Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/5938 E., 2025/3892 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5938 E., 2025/3892 K. (02.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5938
Karar No
2025/3892
Karar Tarihi
02.06.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/5938 E. , 2025/3892 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1261 Esas, 2024/1194 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/865 E., 2023/803 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış bir bayan kuaförü olduğunu, işletmesinde dünyaca tanınmış markaların ürünlerini kullandığını ve bunları kullanmasından dolayı kozmetik markalarının tanıtım ve satışı için ciddi promosyon teklifleri aldığını, davalı Şirket ile müvekkili arasında "..." ürünlerinin tanıtım, pazarlaması ve satışının yapılması amacıyla 2006 yılından beri “... profesyonel saç bakım danışmanı sözleşmesi” kapsamında ticari ilişki bulunduğunu, 2018 yılına kadar bu ticari ilişkinin her yıl yenilenerek devam ettiğini ve bu sürede 1.500.000,00 TL civarında ciro elde edildiğini, davalının 28.08.2018 tarihli ihtarnamesi ile bu sözleşmeyi üç ay sonrasından geçerli olmak üzere feshettiğini, müvekkilinin 26.09.2019 tarihli cevabi ihtarnamesi ile feshin kabul edilmediğini bildirildiğini, genel işlem koşulları içerir sözleşmenin ilgili hükümlerinin geçerli sayılmayacağını ve rekabetin korunması hakkında kanun gereği ne şekilde davranılması gerektiğinin detaylı olarak bildirildiğini, buna cevap olarak davalı tarafından 08.10.2018 tarihli ihtarname keşide edilerek fesih iradesinin tekrar edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem koşulları içerdiğini ve haksız feshedildiğini, ayrıca rekabetin korunması hakkında kanun hükümlerine aykırı olduğunu, Rekabet Kurumu'na 27.11.2019 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, davalının 2018 yılında görevde olan müdürünün bayiler arasında ayrımcılık yaptığını, internet üzerinden satış yapan şirketlere ucuz ürün vererek kendi satış fiyatının altında mal tedariki sağladığını ileri sürerek haksız rekabetin ve sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile haksız rekabetin men’ine, ref’ine, haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın ve sözleşme süresince davalının sözleşmeye ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan zarar olarak şimdilik şimdilik 50.000,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin, sözleşme ile her iki tarafa tanınan fesih hakkının müvekkili tarafından kullanılması suretiyle feshedildiğini, taraflar arasında 2006 yılında imzalanan bir sözleme bulunmadığını, taraflar arasında 20.03.2018 tarihli sözleşmenin bulunduğunu ve sözleşmenin temel unsurunun davalı ürünlerinin profesyonel elemanlar tarafından uygulanmasını sağlamak olduğunu, davacının bu amaçla seçilmiş kuaförlerden olduğunu, davacının söz konusu markalı ürünleri kullanmasının amaçlandığı ve üçüncü kişilere satışının ise 4 madde ile kısıtlandığını, seçici dağıtım sisteminde yer almayan kişi ve kişilere satışının engellendiğini, sözleşmenin her iki tarafa tanınan fesih imkanının kullanılması suretiyle sona erdirildiğini, davacının kendisine verilen ürünleri internet üzerinden satışa sunduğunun belirlendiğini ve bunun üzerine üç aylık önel verilmek suretiyle sözleşmenin sona erdirildiğini, davacının sözleşmenin haksız olarak fesih edildiği iddiasının doğru olmadığını, davacının genel işlem koşulu iddialarının kabul edilebilir olmadığını, haksız rekabete ilişkin şartların da oluşmadığını, davacının iddia ettiği somut fiillere yönelik delil sunmadığını, davacının müşteri kazandırma iddiasının da doğru olmadığını, ürünü kullanan kişilerin müvekkilinin tanınmışlığı sebebiyle bu ürünleri kullandıklarını, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 57 ve 58. maddeleri gereğince tazminat şartlarının oluşmadığını, bunun için önce rekabetin korunması mevzuatın aykırılık hususun belirlenmesi gerektiğini ve bunun Rekabet Kurumunun yetkisinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında satıma yönelik genel ilişkinin temelini oluşturduğu anlaşılan sözleşmenin özünde davacıya davalıdan satın aldığı ürünleri üçüncü kişilere satma ve bu satış sayesinde gelir sağlama amacıyla düzenlenmediği, aksine davalı tarafından pazarlanan ürünlerin davacıya ait kuaför işletmesinde kullanılmasını ve ancak bu işletmede satışını amaçladığı, davacının sözleşmede profesyonel saç bakım danışmanı olarak isimlendirildiği, bu sözleşmenin tarafı olmasının işlettiği kuaför salonunun niteliklerinden kaynaklandığı, ürünlerin internet üzerinden satılmasına kural olarak izin