik ciddi itirazlarının bulunması halinde gerektiğinde ek rapor alınarak bu itirazların tek tek karşılanması ve bu şekilde oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle tam olarak denetime elverişli olmayan bulunmayan gerekçeye istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. (2) Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
V. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, (2) Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9f17a382a78fe035 ae5c0d736d1bebce