11. Hukuk Dairesi 2024/6555 E. , 2025/4561 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1133 Esas, 2024/1485 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/125 E., 2021/245 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “..." markasını uzun yıllardır kullandığını, bu markanın uluslararası marka tescillerinin bulunduğunu, davalıya ait 2018/... ve 2018/... sayılı "..." esas unsurlu markaların, müvekkili markaları ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer ve aynı/benzer mal ve hizmetler bakımından tescilli olduğunu, taraf markaları arasında yalnızca "i" ve "a" harflerinin yerinin değiştirildiğini, "..." ve "..." ibarelerinin Türk dilinde herhangi bir anlam barındırmadığını, italik olarak yazıldığını, ürünlerde yine lacivert rengin tercih edilmesinin müvekkiline yakınlaşma çabasını gösterdiğini, müvekkilinin "..." markasının, ...'nın meyve suyu markası olarak uluslararası tanınmış bir marka olduğunu, davalının ürünlerine ait sosyal medya hesaplarında ve internet adresinde görsel ve tanıtımların yer aldığını, taraf markaları arasında iltibas bulunduğunu ileri sürerek davalıya ait 2018/... ve 2018/... sayılı markaların hükümsüzlüğüne, davalı fiillerinin müvekkile ait 2013/... sayılı "... ...", 2004/... sayılı "..." markalarına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün men'i ve ref'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, markalar bir bütün olarak incelendiğinde somut olayda herhangi bir tecavüzün söz konusu olmadığını, markaların birbirine benzemediğini, markaları birbirinden ayıran en büyük unsurlardan birinin davacının "..." kelimesinin yanında Arapça figürler kullanması olduğunu, markaların yalnızca işitsel değil, görsel ve kavramsal yönleriyle de ele alınması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dayanak yaptığı markalarının "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, bu sözcüğün herhangi bir anlamı olmayan özgün bir ibare olduğu, dava konusu markalarda "..." ibaresinin asli unsur niteliği taşıdığını, markalarda bulunan tali unsurların (“...”, “...”, “... coffee”, “cafe” ibaresi gibi) zayıf nitelikte ve ilgili sektöründe yaygın/jenerik kullanımı olan ibarelerden oluştuğu, "..." ibaresinin de Türkçe karşılığının bulunmadığı, özgün bir ibare olduğu, tüketicilerin “...” ibareli ürünleri gördüğünde davacı markaları ile arasında bağlantı kurma ihtimali dâhil markaları karıştırma ihtimalinin bulunduğu, "..." markasının davacıya ait "..." markasındaki yer alan “a” ile “i” harflerinin yerlerinin değiştirilmiş hali olduğu, bu harf değişikliğinin davalı markalarını davacı markalarından farklılaştırmak için yeterli olmadığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 155. maddesi hükmü ve taraf markaları arasında benzerlik bulunması göz önüne alındığında davalı eylemlerinin haksız rekabet olduğu sonucunu doğuracağı gerekçesiyle, hükümsüzlük talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile, davalıya ait 2018/... kod nolu "cafe ... ... cafee+şekil" ibareli markanın 30. sınıfta yer alan "kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler" mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalıya ait 2018/... kod nolu "... ... ..." ibareli markanın 30. sınıfta yer alan "kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler" ve 32. sınıfta yer alan "maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş enerji içecekleri" mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine; markaya tecavüz davası yönünden davanın kısmen kabulü ile, davalının 2018/... kod nolu "cafe ... ... caffee+şekil" ibareli markasının 30. sınıfta yer alan "kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler" mal ve hizmet sınıfları yönünden kullanımının davacının markasına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile men ve ref'ine, davalının 2018/... kod nolu "... ... ..." ibareli markasının 30. sınıfta yer alan "kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler" ve 32. sınıfta yer alan "maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş enerji içecekleri" mal ve hizmet sınıfları yönünden kullanımının davacının markasına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile men ve ref'ine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının kapsamındaki emtiaların benzerliği yönünden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, davalının kötüniyetinin de ispatlanmadığı, davacı markalarının "... ..." ve "..." ibarelerinden ve ibarelerin yanında Arapça yazılardan, hükümsüzlüğü talep edilen dava konusu markalarının ise, "cafe ... ... coffee" ibaresi ile "... ... ..." ibarelerinden oluştuğu, her iki taraf markasında öne çıkan unsurların "..." ve "..." ibarelerii olduğu, taraf markalarının esas unsurunu oluşturan ibarelerin "..." ve "..." sesleriyle başlamasının somut uyuşmazlıkta markaları görsel ve işitsel olarak yeterince birbirinden uzaklaştırdığı, zira tüketicilerin kısa ibarelerdeki değişiklikleri daha kolay fark ettikleri ve markaların başlangıç kısımlarına da daha çok dikkat ettikleri, anlamsal bir benzerlik bulunmayan taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü kapsamında benzerlikten söz edilemeyeceği, bu hale göre davalının davaya konu eylemlerinin, davacı tarafın marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil etmediğinin kabulü gerektiği, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, marka kapsamındaki emtialar arasında kısmen benzerlik bulunmasının sonucu etkilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı taraf vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men ve ref'i, ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.