verilmediği, bu yönde ayrıca yetkilendirilmesi gerektiği, sözleşmenin 3.1 maddesi gereğince kriterlerin davalı tarafından belirleneceği, davacının sözleşme ile satış yapacağı kişilerin son kullanıcı olmasının kararlaştırıldığı, taraflar arasında sunulan sözleşme öncesinde de hukuki ilişki bulunduğu ve davacının bu ilişkide kararlaştırılan hususlara aykırı davrandığına yönelik kabulü bulunduğu, bu haliyle taraflar arasındaki ilişkinin kanunda öngörülen düzenlemeler içinde yer almayan isimsiz bir sözleşme olduğu, özellikle son kullanıcı niteliğindeki alıcılara yönelik işlem yapma zorunluluğu yükleyerek geniş anlamda tedarik sözleşmesi olarak nitelendirilebileceği, tedarik eden durumundaki davalının davacının işyerini kriterlerine uygun kabul ederek belirli markalı ürünlerin belirtilen işyerinde tercihen tüketicilere yönelik kullanım ve satışı konusunda yetki verdiği, tüketici niteliği taşımayan alıcılara yönelik satışların ise kısıtlandığı bir sözleşme yapısı oluşturulduğu, taraflar arasında tek satıcılık gibi tekel niteliği taşıyan bir ilişki bulunmadığı, davalı tarafından 3 ay önel verilerek sözleşmenin feshinin her iki tarafa hak tanıyan sözleşme hükmüne uygun olduğu, davalının bir çalışanının kendi yakını durumunda bulunan bayilere yönelik öne geçirme amacıyla sözlemeyi sona erdirme ve onlara uygun fiyatla mal temin etme hususlarının ispatlanamadığı, özellikle fiyatlandırmaya yönelik olmak üzere davacının internet satış kanalları ile kendi durumunu karşılaştırdığı, bilirkişi kök ve ek raporları hüküm vermeye elverişli olduğu gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, somut olayda davalının eski bir çalışanının internet satış kanallarına düşük fiyatla ürün vererek davacının kazancına engel olduğu, haksız rekabet edecek şekilde sözleşmenin davalı tarafça haksız fesih edildiği iddiasında bulunulduğu, davalının da davacıya son kullanıcılar dışında ki müşterilere satış yaptığının belirlenmesi nedeniyle sözleşmenin önel verilerek sözleşme hükmüne uygun olarak fesih edildiğini savunduğu, sözleşmede her iki yana süre vererek sözleşmeyi fesih hakkı tanındığı, sözleşme hükmüne uygun olarak kullanılan fesih hakkının kötüye kullanıldığının davacı tarafından kanıtlanması gerektiği, davacı sözleşmenin bu hükmünün haksız şart olup hükümsüz sayılması gerektiğini ileri sürse de sözleşmenin her iki yanının tacir sıfatını haiz olduğu, mehil vererek sözleşmeyi fesih hakkının her iki yana tanındığı ve bu hükmün dürüstlük kuralına aykırı, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olmadığı, sözleşmede davacıya ait işyerinde davalı ürünlerinin her bir çeşit üründen altı adedi aşmamak üzere, davalı tarafından belirlenecek fiyatlardan satım hakkı tanındığı, davacı e-ticaret sitelerine daha düşük fiyattan ürün verildiğini ve bu şekilde davalının haksız fiyat politikası ile davacıya zarar verdiğini ileri sürdüğü, davalının davacı ile aynı konumda olmayan mecralarda farklı fiyat politikası uygulamasının ticari koşullarda mümkün olduğu, aynı konumda, işyerinde yapılacak satışlara ilişkin ise ayrımcılık yapıldığına ilişkin bir iddia ve delil bulunmadığı, sözleşme ile aynı tarihte imzalanan protokol ile davacının protokol imzalanmadan evvelki dönemde ürünleri sözleşmeye aykırı şekilde seçici dağıtım ağı dışına sattığını ve bu ihlalin kanıtları ile birlikte davalı tarafından tespit edilerek kanıtlandığını kabul ettiği, davacının davacı ile aynı konumda olan "profesyonel saç bakım danışmanı" olan bir üye ile ayrım yapıldığına ilişkin bir iddiası bulunmadığı, davacı tarafça iddia olunan satış fiyatlarının farklılığının aynı mecralara ilişkin olmadığı ve haksız rekabet koşullarının mevcut olmadığı, davacının taleplerinin tarafların bağlı olduğu sözleşmeyi aşan talepler olduğu ve sözleşmeye uygun şekilde yapılan fesihte fesih hakkının kötüye kullanıldığının ispatlanamadığı, davacı vekili davalı hakkında Rekabet Kurulu tarafından davalıya 4054 sayılı Kanuna aykırılıkları nedeniyle idari para cezası tahakkuk ettirildiğini ve Mahkemece bu yolda araştırma yapılmadığını ileri sürmüş ise de, Rekabet Kurulu tarafından davacının şikayeti nedeniyle soruşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verildiği, anılan Kanun gereğince Rekabet Kurulu tarafından verilen ihlal kararı da bulunmadığı, eldeki dava sırasında başlatılan başka bir soruşturma nedeniyle ihlal kararı verilmesinin eldeki davaya etkisi olmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin, sözleşmenin feshinin haksız olduğunun ve rekabet hukukuna aykırı davranışların tespiti, men'i, ref'i ile maddi tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı