Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/6047 E., 2025/4030 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6047 E., 2025/4030 K. (04.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6047
Karar No
2025/4030
Karar Tarihi
04.06.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/6047 E. , 2025/4030 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/40 Esas, 2024/1336 Karar HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Kulu İcra Müdürlüğünün 2020/480 E. sayılı dosyasında müvekkili aleyhine 01.09.2003 tanzim, 15.10.2003 vade tarihli 35.000,00 euro bedelli senede dayalı olarak ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin davalıya hiç bir borcu bulunmadığını, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacağın zamanaşımına uğradığını, davalının aynı senede dayanarak daha evvelden icra takibi yaptığını ve takibin bononun zamanaşmına uğraması nedeniyle icra takibinin geri bırakılması kararıyla neticelendiğini, davalının aynı alacak iddiasıyla bu kez dava konusu icra takibin başlattığını, hem kambiyo zamanaşımı hem de genel zamanaşımı sürelerinin dolmuş olduğunu ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı sürelerinin dolmadığını, taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin gayrimenkül satışına dayandığını, Kulu İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/6 E. sayılı dosyası ile dava konusu senedin zamanaşımı nedeni ile kambiyo vasfını yitirdiği gerekçesi ile icranın geriye bırakılmasına karar verildiğini, senedin kambiyo vasfını yitirmesinin temel ilişkisinin zamanaşımına uğradığı anlamına gelmeyeceğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 154 ve157. maddeleri gereğince her takipten sonra zamanaşımı süresinin yeniden başladığını, dolayısı ile davacı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kulu İcra Müdürlüğünün 2020/418 E. sayılı dosyasında asıl alacak tutarının 35.000,00 euro olarak gösterildiği, yabancı para alacağının Türk parası karşılığının belirtilmediği, icra takibinin usulüne uygun başlatılmadığı, takibe konu alacağın sebepsiz zenginleşme hükümlerinde uygulanan 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, kambiyo senetlerinde vade tarihinden itibaren uygulanan 3 yıllık zamanaşımı süresinin ve de TBK gereğince genel alacak zamanaşımı süresi olan 10 yıllık sürenin de geçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Kulu İcra Müdürlüğünün 2020/418 E. sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, yasal şartları oluşmadığından davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 778. maddesi atfıyla bono hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 749. maddesi gereğince bonodan doğan istemlerin vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, zamanaşımına uğramış bono nedeniyle alacağın temel borç ilişkisine dayanarak talep edebileceği gibi TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak da keşideciden alacak talebinde bulunulabileceği, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebinin bononun zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren bir yıl olduğu, ayrıca Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre zamanaşımına uğramış ve kambiyo vasfını kaybetmiş bononun temel borç ilişkisi yönünden yazılı delil başlangıcı teşkil edeceği, toplanan delillere göre tüm zamanaşımı sürelerinin dolduğu, İlk Derece Mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bör yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı