11. Hukuk Dairesi 2024/6375 E. , 2025/3913 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1064 Esas, 2024/1335 Karar HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; asıl borçlu dava dışı şirket ile davalı arasında 2005-2009 yılları arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefil sıfatıyla yer aldığını, bu sözleşmeye istinaden asıl borçluya kredi kullandırılıp çek koçanı teslim edildiğini, gayri nakdi kredi sözleşmesi uyarınca müvekkilinin taşınmazına 1.960.000,00 TL değerinde 24.04.2007 tarihli ipotek tesis edildiğini, üç köşeli gayrinakdi kredi sözleşmesinin kambiyo taahhüdü olmadığını, çekin karşılıksız çıkması durumunda hamile ödeme taahhüdü ifade ettiğini, asıl borçlu şirket yönünden temerrüt veya muacceliyet durumunun hiçbir zaman söz konusu olmadığını, tüm kredi bedelinin bankaya ödendiğini, dolayısıyla davalı bankanın verdiği gayrinakdi kredilerden kaynaklanan asıl borçtan söz edilemeyeceğini, davalı bankanın yine aynı sözleşmeye istinaden verdiği çek yapraklarından doğan sorumluluk bedelini müvekkilinin taşınmazı üzerinden depo etmesinin haksız olduğunu, davaya konu 56 çekin 2009 yılında keşide edilmesine rağmen bankaya ibraz edilmediklerini, hamilin çekini ibraz etmemesi durumunda hakkını kaybedeceğini, kredi sözleşmesindeki depo talebinin kefili kapsamayacağı, davalının, müvekkilinden zamanaşımına uğrayan çeklerinin iadesini istediğini, dolayısı ile bu çeklere banka tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, ipoteğin kaldırılması amacıyla davalıya keşide edilen 17.12.2021 tarihli ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, 2 yılı aşkın süredir terkin yapılmaması üzerine bu kez 25.12.2023 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, ancak bunun da cevapsız bırakılacağının aşikar olduğunu ileri sürerek haksız ipoteğin terkinine, müvekkilinin ticari hayatı sırasında uğramış olduğu maddi zararların giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka tarafından 11.01.2024 tarihinde davaya konu ipoteğin fekkinin sağlandığını, 17.01.2021 tarihli ipoteğin fekkinin müvekkili bankaya gönderilmediğini, diğer ihtarnamenin ise 02.01.2024 günü davalıya ulaştığını, zamanaşımı süresinin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın açılmasından sonra ipoteğin kaldırılmış olması nedeni ile bu talebin konusunun kalmadığı, 25.12.2023 tarihli ihtarnameye rağmen davanın açılış tarihine kadar ipoteğin kaldırılmasını sağlamayan davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği, tazminat talebi yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile ipoteğin fekki yönünden karar verilmesine yer olmadığına, tazminat talebi bakımından davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm ipoteğin fekkine ilişkin istem yönünden hükmolunan vekâlet ücreti ile sınırlı olmak üzere davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ipoteğin fekki ve tazminat istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.