11. Hukuk Dairesi 2024/6538 E. , 2025/4273 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/840 Esas, 2024/1365 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2020/340 E., 2022/399 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 2012/03404 sayılı "...ve ..." patentin davalı adına tescilli olduğunu, patentin yenilik ve buluş basamağı kriterini sağlamadığını, bu kombinasyona ait iki adet ilaç ruhsat başvurusunun 14.12.2010 tarihli olup davaya konu patentin başvuru tarihi olan 26.03.2012 tarihinden yaklaşık 15 ay önce olduğunu, sürenin 12 aylık hoşgörü süresini aştığını, dava dışı ... İlaç şirketinin ... 250/250/1/300 MG Enterik Kaplı Tablet ilacı bileşiminin davaya konu patentin yeniliğini kırdığını, davaya konu patentin sahibi ile ilaç ruhsat sahipleri farklı olduğundan patent sahibinin 12 aylık hoşgörü süresinden yararlanamayacağını ileri sürerek davalı adına tescilli 2012/03404 sayılı patentin hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu patent başvurusunu dava dışı ... tarafından yapıldığını ve en son 15.08.2019 tarihinde davalı müvekkiline devredildiğini, dava dışı ...'in dava konusu patentin tüm haklarını 23.11.2017 tarihinde ortağı ve müdür olduğu ... İlaç şirketine devreden kişi olduğunu, şirketin 12 aylık hoşgörü süresinden faydalanması gerekeceğini, hoşgörü süre başlangıcının patentin kamuya açıklandığı tarih olduğunu, ilacın patentle korunması ile ruhsat alınarak piyasaya sunulmasının birbirinden farklı süreçler olduğunu, bir ilacın piyasaya sürülebilmesi için Türkiye üzerinde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından ruhsatlandırılması, satış izninin verilmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu geri ödeme listesine girmesi gerektiğini, bu konuda yönetmelik bulunduğunu, ilaç ruhsatlandırılması için resmi makamlara sunulan verilerin korunmasının mevzuatta ve uluslararası sözleşmelerde garanti altına alındığını, Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliğinin 28. maddesi uyarınca Bakanlığa sunulan bilgilerin gizli olduğunu ve Bakanlık tarafından korunacağının hüküm altına alındığını, bir ilaca ruhsat ve satış izni almadan ticarete sunulmasının mümkün olmadığını, ... isimli ilacın ruhsat başvuru tarihinin 08.03.2010, ruhsat tarihinin 14.12.2010, TİTCK' ya sunulma tarihinin 15.12.2010, satış izin tarihinin 18.01.2011 ve ilacın piyasaya arz tarihinin 2012 yılının Ocak ayı olduğunu, bu tarihlerin de hoşgörü süresi içerisinde kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında bilirkişi heyetinden rapor alındığı, tescile konu patentin yenilik ve buluş basamağı kriterini sağladığı, başvuru, rüçhan ve piyasaya arz tarihlerinin iddia edilen tarihten önce olduğu ve hoşgörü süresinden yararlanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2012/03404 sayılı incelemeli patentin 26.03.2012 tarihinden itibaren 20 yıl süreyle geçerli patent belgesine sahip olduğu, patente konu buluş özetinin "alfa lipoik asit ve bir ya da birden fazla B vitamini içeren farmasotik formülasyonlar ve bunların üretim yöntemi" ile ilgili olduğu, patentin başvuru yapıldığı tarih itibariyle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde mülga 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (551 sayılı KHK) hükümlerinin esas alınması gerektiği, dava dışı ...'in 26.03.2012 tarihinde patent başvurusu yaptığı, patentin rüçhan tarihinin 19.03.2012 olduğu, bu durumda mülga 551 sayılı KHK gereğince 12 aylık hoşgörü süresinin 19.03.2011 tarihinde başlayıp 12 aylık sürenin dolduğu tarih olan 19.03.2012'de biteceği, Sağlık Bakanlığı'nın yazısında 30.06.2014 onay tarihinde KÜB/KT metinlerinin yayınlandığının bildirildiği, bilirkişi heyeti raporunda yerinde yapılan incelemede ilacın piyasaya arz tarihi olan 2012 yılı Ocak ayında KÜB/KT bilgilerinin yayınlandığının kabul edildiği, bunun aksini gösteren bir delilin dosya kapsamında bulunmaması nedeniyle yayınlanma tarihinin hoşgörü süresinin içerisinde olduğunun kabulü gerektiği, patent sahibi ...'in ... İlaç Sanayi ve Ticaret Sanayi A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı olduğu, bu durumda mülga 551 sayılı KHK'nın 8. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca ilacın ruhsat tarihi itibariyle buluş olarak nitelendirilecek patente konu istemlerin yayınlandığına ilişkin bir delil de bulunmadığı, Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği 28. maddesinde “Bir ürüne ruhsat almak üzere başvuru sahibi tarafından Bakanlığa sunulan bilgiler gizlidir. Bu gizlilik Bakanlıkça korunur.” hükmünü içerdiği, ruhsat başvuru tarihinde KÜB/KT metinlerinin yayınlanmadığı da gözönüne alındığında hoşgörü süresi dışında bir açıklama olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, patent hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9805a4d009cbb0eb a3bf300055ffcc3d