Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/212 E., 2025/4794 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/212 E., 2025/4794 K. (02.07.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/212
Karar No
2025/4794
Karar Tarihi
02.07.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/212 E. , 2025/4794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1396 Esas, 2024/1646 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/81 E., 2021/407 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “...” ibareli ve esas unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, bu markaları ciddi şekilde kullandığını ve markalara ayırt edicilik kazandırdığını, bu markaları mesnet göstererek, davalının, davalı ... nezdindeki 2017/65406 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvurunun müvekkili markalarının tanınmışlığından faydalanmak için kötüniyetli olarak yapıldığını, “...” ibaresinin dilimizde “yağ” anlamına geldiğini, markaya ayırt edicilik katmadığını, dolayısıyla dava konusu markadaki esas unsurun “...” kelimesi olduğunu, “...” kelimesinin markaya bir ayırt edicilik sağlamadığını, dava konusu markada vurgulanmak istenilen ibarenin “...” sözcüğü olduğunu, dava konusu markanın bütün haliyle “... yağ” anlamına gelip markanın bu haliyle müvekkili markalarının serisi gibi algılanacağını¸ emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini ileri sürerek 2018-M-11437 sayılı YİDK kararının iptali ile 2017/65406 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekilicevap dilekçesinde; taraf markalarının görsel ve işitsel olarak farklı olduklarını, müvekkili markasında “...” ibaresinin yer aldığını, “..” kelimesinin tek başına ayırt ediciliğinin çok zayıf olduğunu, müvekkili markasının davacının markalarından biri gibi algılanmayacağını, ".." ibaresinin halk arasında kullanılan bir ifade olmadığını, davacı markalarının da tanınmışlık vasfı taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...-İ ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,“...” ibaresinin kendisinden sonra gelen kelimeye yalınlık, saflık, doğallık anlamları kattığı, “...” ibaresinin sahip olduğu anlam itibariyle en yaygın olarak kullanıldığı sektörlerin başında gıda sektörünün geldiği, sektörel anlamda kullanımı yaygın olan kelimeleri marka olarak tercih eden kimselerin, kendisi ile aynı sektörde faaliyet gösteren rakiplerinin de anılan ibare üzerinde eşit orandaki kullanım hakkına katlanması gerekeceği, dava konusu markanın tek başına “...” ibaresinden değil “... ...” şeklinde bir tamlama olarak oluşturulduğu, tüketicinin markayı bir bütün halinde tamlama şeklinde algılayacağı, tüketicinin anlamını bilmesi beklenemeyecek bir kelime olan “...” ibaresine, “...” sözcüğüne nazaran çok daha yüksek bir markasal ayırt edicilik yükleyeceği ve markanın bütününde de “...” ibaresine, anılan kelimenin bir özelliğini tanımlayan bir anlam yükleyeceği; gerek dava konusu markanın “.. ...” şeklinde bir bütün olması, markadaki ön sesin “...” ibaresi olarak tüketici açısından ayırt ediciliği yüksek bir sözcük şeklinde algılanması, gerek sair görsel unsurlar bakımından taraf markalarının birbirlerine yakınlaşmamış olmaları, gerekse de “...” ibaresinin gıda sektöründeki kullanım biçimi itibariyle 29. sınıf mallar ile 29. sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri açısından, taraf markaları ortak emtiaları kapsamakta iseler de “...” ibaresinin ticaret hayatında yine genel olarak güçlü ayırt ediciliği bulunan, özgün, yaratılmış bir kelime olarak algılanmayacağı, tüketici kitlesinin markaların bütünsel olarak yarattıkları algılar itibariyle birbirlerinden farklı iki ayrı marka olarak algılanacakları, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, dosya kapsamında yer alan delillerden, davacı yanın “...” markalarının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 861bf35e8025a2d2 a93de13f95ec9fb3 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2025/212 E. , 2025/4794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1396 Esas, 2024/1646 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/81 E., 2021/407 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “...” ibareli ve esas unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, bu markaları ciddi şekilde kullandığını ve markalara ayırt edicilik kazandırdığını, bu markaları mesnet göstererek, davalının, davalı ... nezdindeki 2017/65406 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvurunun müvekkili markalarının tanınmışlığından faydalanmak için kötüniyetli olarak yapıldığını, “...” ibaresinin dilimizde “yağ” anlamına geldiğini, markaya ayırt edicilik katmadığını, dolayısıyla dava konusu markadaki esas unsurun “...” kelimesi olduğunu, “...” kelimesinin markaya bir ayırt edicilik sağlamadığını, dava konusu markada vurgulanmak istenilen ibarenin “...” sözcüğü olduğunu, dava konusu markanın bütün haliyle “... yağ” anlamına gelip markanın bu haliyle müvekkili markalarının serisi gibi algılanacağını¸ emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini ileri sürerek 2018-M-11437 sayılı YİDK kararının iptali ile 2017/65406 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekilicevap dilekçesinde; taraf markalarının görsel ve işitsel olarak farklı olduklarını, müvekkili markasında “...” ibaresinin yer aldığını, “..” kelimesinin tek başına ayırt ediciliğinin çok zayıf olduğunu, müvekkili markasının davacının markalarından biri gibi algılanmayacağını, ".." ibaresinin halk arasında kullanılan bir ifade olmadığını, davacı markalarının da tanınmışlık vasfı taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...-İ ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,“...” ibaresinin kendisinden sonra gelen kelimeye yalınlık, saflık, doğallık anlamları kattığı, “...” ibaresinin sahip olduğu anlam itibariyle en yaygın olarak kullanıldığı sektörlerin başında gıda sektörünün geldiği, sektörel anlamda kullanımı yaygın olan kelimeleri marka olarak tercih eden kimselerin, kendisi ile aynı sektörde faaliyet gösteren rakiplerinin de anılan ibare üzerinde eşit orandaki kullanım hakkına katlanması gerekeceği, dava konusu markanın tek başına “...” ibaresinden değil “... ...” şeklinde bir tamlama olarak oluşturulduğu, tüketicinin markayı bir bütün halinde tamlama şeklinde algılayacağı, tüketicinin anlamını bilmesi beklenemeyecek bir kelime olan “...” ibaresine, “...” sözcüğüne nazaran çok daha yüksek bir markasal ayırt edicilik yükleyeceği ve markanın bütününde de “...” ibaresine, anılan kelimenin bir özelliğini tanımlayan bir anlam yükleyeceği; gerek dava konusu markanın “.. ...” şeklinde bir bütün olması, markadaki ön sesin “...” ibaresi olarak tüketici açısından ayırt ediciliği yüksek bir sözcük şeklinde algılanması, gerek sair görsel unsurlar bakımından taraf markalarının birbirlerine yakınlaşmamış olmaları, gerekse de “...” ibaresinin gıda sektöründeki kullanım biçimi itibariyle 29. sınıf mallar ile 29. sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri açısından, taraf markaları ortak emtiaları kapsamakta iseler de “...” ibaresinin ticaret hayatında yine genel olarak güçlü ayırt ediciliği bulunan, özgün, yaratılmış bir kelime olarak algılanmayacağı, tüketici kitlesinin markaların bütünsel olarak yarattıkları algılar itibariyle birbirlerinden farklı iki ayrı marka olarak algılanacakları, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, dosya kapsamında yer alan delillerden, davacı yanın “...” markalarının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 861bf35e8025a2d2 a93de13f95ec9fb3 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı