11. Hukuk Dairesi 2024/6856 E. , 2025/4420 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/484 Esas, 2024/1389 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/438 E., 2021/852 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.01.2020 tarihinde davacı şirkette yazılım geliştirici olarak çalışmaya başlayan davalının 13.04.2020 tarihinde iş akdinin tüm alacaklar ödenmek suretiyle sona erdirildiğini ve bunun üzerine davalının kamuya açık sosyal ağlar ile haber sitelerinde davacı şirketin veri gizliliği ve ticari sırlarını açıkça ihlal eder nitelikte şirketi kötüleyen asılsız paylaşımlar yaptığını, şirketin kişilik hakları ile haksız rekabet kurallarını ihlal ettiğini, marka değerini düşürerek personel temini açısından zarara sebep olduğunu, telefonla görüşülmesine ve ihtarname çekilmesine rağmen rağmen paylaşımlarını kaldırmadığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitine ve ihlal oluşturan paylaşımların kaldırılmasına, şimdilik 2.000,00 TL maddi tazminat ile manevi itibarının zedelenmesi nedeniyle 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yazışmalarının tamamının müvekkiline ait olmadığını, paylaşımların şirketi karalamak için değil hayal kırıklığı sonucu yaşadıklarını anlatmak için olduğunu, müvekkilinin davacının vaatlerine güvenerek iş değiştirdiğini ancak haksız şekilde işten çıkarılması üzerine kendi kişisel hesabından paylaşım yaptığını, telefon sonrası paylaşımları kaldırmasına rağmen ihtarname çekildiğini, anonim paylaşımların kendilerince yapılmadığını, yaşadığı süreci kendi sosyal medyasında paylaşmak istediğini, karalama veyahut itibar zedeleme olmadığını, paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi ekinde bulunan ekran görüntülerine göre ....org, ....com ve ....net adlı internet sitelerindeki yazıların kim tarafından kaleme alındığı belli olmadığından davalı tarafça yazıldığı yahut yazdırıldığının söylenemeyeceği, söz konusu yazı içerikleri ve yazar bilgisinin davalı ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı ve bu nedenle söz konusu internet sitelerindeki paylaşımlar sebebiyle davalı aleyhinde haksız rekabet iddiasında bulunulamayacağı, bu paylaşımlar sebebiyle davacı iddialarının ispata muhtaç kaldığı, davalı adına kayıtlı ..., ... ve ... gibi sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların ise açıkça inkar edilmemesi karşısında davalıya ait olarak kabul edilebileceği, bu paylaşımların ticari sır yahut kötüleme içerip içermediğinin tespiti gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.06.2005 tarih ve 2004/7827 E., 2005/5755 K. sayılı ilamında “Ticari sır kavramının en önemli unsurunun toplumun bilgisi dahilinde olmama veya ilgili alanda rakip firmalarca bilinmeme şartı” olarak belirtildiği, davacı yanın ticari sır iddiası bakımından davalının sosyal medya hesaplarındaki paylaşımların ticari sır içermediği, davalının sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlar davacı şirkete karşı eleştiri içermekte ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 54 ve devamı maddeleri ile örtüşen haksız rekabet fiillerinden olmayıp en nihayetinde ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, nitekim dava tarihi itibarıyla erişime açık bir paylaşım mevcut olmadığı gibi davalının sosyal medyasındaki paylaşımların eleştiri boyutunu aştığı kabul edilse dahi davalının kendi sosyal çevresine hitaben yazdığı sınırlı sayıda kişiye ulaşan yazıların haksız rekabet teşkil edecek seviye erişmesinin de mümkün bulunmadığı, sınırlı bir çevreye hitap eden paylaşımlar sebebiyle davalı karşısında güçlü pozisyonda bulunan davacı şirketin haksız rekabete uğradığından bahsedilemeyeceği, aksi düşüncenin hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmayacağı ve anayasal özgürlüklerin sınırlandırılması anlamına geleceği, her ne kadar bilirkişi ek raporunda haksız rekabet niteliğinde olduğu belirtilen ifadeler mevcut ise de açıklandığı üzere bunların davalı elinden kaleme alınmış olduğunun dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen "....org", "....com" ve "....net" adlı internet sitelerine ait ekran görüntülerindeki paylaşımlarda davalının adı geçmediği gibi paylaşımların kimin tarafından kaleme alındığının anlaşılamadığı, bahsi geçen paylaşımların davalı tarafından yapıldığı ispatlanamadığından bu paylaşımlar nedeniyle davalının haksız rekabete dayalı sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, davacının kabulünde olan "...", "..." ve "..." hesaplarında yapılan paylaşımların ise davacı işverene ait sırları ifşa etmediği gibi davacıyı kötüleyici veya gereksiz yere incitici tarzda bir beyan içermediği, paylaşımlardaki eleştirilerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti, ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.