11. Hukuk Dairesi 2024/6212 E. , 2025/4295 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/129 Esas, 2024/1429 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/259 Esas, 2022/91 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin “...” markası ile yıllardır ... teknolojileri alanında faaliyet yürüttüğünü, şirketin tam unvanının ... ... A.Ş. olduğunu, müvekkilinin www...com.tr alan adlı internet sitesini de uzun zamandan beridir filli olarak ticaretinde ve tanıtımında kullandığını, “...” ibareli markanın 2009/... ve 2010/.... numaraları ile müvekkili şirketin yetkilisi ... adına tescillendiğini, 2019 yılında kurulan davalının da aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının, müvekkili şirketin unvanı ve tescilli markası olan “...” ibaresinden (D) harfini (T) harfi ile değiştirmek suretiyle “...” ibaresini, müvekkilinin “...” markasıyla tam bir benzerlik içinde unvan, marka, internet sitesi alan adı olarak kullandığını, haksız rekabet hükümlerine aykırı hareket ettiğini, davalının bu eylem ve işlemleriyle 2009/... ve 2010/... numaralar ile korunan müvekkili markalarının sağladığı yasal haklara karşı tecavüz fiilini işlediğini ileri sürerek davalının unvanında bulunan “...” ibaresi nedeniyle unvanının hükümsüzlüğüne, “...” ibaresinin çıkarılmasına, davalının kullandığı “www...com.tr” alan adı ve bu alan adı ile yayın yapan internet sitesi ve linkin hükümsüzlüğüne ve kaldırılmasına, davalının, 2009/... ve 2010/... numara ile tescilli “...” markalarına yönelik tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine ve men'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların marka kullanım alanının ve emtialarının birbirinden farklılık taşıdığını, markaların tecavüz teşkil edecek bir kullanım alanı bulunmadığını, bu sebeple markalar arasında herhangi bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını, bu hususun haksız rekabet teşkil etmediğini, karıştırma ihtimalinin gerektirdiği unsurların taraf unvanlarında bulunmadığını, gerek görsel, gerek kavramsal, gerekse de işitsel benzerlikten söz edilemeyeceğini, tüketici kitlesi farklı olan unvanların tüketiciler tarafından rahatlıkla ayırt edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “...” ibareli davacı markası ile “...” ibareli davalı markası arasında (d) ve (t) harfleri dışında aynılık bulunduğu, işaretlerin karıştırılabileceği, davacıya ait marka ile davalı kullanımlarının iltibasa sebebiyet verebileceği, kullanımların mal ve hizmet sınıfları bakımından da benzerlik taşıdığı, davacının markalarının 2009 ve 2010 yıllarından, davalı markasının 2019 yılından itibaren tescilli olduğu, bu durumda davacının markasının asli unsurunu oluşturan “...” ibaresi üzerinde davalıya kıyasen eskiye dayalı kullanım hakkı ile gerçek hak sahibi sıfatını taşıdığı, bu nedenlerle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 52, 54 ve 55. maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesi kapsamında davalı kullanımlarının, davacıya ait marka hakkına haksız rekabet oluşturduğu, ayrıca davacının önceki tarihli tescilli markası ile davalının sonraki tarihli tescilli ticaret unvanı arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, tarafların faaliyet alanları da dikkate alındığında benzer ihtiyaçları giderdikleri, son kullanıcı profillerinin aynı olduğu, iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile bu haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıya ait iş yerinde kullanılan “...” ibaresinin yer aldığı tabela, ambalaj, katalog, broşür ve her türlü basılı evrak, görsel yayın ve kullanımın sona erdirilmesine, davalıya ait “www...com.tr” alan adına erişimin engellenmesine, davalının ticaret unvanında bulunan “...” ibaresinin ticaret unvanından terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, ticaret unvanının terkini taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında gerekçeli kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Buna göre HMK’nın 297/2 hükmü uyarınca ‘’Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.’’ Bu anlamda Mahkemelerce yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi gereklidir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması ve ayrıca gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı vekili marka hakkına dayanarak açtığı davanın dava dilekçesinde, davalının kullanımlarının, davacının “...” ibareli markası ile ticaret unvanına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabetinin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece de yapılan değerlendirmede ve hükmün gerekçesinde davalının kullanımlarının davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu tespiti yapılmış, ancak hükümde marka hakkına tecavüzün tespiti hükmü kurulmaksızın, haksız rekabet ve ticaret unvanı yönünden hüküm kurulmak suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki doğuracak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.