11. Hukuk Dairesi 2025/2094 E. , 2025/7716 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1834 Esas, 2024/2120 Karar HÜKÜM : Davanın reddi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2019/... kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, alanında lider bir firma olarak ..., ..., ... ve ... gibi tanınmış markaların üreticisi ve tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin Türkiye dahil 110’dan fazla ülkede binlerce "..." kelimesi ve/veya deve şeklinden oluşan tescilli markasının bulunduğunu, "..." markasının tanınmışlığa ve ayırt ediciliğe sahip olduğunu, "..." kelimesi ve deve şeklinin Türkiye’de 1927 yılında tescil edildiğini, davalı şirketin markasının "cemal ..." kelimeleri ve deve şeklinden oluştuğunu, başvuru markasında deve figürünün ve "..." ibaresinin ortak olduğunu, müvekkili markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, "..." ibaresinin Türkçe’de kına anlamına geldiğini, dolayısıyla bu ibarenin ayırt edicilikte tali unsur olduğunu, davalı markası ile müvekkili markasında tek hörgüçlü, sırt, bacak, boyun, kafa ve diz pozisyonları aynı olan deve figürünün bulunduğunu, ayırt edici başkaca bir unsurun bulunmadığını, davalı Şirketin müvekkiline ait markayı kopyaladığını, müvekkil markası tanınmış marka olduğundan iltibas ihtimali araştırılırken markaların aynı veya benzer mal ve hizmet sınıflarında olmalarının aranmayacağını, karıştırılmaya mahal verecek davalı markasının tesciline cevaz veren Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptalinin gerektiğini, müvekkili markasının uluslararası kuruluşlar tarafından da tanınmış kabul edildiğini, müvekkilinin markalarındaki deve şeklinin özgün ve yüksek derecede ayırt edici olduğunu, 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’un 3/15. maddesi ile tütün ürünlerini doğrudan çağrıştıran marka dahil her türlü isim ve alametlerin, tütün ürünleri harici mal ve hizmet sektörlerindeki firma ve ürünlerle ilişkilendirilebilecek şekilde kullanılamayacağının düzenlendiğini, bu hükmün yaptırımının satış lisansının iptali olabileceğini ve müvekkilinin böyle bir durumda ekonomik olarak zarara uğrayacağını, tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanılmasının kötüniyete karine olacağını ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK'in ... sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasındaki benzerliğin, ayırt ediciliği düşük, Türkçe’de deve anlamına gelen "..." ibaresiyle sınırlı bulunduğunu, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya aynı türden mal ve hizmetler bulunmadığından, markalar arasında iltibas doğmayacağını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının iptali davalarında marka itiraz dosyasına sunulmayan evrakın sunulamayacağını, markaların iltibasının değerlendirilmesinde işaretsel ve sınıfsal benzerliğin aynı anda arandığını, müvekkili markası ile davacı markaları arasında sınıfsal benzerliğin bulunmadığını, başvuru markasının "... ..." ve deve figüründen oluştuğunu, şekil ve kelime markası olduğunu, kullanılan deve figürünün genel bir deve şeklinden oluştuğunu, davacının kullandığı şekil markasının ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davacı markaları ile müvekkiline ait markanın hitap ettiği tüketici kitlesinin farklı olduğunu, tanınmışlığa yönelik verilerin ortaya konmadığını, ibare üzerinde müvekkilinin kazanılmış hakkı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazına mesnet markaları ile davalının ... numaralı markası arasında, mal ve hizmet benzerliğinin bulunmadığı, bu sebeple davacı markaları ile başvuru markası arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığı, davacı markalarının tanınmışlığı sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların ortaya çıkacağına dair marka işlem dosyası içerisinde yeterli delile rastlanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığı, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacı markalarının, sigara ve tütün mamulleri mallarında tanınmış olduğu, ancak davacı markalarının tanınmışlık ve ayırt edicilik düzeyi, taraf markaları arasındaki benzerliğin seviyesi ve dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerle davacı markalarının tanınmış olduğu mallar arasında hiçbir yakınlık bulunmaması, diğer bir deyişle başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin, davacı markalarının tanınmış olduğu sektöre son derece uzak ve farklı olması karşısında, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleşmediği, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, diğer taraftan davacı tarafça, marka başvurusuna itiraz ve dava dilekçesinde diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta İlk Derece Mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, somut olayda dava konusu başvuru ile davacı adına tescilli markalar arasında, emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir karıştırılma ihtimali bulunmadığı, benzer marka başvurusunda bulunmanın dahi tek başına kötüniyetin varlığı için yeterli olmadığı, davacı markasının tanınmış olduğu sektörden tamamen farklı mallarda yapılan dava konusu başvuruda, sırf deve şeklinin ve "..." ibaresinin kullanılmasının da dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği, davalı başvurusunun kötüniyetli olduğuna dair başkaca bir husus iddia ve ispat edilemediğinden, davacının kötüniyet iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının 2019/... sayılı “... ...” ibareli marka tescil başvurusuna karşı davacının "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yapmış olduğu itirazın nihai olarak reddine dair TÜRKPATENT YİDK'in ... sayılı kararın iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.12.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı adına tescilli ve tanınmış "..." ve "...+Şekil" ibareli markalar ile davalının başvuru konusu 2019/... sayılı “... ...+Şekil” ibareli başvurusu arasında iltibasa sebep olacak derece benzerlik olup olmadığı ile SMK'nın 6/5.maddesinde tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi gibi koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, buradan varılacak sonuca göre YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 6769 sayılı SMK'nın "Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı 6. maddesinin beşinci fıkrasında aynen; "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla 6769 sayılı SMK, “toplumsal tanınmışlık” düzeyine ulaşmış markaların, başka(farklı) mal ve hizmetler için tesciline bazı durumlarda izin vermemekte, böyle bir marka sahibine de itiraz hakkı tanımaktadır. Şöyle ki; tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle, böyle bir markanın başka bir mal veya hizmet için tescili, onu tescil ettirecek kişiye haksız yarar sağlayacak (haksız yararlanma, şöhreti sömürme), markanın itibarına zarar verecek yada ayırt edici karakterini zedeleyecek sonuçlar doğuracak ise, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine tescil talebi TÜRKPATENT tarafından ret edilecektir. Diğer yandan SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir. SMK 6/5 maddesi hükmü uyarınca, markaların aynı veya benzerinin önceden tescilli markanın tescil kapsamı dışında kalan farklı tür mal ve hizmetler yönünden tesciline bir engel bulunmamaktadır. Ancak, tanınmış markalar sahiplerine, markanın tescil kapsamındaki aynı ve benzer tür mal ve hizmetlerin yanı sıra, SMK 6/5 maddesi hükmünde yazılı koşulların varlığı halinde farklı tür mal ve hizmetler yönünden de koruma sağlar. Böyle bir korumanın varlığı için her şeyden önce, tanınmış marka ile sonraki başvuru konusu markaya konu işaretler arasında nispi bir benzerlik bulunması gerekmektedir. Benzerlik şartının sağlanması için, markaları üreten firmalar arasında idari veya ekonomik bir bağ olduğu konusunda ilişkilendirilme ihtimali bulunması şart olmayıp, sonraki marka ile tanınmış markayı çağrıştırması yeterlidir. Ancak, tanınmış marka korumasından yararlanabilmek için, tek başına benzerlik bulunması yeterli olmayıp, az önce de belirtildiği üzere SMK 6/5 maddesi hükmü uyarınca, sonraki tarihli başvuru konusu işaretin tescilinin tanınmış markanın itibarına veya ayırt edicilik karakterine zarar vermesi ya da tanınmışlıktan haksız yarar sağlaması hallerinden en az birinin gerçekleşme ihtimalinin bulunması da zorunludur. Bu itibarla, SMK 6/5.maddesi hükmünde tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan koşulların somut olayda bulunduğu, davacının tanınmış markasında yer alan özgün "deve" şeklinin davalı tarafça hem şekil hem de ibare olarak aynen taklit edilmiş olması sebebiyle davalı markasının tescili halinde davacı markalarının Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle davacının tanınmış markasının ayırt ediciliğine zarar vereceği gibi, markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı, bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki onama görüşüne katılamıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 734906ecbbb03aae6f3da097daefa239 90856ad842d31f95 