11. Hukuk Dairesi 2025/1301 E. , 2025/6481 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1389 Esas, 2024/1974 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/1469 E., 2024/464 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacıların murisi ... tarafından davalı şirket aleyhine açılan alacak davasının reddedildiğini, kararın derecattan geçerek 04.12.2013 tarihinde kesinleştiğini, davalının bölge müdürlüğü temsilcileri ile çalışanları hakkında yürütülen soruşturmanın davaya dönüştüğünü, Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada bir kısım irsaliyelerin sahte olduğunun saptandığını, dolayısıyla ürünlerin davacıya çıkışının yapıldığı fakat üçüncü kişilere teslim edildiğinin belirlendiğini, bu durumun alacak davası derdest iken ortaya çıkmasını engellemek için davalının 10 yıllık saklama süresi dolmamış olmasına rağmen defter kayıtlarının dayanağı fatura ve sevk irsaliyelerini imha ettiğini, hileli davranışı ile hakikatin ortaya çıkmasını engellediğini, alacak davası devam ediyor iken dosyaya ibraz ettikleri delillerin ve sevk irsaliyelerinin hiçbirinin inceleme konusu yapılmadığını, sevk irsaliyeleri dikkate alınmadan rapor düzenlendiğini ve sonuca gidildiğini, kovuşturma aşamasında ceza dosyasına da ibraz ettikleri bu irsaliyelerin davacının cari hesabını eksiye düşürmek için davalı tarafından tek taraflı olarak düzenlendiğini, geçek mal teslim ilişkisini yansıtmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yargılamanın iadesine ilişkin 375. maddesinin 1/ç ve 1/h bentlerinde belirtilen iade koşullarının somut olayda gerçekleştiğini ve yargılamanın iadesi gerektiğini ileri sürerek 2011/158 E. sayılı dosyasındaki yargılamanın iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yargılamanın iadesi sebebi olarak ileri sürülen sebepler için öngörülen 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkili davalının hileli davranışta bulunduğu ileri sürülmüş ise de Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 2017/879 E. sayılı dosyada taraflar arasındaki ticaretin hile içermediğinin belirlendiğini, yine aynı davada sahtecilik ve dolandırıcılık iddialarının yerinde olmadığının saptandığını, davanın sanıkların beraatiyle sonuçlandığını, iadesi talep olunan davada tarafların ticari defterlerine göre sonuca gidildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hem 10 yıllık hem de 3 aylık süre içinde açıldığı, hak düşürücü süre itirazının yerinde olmadığı, davacının davalının satışını yaptığı bir kısım ürünün çıkışının davacıya yapıldığını fakat ürünlerin 3. kişilere teslim edildiğini, yani gerçekte 3. kişilere satılıp teslim edilen ürünlerin sanki davacıya satılmış gibi irsaliye düzenlendiğini, bu durumun Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada ortaya çıktığını ve öğrenildiğini ileri sürdüğü, sevk irsaliyelerinin alacak davası devam ediyor iken davacının elinde bulunduğu ve bu irsaliyelerin kendi beyanına göre bizzat davacı tarafından alacak dosyasına ibraz edildiği, yani iade sebebi olarak gösterilen belgelerin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması şeklindeki koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, davacı sevk irsaliyelerindeki imzaların davacıya / çalışanlarına ait olmadığını ve dolayısıyla sahte olduğunu, bu durumun ceza yargılaması sırasında ortaya çıktığını, davalının alacak davası derdest iken bu durumun ortaya çıkmasını engellemek için 10 yıllık saklama süresi dolmamış olmasına rağmen defter kayıtlarının dayanağı fatura ve sevk irsaliyelerini imha ettiğini ve hileli davranışı ile hakikatin ortaya çıkmasını engellediğini ileri sürmüş ise de; ceza mahkemesi kararında, sevk irsaliyelerinin herhangi bir personel ve hatta işyerinde geçici olarak bulunan kişiler tarafından da imzalanmış olabileceği, bazen iş yoğunluğu sebebiyle sevk irsaliyelerine hiç imza atılmadan davacıya mal teslimi yapıldığı, salt bir kısım sevk irsaliyelerinin usulüne uygun düzenlenmemiş olmasının sanıklar aleyhine hileli hareket olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu haliyle irsaliyelerin usulüne uygun düzenlenmemelerinin sahte olduklarına ve malların davacıya teslim edilmediğine tek başına delil kabul edilemeyeceği, sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, davalının hileli davranışı olarak kabul edilmesi ve yargılamanın iadesi sebebi olarak görülmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, davalının bölge temsilcileri ve çalışanları hakkındaki kovuşturmanın beraatle neticelendiği ve kararda salt bir kısım sevk irsaliyelerinin usulüne uygun düzenlenmemiş olmasının sanıklar aleyhine hileli hareket olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacının, ticari defter kayıtlarını tevsik eder belgelerin ibraz edilmesi ve incelenmesi lazım geldiği, süresi dolmadan imha edilmiş olmasının davalı aleyhine değerlendirilmesi gerektiği yönündeki temyiz itirazının Yargıtay'ca incelenmesine rağmen yerinde görülmediği, diğer temyiz itirazlarının reddedildiği, HMK'nın 375. maddesinin 1/ç bendi ile 1/h bendindeki koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, HMK'nın yargılamanın iadesine ilişkin 375. maddesinin 1/ç bendi ile 1/h bendindeki koşulların gerçekleşmediği, yerel mahkemece talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, elde edilemeyen belgenin sonra ele geçirildiği ve karşı tarafın karara etki eden hileli davranışta bulunması sebeplerine dayalı yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 23.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.