11. Hukuk Dairesi 2024/6632 E. , 2025/4268 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/151 Esas, 2024/1543 Karar HÜKÜM :Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2009 /.. ve 2009/.. tescil numaralı “...” ve “...” ibareli markaları bulunduğunu, aynı zamanda “...” markalı güneş koruyucu ürünlerin üreticisi ve nihai satıcısı olduğunu, satış konusunda başka kişi veya şirkete yetki-lisans verilmediğini, “...” markalı ürünlerin davacı tarafından yalnızca ecza depolarına satışının yapıldığını, ecza depolarının da eczanelere sattıklarını, taklit ürün satışına engel olmak amacıyla her iki ürünün iç kapak kısmına farklı bir orijinallik kodu koyulduğunu, bu şekilde müşterilerin pek çok sahte ürün bildirimi yaptıklarını, sahte ürünlerin satıldıkları pazaryerlerine ihtarnameler gönderildiğini, davalının yer sağlayıcı olarak sahibi olduğu www......com alan adlı internet sitesinde de bu ürünlerin satışının yapılmaması için davalıya ihtarname gönderildiğini, e-maille de sahte ürün satışı yapan firmaların bildirildiğini, ancak davalının hiçbir işlem yapmadığını, sahte ürün satışı yapılan sayfaların kapatılmadığını, davalının bu eylemlerinin davacıya ait marka haklarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek davalıya ait www.....com internet adresi üzerinden satış arzından kaynaklı marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesine, müvekkiline ait "..." markalı ürünlerin ilgili web sitesinde satışının yasaklanmasına, marka hakkına tecavüz nedeniyle 1.000,00 TL manevi tazminata ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yer sağlayıcı olduğunu ve satış yapmadığını, ürünlerin www.....com kontrolüne girmeden doğrudan alıcıya ulaştığını, davalı tarafından sahte ürün satışı yaptıkları iddia edilen kişilerin işbu davada taraf sıfatı ile yer almadığını, davacı tarafa ait ürünün ecza depolarına verildiğini, ecza depolarının bu ürünleri sadece eczanelere satmadığını, dolayısıyla müvekkilinin sitesinde ecza deposundan temin edilmiş "..." markalı ürünlere rastlanılmasının mümkün olduğunu, "..." markalı ürünlerin medikal ürün olmadığını, sitede satılan her "..." markalı ürünün sahte olduğu sonucuna varılamayacağını, davacı tarafından bilgilendirildiği anda gerekli kontrollerin sağlanıp sahte ürünlerin satışa kapatıldığını, hatta davalının sahte "..." markalı ürünlerin satışının önüne geçebilmek adına satıcının ürünlerin ecza depolarından temin edildiğine ilişkin belge sunması koşuluyla "..." markalı ürünlerin satışına izin vereceği bir sistem de oluşturduğunu, davalının böyle bir sistem kurma zorunluluğu da bulunmadığını, yer sağlayıcının sorumluluğu çerçevesinde uyar/kaldır mekanizması ile ihlale sebep olan ürünleri uyarı geldiğinde ve ispat edilebildiğinde kaldırmakla yükümlü olduklarını, müvekkilinin tebliğ alınan ihtarnameye istinaden davacının iletmiş olduğu linklerde yer alan ürünlerin satıcıları olan ... ve ... isimli satıcılar ile iletişime geçtiğini, bu iki satıcının herhangi bir belge sunmaması üzerine bu satıcıların ... ... SPF 50+ isimli ürünlerini satışa kapattığını, ancak davacı şirket vekilinin müvekkili şirketin sitesinde "..." markalı hiçbir ürünün satışının yapılmayacağının taahhüt edilmesini talep ettiğini, bunun hukuka aykırı olduğunu ve tüm bu nedenlerle, davacı şirkete ait "..." markalı ürünlerin müvekkil şirketin yer sağlayıcı olduğu e-ticaret sitesinde satışının tamamen yasaklanmasının hakkın tüketilmesi ilkesi gereğince mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin davaya konu ürünlerin satışının yapıldığı www.....com isimli e-ticaret sitesinin yer sağlayıcısı olduğu, davacının davalıya gönderdiği ihtarnameden sonra davalının bu ürünleri satan kişilerden ürünlerin ecza depolarından alındığını belgelemelerini talep ettiği, ancak ecza depolarından ürün satın alan kişilerin de başka kişilere orijinal markalı ürünleri satmış olabilecekleri, bu şekilde marka hakkının tüketilmiş olma ihtimali bulunduğu, davaya konu ürünlerin üzerlerindeki markaların davacının hak iddia ettiği markalar ile birebir aynı oldukları, markaların tescili kapsmaında kalan güneş koruma kremi oldukları, ancak davalıya ait e-ticaret sitesinde satışı yapılan ürünler incelenemediğinden sahte olup olmadıklarının tespit edilemediği, davalının da satışa sunulan ürünleri kendi stoklarına almadığından ve doğrudan satıcılar tarafından tüketicilere gönderilen ürünler olduklarından bu konuda bir tespit yapabilmesinin mümkün olamayacağı, ayrıca davalıya ihtarname gönderen davacı şirketin "..." ve "..." markalarının sahibi olmadığı, markaların davacı şirket yetkilisi olan dava dışı ... adına tescilli oldukları, davacı şirketin bu markaları kullanmak konusunda marka sahibi ile bir inhisari lisans sözleşmesi yaptığına dair delil ve belgeyi de davalı şirkete göndermediği, yargılama sırasında da sunmadığı, davalının yer sağlayıcısı olarak iştirak halinde tecavüz nedeniyle sorumlu tutulabilmesinin kusur şartına bağlı olduğu, davacının markalar üzerinde hak sahibi olduğunu ve ürünlerin sahte olduğunu yaklaşık olarak ispat edebilecek belge ve delillerini davalı tarafa sunması gerektiği, davalıdan, marka tescil kaydında marka sahibi olmayan davacının ihtarname göndermesi nedeniyle sahte olup olmadıkları tespit edilemeyen ürünlerin tamamının satışını durdurmasının beklenemeyeceği, davacının iddiasında haklı olduğunu yaklaşık olarak ispat edecek bilgi ve belge sunamadığı, satılan ürünlerin sahte olduklarının da tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve men'i ile manevi tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d98e8046dc105a4b 90c7af4d01713c3d