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2025/2094 E. , 2025/7716 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1834 Esas, 2024/2120 Karar HÜKÜM : Davanın reddi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2019/... kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, alanında lider bir firma olarak ..., ..., ... ve ... gibi tanınmış markaların üreticisi ve tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin Türkiye dahil 110’dan fazla ülkede binlerce "..." kelimesi ve/veya deve şeklinden oluşan tescilli markasının bulunduğunu, "..." markasının tanınmışlığa ve ayırt ediciliğe sahip olduğunu, "..." kelimesi ve deve şeklinin Türkiye’de 1927 yılında tescil edildiğini, davalı şirketin markasının "cemal ..." kelimeleri ve deve şeklinden oluştuğunu, başvuru markasında deve figürünün ve "..." ibaresinin ortak olduğunu, müvekkili markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, "..." ibaresinin Türkçe’de kına anlamına geldiğini, dolayısıyla bu ibarenin ayırt edicilikte tali unsur olduğunu, davalı markası ile müvekkili markasında tek hörgüçlü, sırt, bacak, boyun, kafa ve diz pozisyonları aynı olan deve figürünün bulunduğunu, ayırt edici başkaca bir unsurun bulunmadığını, davalı Şirketin müvekkiline ait markayı kopyaladığını, müvekkil markası tanınmış marka olduğundan iltibas ihtimali araştırılırken markaların aynı veya benzer mal ve hizmet sınıflarında olmalarının aranmayacağını, karıştırılmaya mahal verecek davalı markasının tesciline cevaz veren Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptalinin gerektiğini, müvekkili markasının uluslararası kuruluşlar tarafından da tanınmış kabul edildiğini, müvekkilinin markalarındaki deve şeklinin özgün ve yüksek derecede ayırt edici olduğunu, 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’un 3/15. maddesi ile tütün ürünlerini doğrudan çağrıştıran marka dahil her türlü isim ve alametlerin, tütün ürünleri harici mal ve hizmet sektörlerindeki firma ve ürünlerle ilişkilendirilebilecek şekilde kullanılamayacağının düzenlendiğini, bu hükmün yaptırımının satış lisansının iptali olabileceğini ve müvekkilinin böyle bir durumda ekonomik olarak zarara uğrayacağını, tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanılmasının kötüniyete karine olacağını ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK'in ... sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasındaki benzerliğin, ayırt ediciliği düşük, Türkçe’de deve anlamına gelen "..." ibaresiyle sınırlı bulunduğunu, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya aynı türden mal ve hizmetler bulunmadığından, markalar arasında iltibas doğmayacağını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının iptali davalarında marka itiraz dosyasına sunulmayan evrakın sunulamayacağını, markaların iltibasının değerlendirilmesinde işaretsel ve sınıfsal benzerliğin aynı anda arandığını, müvekkili markası ile davacı markaları arasında sınıfsal benzerliğin bulunmadığını, başvuru markasının "... ..." ve deve figüründen oluştuğunu, şekil ve kelime markası olduğunu, kullanılan deve figürünün genel bir deve şeklinden oluştuğunu, davacının kullandığı şekil markasının ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davacı markaları ile müvekkiline ait markanın hitap ettiği tüketici kitlesinin farklı olduğunu, tanınmışlığa yönelik verilerin ortaya konmadığını, ibare üzerinde müvekkilinin kazanılmış hakkı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazına mesnet markaları ile davalının ... numaralı markası arasında, mal ve hizmet benzerliğinin bulunmadığı, bu sebeple davacı markaları ile başvuru markası arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığı, davacı markalarının tanınmışlığı sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların ortaya çıkacağına dair marka işlem dosyası içerisinde yeterli delile rastlanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığı, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacı markalarının, sigara ve tütün mamulleri mallarında tanınmış olduğu, ancak davacı markalarının tanınmışlık ve ayırt edicilik düzeyi, taraf markaları arasındaki benzerliğin seviyesi ve dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerle davacı markalarının tanınmış olduğu mallar arasında hiçbir yakınlık bulunmaması, diğer bir deyişle başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin, davacı markalarının tanınmış olduğu sektöre son derece uzak ve farklı olması karşısında, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleşmediği, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, diğer