Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/5760 E., 2025/4007 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5760 E., 2025/4007 K. (04.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5760
Karar No
2025/4007
Karar Tarihi
04.06.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/5760 E. , 2025/4007 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1086 Esas, 2024/1329 Karar ... KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/57 E., 2021/221 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve katılma yoluyla davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dünya çapında tanınmış “...” kelime markası ile tanınmış ... şekli markalarını kullandığını, söz konusu “...” kelime ve ... şekli markalarının müvekkilinin hizmetleri/ ürünleri ile özdeşleştiğini, müvekkilini çağrıştırır hale geldiğini, “...” kelime markasının TÜRKPATENT nezdinde pek çok sınıfta tescil ettirildiğini, davalı şirketin 2017/... sayılı “....com.tr+şekil” ibareli marka başvurusuna müvekkilinin itirazının davalı Kurum’un Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca (YİDK) nihai olarak reddedildiğini, başvuruda kullanılan ... şeklinin müvekkili markalarına çok benzediğini, müvekkilinin ... şekli markalarında olduğu gibi sağa yatık yaprak şekli içerdiğini, davaya konu markanın bir bütün halinde ilk görüldüğü anda müvekkilinin markalarını akıllara getirdiğini, dava konusu markanın tescilinin istendiği 35. ve 37. sınıf hizmetlerin müvekkili markalarının kapsamında yer alan hizmetlerle aynı/ benzer olduğunu, davalı şirketin davaya konu markasında yer alan ....com.tr ibareli alan adı altında işletilen internet sitesinde cep telefonu ve bilgisayar tamir hizmeti verdiğini, bu hizmeti verdiğini gösteren temsili görselde de müvekkiline ait “...” markalı akıllı cep telefonu ürününü kullandığını, davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkili markalarının itibarına ve ayırt ediciliğine zarar vererek haksız menfaat elde edeceğini ileri sürerek 2018-M-... sayılı YİDK kararının iptaline, 2017/... sayılı markanın 35/01-04. sınıfta yer alan hizmetler, 35. sınıf altında yer alan ve müvekkili markalarının tescilli olduğu 03, 09, 14, 16, 18, 21, 22, 25 ve 28. sınıflarda yer alan mallara özgülenen hizmetler ile 37. sınıfta yer alan hizmetler bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, ... şeklinin sadece bir gerçek veya tüzel kişinin tekeline bırakılamayacağını, başvuruda kötüniyetin ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin kurulduğu 2017 yılı Temmuz ayından bu yana “...” ismi ile ticari hayatını sürdürdüğünü, isim seçiminde ve logosunun belirlenmesinde milli duyguların etken olduğunu, “al ...” olarak da söylenebilecek “... ...” kavramının seçimdeki asli unsur bulunduğunu, müvekkili şirket logosunun herhangi bir tescilli şekille karıştırılmayacağını, 35 ve 37. sınıflardaki bir kısım hizmetlerin benzer olmasından dolayı müvekkili başvurusunun reddedilemeyeceğini, müvekkili logosu üzerinde yer alan “...” kelimesinin davacının ... markasını hatırlatmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... başvurusu kapsamındaki 35/05 alt grubun 03, 07, 08, 09, 11, 14, 16, 18, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28. sınıflardaki malların satış hizmetlerine ilişkin olduğu, davacı markalarının ise 02, 03, 06, 09, 10, 12, 14, 16, 18, 28, 35, 36, 37, 38, 41, 42, 44, 45. sınıflarda tescilli bulunduğu, davacı markalarının kapsadığı 35. sınıftaki hizmetlerin 35/01, 02, 03, 05 alt gruplarındaki hizmetler olduğu, 35/05 alt grubu 09, 16, 18, 28. sınıflardaki malların satış hizmetlerine ilişkin bulunduğu, davacı markalarının kapsadığı 37. sınıftaki hizmetlerin ise 37/01, 07, 09, 11 alt gruplarındaki hizmetler olduğu, bu kapsamda taraf markalarının 35/01, 02, 03 ve 37/01, 07, 09, 11 alt grupları ile 09, 16, 18, 28. sınıflardaki malların satışına ilişkin 35/05 alt grubu bakımından aynı/aynı tür hizmetleri kapsadığı, 35/04 alt grubundaki “Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” bakımından ise markaların hizmet listelerinin benzer hizmetleri içerdiği, zira işbu hizmetler özellikle internet satıcılığı/mağazacılığı hizmetleri bağlamında kimi zaman iç içe geçmiş ilişkili hizmetler olduğu, yine 03 ve 14. sınıflardaki malların satışına ilişkin 35/05 alt grubundaki satış hizmetleri bakımından da markaların mal/hizmet listelerinin benzer olduğu, zira söz konusu mal ile bunun perakende satış hizmetleri arasında doğrudan bir ilişki ve benzerlik bulunduğu, markaların kapsadığı “bilgisayar ürünleri ile bilgisayar hizmetleri”nin davacının asıl faaliyet alanı olduğu düşünüldüğünde, bu malların satışına ve bakım/onarımına ilişkin hizmetler üzerinde davacı markalarının ayırt edici unsuru olan ... ... ve “....com.tr” ibaresini gören tüketicilerin, kolaylıkla işletmeler arasında bağlantı kuracakları ve davacı markalarından edindikleri olumlu imajı davalı markasına yükleyerek tercihte bulunabilecekleri, ancak markalar arasındaki benzerlik yüksek düzeyde olmadığı, bağlantı kurma ihtimali kapsamında dolaylı benzerlik mahiyetinde olduğu için iltibas tehlikesinin sadece aynı/aynı tür ve doğrudan ilişkili emtialar yönünden söz konusu olacağı, bu kapsamda, davalı markasının kapsadığı 35/05 alt grubunda bulunan 07, 08, 11, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27. sınıflardaki malların satışına ilişkin taraf markalarının emtia listeleri farklı ve ilişkisiz hizmetlerden oluştuğu, taraf markalarının ilişkili oldukları mal/hizmetlerin bir kısmının aynı/aynı tür veya benzer olması ve davacı markasının tanınmışlığının iltibasa yol açacağı, taraf marka işaretleri arasında seri marka imajı bulunduğu, emtialar aynı veya aynı tür olduğundan, bu mal/hizmetler yönünden markalar arasında iltibas oluştuğu, zira karşılaştırma konusu mal veya hizmetlerin aynı veya aynı türden olması halinde, markalar arasındaki küçük bir benzerliğe rağmen, markalar arasında kural olarak iltibas doğduğu, orta düzey bir tüketicinin, davacının orijinal ve yüksek derecede ayırt edici “...” şeklini öğrenip belleğine kaydettikten sonra, “seçici tutma” yoluyla davalı markasında bulunan ayrıntıları görme algısının azalabileceği, çünkü davalı markasında yer alan “...” şekli ve “...” ibaresinin, davacı markasını çağrıştırdığı, somut olayda davacı markalarının özetle “bilgisayar/cep telefonu ürünleri ve hizmetleri” üzerinde tescilli ve tanınmış olduğu, davacı markaları kapsamında yer alan aynı/aynı tür ve benzer/ilişkili olduğu tespit edilen hizmetler bakımından iltibasa dayalı tescil engelinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü bakımından da geçerli bulunduğu, markanın tanınmışlığının, aynı ve benzer hizmetler için iltibası arttıran bir unsur olduğu, davalı markasının, davacının markalarının tanınmış olduğu 09. sınıftaki malların satışına ilişkin 35/05 alt grubundaki hizmetler ile 37. sınıftaki “Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri.” üzerinde tescilinin SMK'nın 6/4 hükmüne aykırılık teşkil ettiği, tanınmışlık hususunun farkı olduğu tespit edilen mal ve hizmet sınıfları yönünden ise tescil engeli olarak kabul edilmediği, keza davalının markasını söz konusu hizmetlerde tescil ettirmesi durumunda, davacının tanınmış “...” markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğmasının mümkün görünmediği, davalının kötüniyetli olduğunu gösterir delil ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “....com.tr+şekil” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet ısırılmış ... şeklinden oluşan markaları arasında, ilk derece mahkemesi kararında belirtilen hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvurudaki ... şeklinin, davacının ... şeklinden oluşan markaları ile genel hatları itibariyle benzer olduğu, bu durumun iltibasa ve seri marka imajına sebebiyet verdiği, davacı markalarının yüksek düzeyli ayırt ediciliğinin ve dünya çapındaki tanınmışlığının da iltibas ihtimalini arttırdığı, İlk Derece Mahkemesince sayılan hizmetler yönünden SMK’nın 6/4 ve 6/5 hükümleri koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili ile katılma yoluyla davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 366. madde atfıyla 348. madde hükmüne göre usulüne uygun bir katılma yoluyla temyiz dilekçesi olmadığı, katılma yoluyla temyizin, hükmün karşı tarafça temyiz edilmesi halinde katılma yoluyla temyiz olarak nitelendirilebileceği gözetildiğinde davalı ... vekilinin temyiz dilekçesine karşı davalı şirket vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı Kurum'a yükletilmesine, 04.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı