11. Hukuk Dairesi 2024/6647 E. , 2025/3449 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1476 Esas, 2024/813 Karar KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/67 E., 2021/188 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/51 E. - 2016/556 K. sayılı ilamında özetle: "...Davacıların 15.03.2009 tarihli hisse devir sözleşmesinden kaynaklı olarak davalılardan devrettikleri hisse bedellerinden dolayı alacaklı oldukları, ödeme ya da başka bir şekilde borç olmadığı hususundaki ispat yükümlülüğünün davalılarda olduğu, dosya kapsamına göre davalıların bunu ispatlayamadıklarının görüldüğü, ayrıca pay devri sözleşmesindeki bedelin ödenmesi konusunda kendilerine gönderilen ihtarnamelere verilen cevabi ihtarnemelerinde bu bedellerin ödenmeyeceğinin belirtildiği de dikkate alındığında, sözleşme kapsamındaki bedellerin ödenmediğinin sabit olduğu, bundan dolayı davacı ...'nun davalı ...'den 450.000,00 TL alacaklı olduğu..., davacıların alacaklarına ihtarnamelerin tebliğ tarihlerinden itibaren ticari faiz uygulanabileceği..." sonucuna ulaşıldığını, o davada talepleriyle bağlı kalarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 8.000,00 TL alacağın ihtarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan ayrı ayrı alınarak davacılara ödenmesine dair karar verildiğini, kararın davalılar tarafından temyiz edildiğini ve temyiz incelemesinin halen devam ettiğini, 450.000,00 TL'nin saklı tutulan fazlaya ilişkin tutarı için faizi ile birlikte ilamsız icra takibi yaptıklarını, ancak takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/51 E., 2016/556 K. sayılı ilamında toplanan deliller, alınan iki ayrı bilirkişi raporu ve sıralanan sair gerekçeler ile, müvekkilinin hisse devri nedeniyle tahsil edemediği bedel kadar davalıdan alacaklı olduğunun mahkeme kararı ile sabit olduğunu ileri sürerek Uşak 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2857 E. sayılı icra takip dosyasına vaki davalı itirazlarının iptali ile takibin devamına, alacağa davacı alacaklının davalıya ihtar ve davalının da temerrüt tarihi olan 13.10.2010 tarihinden geçerli ticari faiz yürütülmesine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere belirlenecek tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, takip dayanağı olan Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/51 E., 2016/556 K. sayılı ilamı incelendiğinde; davanın, dosya davacısı ...'nun müvekkiline yaptığı 15.03.2009 tarihli hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin olduğunun görüleceğini, yine Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/51 E., 2016/556 K. sayılı dosyasında davacının alacak miktarının 8.000,00 TL tutarındaki kısmı için kısmi dava açtığının ve bakiye hak ve alacaklarını saklı tuttuğunun görüleceğini, ıslah yoluna başvurmadığının da tespit edilebileceğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 147. maddesindeki alacaklar için 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağının belirtildiğini, kısmi dava açılmasının saklı tutulan haklar için zamanaşımı süresini kesmeyeceğini, zamanaşımı süresinin işlemeye devam edeceğini, alacağın 15.03.2009 tarihine dayandığını ve zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayacağını, saklı tutulan bu haklar için yapılan icra takip tarihinin 20.06.2016 olduğunu, hal böyle olunca; Uşak 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2857 E. sayılı dosyasındaki alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça daha tespit edilmemiş bir alacak için icra takibi yapılmasının icra takibinin iptali sebebi olduğu gibi, yapılmış olan bu takibin, davacı tarafın kötüniyetini de gösterdiğini, mahkeme ilamına karşı temyiz yoluna başvurulduğunu ve hükmün henüz kesinleşmediğini, diğer taraftan bilirkişi raporuna müvekkilince her aşamada itiraz edildiğini, davacının iddia ettiği ve miktarı belli bu alacağın çok küçük bir miktarını isteyip, alacağın bakiyesi için ıslah yoluna başvurmadığı gibi, bu da yetmezmiş gibi alacağını sekizbuçuk yıl bekletip aradan geçen sürenin faizini de talep ettiğini savunarak davanın tüm alacaklar bakımından reddi ile davacı aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/51 E. sayılı dosyası ile ''.... davacı ...'nun davalı ... 'den 150.000 TL ve davalı ...'den 450.000 TL alacaklı olduğu, davacılar alacaklarına ihtarnamelerin tebliğ tarihlerinden itibaren ticari faiz uygulanabileceği kanaatine varılmıştır..."denildiği, ancak alacak miktarı bu şekilde belirlenmekle birlikte, dava edilen 8.000,00 TL üzerinden hüküm kurulduğu, verilen bu hükmün Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24.09.2020 tarih, 2018/3470 E., 2020/3569 K.sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği, davacının davalıdan 450.000,00 TL alacağı olduğu belirlenmiş olduğundan, hüküm altına alınmayan 442.000,00 TL alacağın tahsili için başlatılan Uşak 1. İcra Müdürlüğünün 2016/2857 E. sayılı icra takibinin yerinde görüldüğü, takibe yapılan itirazın haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Uşak 1. İcra Müdürlüğünün 2016/2857 E. sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, 442.000,00 TL alacağın %20'si oranında 88.400,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça, süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinde davanın 5 yıllık zamanaşımına uğradığının ileri sürüldüğü, cevap dilekçesi ve dolayısıyla zamanaşımı def'i süresinde de olmamakla birlikte, davalı tarafın bahse konu ortaklıkta ortak olarak yer almaz iken, davaya konu hisse satışı ile ortak haline gelmesinin kararlaştırıldığı, dosya kapsamına göre öncesinde taraflar arasında bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığı, TBK'nın 147/4 hükmündeki "..ortaklık sözleşmesinden ... ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar..." şeklinde bir alacağın bulunmadığı, bu nedenle davanın genel zamanaşımı süresi olan TBK'nın 146. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, eldeki itirazın iptali davası dayanağı olan icra takip tarihinin 20.06.2016 olduğu, hisse devir anlaşmasının ise 15.03.2009 tarihli olmasına göre davada zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalının, hisse devir sözleşmesindeki imzanın inkarına ve hisse devralma iradesinin hiç olmadığına dair itirazları varsa da; kısmi dava olarak açılmış olan önceki dava ile hisse devrine dayalı alacaklılık-borçluluk sıfatlarının belirlenmiş olduğu, dolayısıyla davalının davacıya karşı bahse konu hisse devir sözleşmesi ile borç altına girdiğinin sabit bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, anonim ortaklıktaki hisse devri nedeniyle bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 49b5e4fa03eb6153 f2c51fc7bb3e8889