taraftan davacı tarafça, marka başvurusuna itiraz ve dava dilekçesinde diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta İlk Derece Mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, somut olayda dava konusu başvuru ile davacı adına tescilli markalar arasında, emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir karıştırılma ihtimali bulunmadığı, benzer marka başvurusunda bulunmanın dahi tek başına kötüniyetin varlığı için yeterli olmadığı, davacı markasının tanınmış olduğu sektörden tamamen farklı mallarda yapılan dava konusu başvuruda, sırf deve şeklinin ve "..." ibaresinin kullanılmasının da dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği, davalı başvurusunun kötüniyetli olduğuna dair başkaca bir husus iddia ve ispat edilemediğinden, davacının kötüniyet iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının 2019/... sayılı “... ...” ibareli marka tescil başvurusuna karşı davacının "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yapmış olduğu itirazın nihai olarak reddine dair TÜRKPATENT YİDK'in ... sayılı kararın iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.12.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı adına tescilli ve tanınmış "..." ve "...+Şekil" ibareli markalar ile davalının başvuru konusu 2019/... sayılı “... ...+Şekil” ibareli başvurusu arasında iltibasa sebep olacak derece benzerlik olup olmadığı ile SMK'nın 6/5.maddesinde tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi gibi koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, buradan varılacak sonuca göre YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 6769 sayılı SMK'nın "Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı 6. maddesinin beşinci fıkrasında aynen; "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla 6769 sayılı SMK, “toplumsal tanınmışlık” düzeyine ulaşmış markaların, başka(farklı) mal ve hizmetler için tesciline bazı durumlarda izin vermemekte, böyle bir marka sahibine de itiraz hakkı tanımaktadır. Şöyle ki; tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle, böyle bir markanın başka bir mal veya hizmet için tescili, onu tescil ettirecek kişiye haksız yarar sağlayacak (haksız yararlanma, şöhreti sömürme), markanın itibarına zarar verecek yada ayırt edici karakterini zedeleyecek sonuçlar doğuracak ise, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine tescil talebi TÜRKPATENT tarafından ret edilecektir. Diğer yandan SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir. SMK 6/5 maddesi hükmü uyarınca, markaların aynı veya benzerinin önceden tescilli markanın tescil kapsamı dışında kalan farklı tür mal ve hizmetler yönünden tesciline bir engel bulunmamaktadır. Ancak, tanınmış markalar sahiplerine, markanın tescil kapsamındaki aynı ve benzer tür mal ve hizmetlerin yanı sıra, SMK 6/5 maddesi hükmünde yazılı koşulların varlığı halinde farklı tür mal ve hizmetler yönünden de koruma sağlar. Böyle bir korumanın varlığı için her şeyden önce, tanınmış marka ile sonraki başvuru konusu markaya konu işaretler arasında nispi bir benzerlik bulunması gerekmektedir. Benzerlik şartının sağlanması için, markaları üreten firmalar arasında idari veya ekonomik bir bağ olduğu konusunda ilişkilendirilme ihtimali bulunması şart olmayıp, sonraki marka ile tanınmış markayı çağrıştırması yeterlidir. Ancak, tanınmış marka korumasından yararlanabilmek için, tek başına benzerlik bulunması yeterli olmayıp, az önce de belirtildiği üzere SMK 6/5 maddesi hükmü uyarınca, sonraki tarihli başvuru konusu işaretin tescilinin tanınmış markanın itibarına veya ayırt edicilik karakterine zarar vermesi ya da tanınmışlıktan haksız yarar sağlaması hallerinden en az birinin gerçekleşme ihtimalinin bulunması da zorunludur. Bu itibarla, SMK 6/5.maddesi hükmünde tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan koşulların somut olayda bulunduğu, davacının tanınmış markasında yer alan özgün "deve" şeklinin davalı tarafça hem şekil hem de ibare olarak aynen taklit edilmiş olması sebebiyle davalı markasının tescili halinde davacı markalarının Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle davacının tanınmış markasının ayırt ediciliğine zarar vereceği gibi, markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı, bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki onama görüşüne katılamıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 734906ecbbb03aae6f3da097daefa239 90856ad842d31f95 ... ...