Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/1123 E., 2025/6088 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1123 E., 2025/6088 K. (09.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1123
Karar No
2025/6088
Karar Tarihi
09.10.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2025/1123 E. , 2025/6088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/376 Esas, 2024/1765 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/112 E., 2022/213 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2013 yılında kurularak 18.02.2014 tarihinde sigortacılık faaliyetlerine başladığını, ticari unvanının kök unsuru olan "..." ibaresini TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirerek uzun yıllardan beri kullandığını, ancak davalı tarafça 01.11.2019 tarihli .... Noterliğinin ... yevmiyeli ihtarnamesi ile davalının marka haklarına tecavüz ettiklerinin ve tecavüz teşkil eden eylemlerin durdurulmasının bildirildiğini, akabinde davalının İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/39 D. İş sayılı dosyası ile tespit ve tedbir istemli dava ikame ettiğini, mahkemece verilen tedbir kararından itibaren iki hafta süre sonunda esas davanın ikame edilmemesi nedeni ile tedbir kararının kendiliğinden kalktığını, ancak davalı tarafça marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri ile arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, söz konusu dosyada taraflar arasındaki görüşmelerin 07.04.2021 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinden anlaşma çıkmasının ihtimal dahilinde olmadığını, işbu davanın ikame edilmesi için zaruret hasıl olduğunu, sigorta şirketi olan davacı ile acente olarak kurulan davalının tamamen farklı firmalar olup, karıştırılma ihtimallerinin olmadığını, sigorta hukukuna göre kendisini sigorta firması gibi tanıtmaması gereken acentelerin kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun şekilde ruhsatla kurulan davacı arasında illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığını, davalının 2013 yılından bu yana davacının varlığından haberdar olmasına rağmen aradan geçen uzun bir zaman sonunda haksız ve hukuka aykırı taleplerde bulunup hak ve yetkilerini kötüye kullandığını, davalının davacı markasından haberdar olmasına rağmen yedi yıl sessiz kaldıktan sonra kötüniyetli bir tespit davası ikame ettiğini, sigortacılık sektöründe "..." ibaresinin davacı şirket ile özdeşleştiğini, ... nolu marka tescil başvurusunun usul ve yasaya uygun olduğunu, kaldı ki davacı markası ile karşı tarafın markaları arasında herhangi bir ayniyet/ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmadığını belirterek, davacının ticaret unvanının kök unsuru olan tescilli "..... Sigorta" ibaresinin sigorta acentesi olarak faaliyet gösteren davalının "..." ibareli markasına tecavüz etmediğinin ve davacının "... Sigorta" ibareli markanın varlığından yedi yılı aşkın süredir haberdar olan davalının yasal yola başvurma yerine sessiz kalarak hak kaybına uğradığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kasten davalının tescilli markası "... Sigorta" markasına tecavüz teşkil edecek şekilde "... Sigorta" ibaresini kullanmaya devam ettiğini, davalının adına tescilli ... nolu "... Sigorta" markasını 2009 yılından beri aktif olarak kullandığını, "... Sigorta" markası ile davacının "... Sigorta" ibaresinin karıştırılma ihtimali bulunduğunu, ibareler arasında fonetik açıdan birebir benzerlik bulunduğunu, yazım yönünden ise aralarında tek bir harf farkı mevcut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında sessel ve kavramsal benzerlik olduğu, tarafların faaliyet alanları ve marka tescil kapsamlarındaki hizmetlerin (36. sınıfta) aynı olduğu, sözkonusu hizmetlerin orta düzeyde tüketicilere hitap eden hizmetler olduğu, davacının kullanımların davalının ... no ile 36. sınıfta yer alan hizmetler için kullanılması halinde iltibas tehlikesinin ve tecavüz ihtimalinin bulunduğu, ancak davacı ... Sigorta AŞ.'nin 02/04/2013 tarihinde ticari unvanının tescil edildiği, ... SİGORTA ticaret ünvanını ve bu ünvanda yer alan ... SİGORTA ibaresini markasal olarak uzun zamandır kullandığı, davacının ... nolu DGS ... SİGORTA markasının 15/07/2013, ... nolu .... SİGORTA markasının 15.07.2013, ... nolu DGS ... SİGORTA markasının 23.02.2016 tarihinden itibaren tescil ettirmiş olduğu ve kullandığı, tarafların tacir olup aynı sektörde uzun zamandır faaliyet gösterdiği, davalının davacıya 01.11.2019 tarihinde ihtarname gönderdiği, ihtarname tarihi ile davacı tarafın sektördeki faaliyetlerine başlayarak ismini duyurmasından itibaren 6 yılı aşkın zamanın geçtiği, davalının davacının faaliyetlerinden varlığından bu kadar süre içinde haberdar olmamasının mümkün olmadığı, sigortacılık faaliyetleri yönünden ülkemizde belli başlı firmalarca bu faaliyetlerin yapılması nedeniyle 6 yıllık sürenin ciddi bir bekleme süresi olduğu, basiretli tacir ilkesinden hareket ile artık davalı açısından tecavüz iddiasında bulunulması için çok uzun süre sessiz kalmış olması nedeniyle hak kaybına uğramış olduğu, somut olayda davacının kötü niyetli olduğu da ispat edilmediğinden bekleme süresinin davalı lehine yorumlanmasının da mümkün bulunmadığı, davacının ... SİGORTA ibaresi üzerinde emek harcadığı, mali yatırımlar yaptığı ve anılan ibareyi sektörde tanınır ve bilinir hale getirdiği ve ... SİGORTA ibaresinin değerini arttırdığı, uzun süre dava hakkını kullanmayan davayı yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne davacının ... esas unsurlu markasının ve ticaret unvanının davalının ... esas unsurlu markasına tecavüz etmediğinin tespitine, davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile marka hakkı sahibi davalının sessiz kalmak suretiyle davacının "... SİGORTA" ibaresini tescilsiz marka olarak kullanımı aleyhine dava açma hakkını yitirip yitirmediği hususu, ancak marka sahibi davalı tarafından açılabilecek bir tecavüzün önlenmesi davasının yargılaması sırasında ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2.maddesi uyarınca mahkemece de re'sen dikkate alınması gereken bir itiraz mahiyetinde olup, davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 154. maddesi kapsamında bu hususun menfi tespit davası yoluyla belirlenmesini istemekte hukuki yararı olduğunun kabul edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince davalının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın kabul edilmesinin doğru olmadığı, davacının markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığına ilişkin menfi tespit istemi incelendiğinde ise; davacı tarafın tescilsiz olarak kullandığı "... SİGORTA" markası ile davalının tescilli "... SİGORTA" markasının esas unsurlarının "..." ve "..." ibareleri olduğu, her iki kelimenin bir harf dışında aynı harflerden oluştuğu, her iki kelimenin telaffuzunun da ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davacının markayı davalının markasının da tescili kapsamında olan sigortacılık hizmetleri için kullandığı, markaların hitap ettiği ortalama tüketicinin markaları karıştırma, en azından ilişkilendirme ihtimalinin mevcut olduğu, davalı aleyhine açılan marka hakkına tecavüz etmediğinin tespiti davasının reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava; markaya tecavüz edilmediğinin tespiti, davacının ticaret unvanını kök unsuru olan davacı adına tescilli ve tanınmış olduğu iddia edilen "... Sigorta" ibareli markaların varlığına 7 yılı aşkın süre sessiz kalan davalının hak kaybına uğradığının tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d8e49c3e3dd9ec34 9a5f874318a3fc66

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı