Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/2878 E., 2025/4051 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2878 E., 2025/4051 K. (04.06.2025) – Miras

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2878
Karar No
2025/4051
Karar Tarihi
04.06.2025
Konu
Miras

11. Hukuk Dairesi 2024/2878 E. , 2025/4051 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1368 Esas, 2024/450 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1167 E., 2023/281 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 06.05.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil ... vekili Avukat ... ve davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin babası ...’ın 23.11.2015 tarihinde vefat ettiğini, davalılar ... A.Ş. ve ... Havayolları A.Ş.'nin ... tarafından kurulduğunu, ... Havacılık Hizmetleri A.Ş.'nin ise diğer iki şirketin katkılarıyla kurulduğunu, gerek ... A.Ş. ve gerekse ....'de bulunan ... hisselerinin ...'ın özel durumu nedeni ile yurt dışına çıkacak olması ve şirketleri idare etmekte zorlanacağı gerekçesi ile emaneten müvekkillerinin ağabeyi davalı ...'a devredildiğini, bu devir bila bedel olarak emaneten yapılan bir devir olup ...'ın Türkiye'ye dönüp şirket işleri ile ilgilenebilecek durumda olması hâlinde oğlu ...'ın bu hisseleri aynen ...'a iade edeceğini, davalı ... üzerinde gözüken davalı her üç şirkete ait hisselerin toplamının %97'sinin gerçekte ...'a ait olduğunu, bu %97'lik değer oranının hiçbir şekilde sermaye artırımlarından etkilenmeyeceği hususunun ... tarafından gayri kabili rücu olarak kabul ve taahhüt edildiğini, işbu belgelerin sahte olduğu gerekçesiyle davalı ... tarafından Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2014/19165 soruşturma numaralı dosya ile müvekkili davacılar aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen raporda, inceleme konusu belgelerin gerçek olduğu ve davalı ...'ın eli ürünü olduğuna karar verilmesi üzerine davacılar hakkında takipsizlik kararı verilerek takipsizlik kararının kesinleştiğini, bu belgelerin ... tarafından 2005-2006 yıllarında müvekkili ...'ın babasını ...'da ikamet ederken gerçekleştirdiği ziyaret sırasında babası tarafından müvekkiline, ileride kendisine bir şey olacak olması veya haklarını koruyamayacak bir hâle gelmesi durumunda zarara uğramaması için verildiğini, müvekkilinin iş bu belgeyi özenle saklayarak koruduğunu ve aile içi huzursuzluğa mahal vermemek adına ortaya çıkartmadığını, ...'ın nihayet 2012 yılında Türkiye'ye döndüğünü, ancak 1918 doğumlu olması ve yaşının oldukça ilerlemiş olması ve ağır hastalığı nedeniyle oğlu davalı ...'a geçmişte emaneten verdiği hisse devirini ve kızı ...'a verdiği belgeyi ve bu belgeyi veriş amacını dahi unuttuğunu, müvekkili ...'ın emaneten verilen hisseleri üzerine alması veya tüm kardeşlerin eşit oranda söz sahibi olduğu bir yönetimce şirketin idare edilmesi taleplerinin kabul görmediğini, bunun üzerine müvekkillerinin babaları ...'ın yaşlılığı ve buna bağlı akıl zayıflığı ile fiziksel yetersizliği nedeniyle hak ve hukukunu korumak amacıyla kendisine vasi atanması, mümkün olmadığı takdirde yasal danışman atanması talebiyle ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/844 E. sayılı dosyası ile vasi tayini davası açıldığını, bu davada alınan rapora göre ...'ın akli ve fiziki melekelerinin yerinde olmadığının ve kendisine vasi tayin edilmesinin zorunlu olduğunun bildirilmesi üzerine Mahkemece 19.11.2015 tarihinde ...'a ... Barosu avukatlarından ...'ın vasi adayı olarak belirlenmesine karar verilerek duruşmanın 23.02.2016 tarihine bırakıldığını, ancak ...'ın 23.11.2015 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölümü üzerine tüm mirasçıların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/14 Tereke E. sayılı dosyası ile terekenin tespiti ve resmi defter tutulması talepli dava açıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle davalı ...'ın ...., ... Havacılık Hizmetleri A.Ş. ve ... A.Ş.'de bulunan hisselerinin %97'si üzerine, davalı her üç şirketin gerek yurt içi gerekse yurt dışında bulunan hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ...'ın davalı her üç şirketteki temsil ve tasarruf yetkisinin kısıtlanarak dava konusu hisselerin idaresi ve mirasçılık haklarının korunmasını teminen tedbiren kayyım atanmasına, yargılama sonucunda davalı şirketlerdeki davalı ... üzerinde gözüken hisselerin %97'sinin muris ...'a ait olduğunun tespitiyle bu hisselerin murisin tereke hesabına kayıt ve tesciline, tereke hesabına kaydının mümkün olmaması hâlinde müvekkillerinin mirasçılık payları oranında adlarına tesciline ve şirket pay defterine işlenmesine, Mahkemenin inançlı işlem temeline dayalı savunmaya itibar etmemesi hâlinde dava konusu hisselerin muris muvazaasına dayalı olarak davalı ...'a verilmiş olması ve şekil şartı yokluğundan bu devrin ve bağışlamanın geçersiz olduğunun tespitiyle hisselerin muris ...'a ait olduğunun tespitiyle murisin tereke hesabına iade edilerek bu hesaba kayıt ve tesciline, tereke hesabına kaydının mümkün olmaması hâlinde müvekkillerinin mirasçılık payları oranında adlarına tesciline ve şirket pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalılar ...., ... Havayolları A.Ş. ve ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle usule ilişkin olarak davacı tarafça yatırılan harcın ... Havacılık Hizmetleri A.Ş. hakkında yatırılmış sayılması gerektiğini, Mahkemenin tensip zaptının 16. maddesi gereğince ilk aşamada davalı gösterilen üç şirket hakkında harç tam olarak yatırılmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacılar vekilinin 24.12.2015 tarihli dilekçesinde harca esas değerleri şirketlerin sermaye miktarları üzerinden bildirerek bu miktarlar üzerinden harcın tamamlandığını, oysa ki şirketlerin gerçek nominal değerlerinin şirket sermayelerinin çok üstünde olduğunu, bildirilen harca esas değerleri kabul etmediklerini, dava dilekçesinde ....'nin değerinin 15.000.000.000 TL olduğunun ileri sürüldüğünü, bu miktar üzerinden ek harcın ikmal ettirilmesi, akabinde tedbir taleplerinin değerlendirilmesi gerektiğini, davacı vekilinin davada taraf olmayan ... Uçak İçi Servisleri A.Ş. hakkında tedbir talep ettiğini, taraf olmayan şirket hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, husumet değiştirilmek istenen ... Uçak İçi Servisleri A.Ş. ile davalı ... Havacılık Hizmetleri A.Ş.'nin iştigal konularının birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, teşmil yoluyla hasım değişitirilmesinin mümkün olmadığını, davacıların 2007 yılında güven ilişkisine dayalı olarak müvekkili ...'a vekâletname vermek suretiyle ... Havacılık Hizmetleri A.Ş.'deki hisselerini ... Havacılık Hizmetleri A.Ş.'ne satarak paralarını almak suretiyle ibra ettiklerini, davacıların bu durumu bilerek husumette yanılmalarında hukuki olanak bulunmadığını, husumetin değiştirilmesine kesinlikle muvafakat etmediklerini, mirasın terekeye intikali işlemleri için mirasçıların tamamının birlikte hareket etmeleri gerektiğinden mirasçıların tamamının davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacı iddialarını kabul anlamına gelmemekle beraber davacı taleplerinin tamanının zaman aşımına uğradığını, davalı ....'nin sermayesinin muhtelif tarihlerde artırıldığını ve hisse devirlerinin yapıldığını, davacıların müvekkili ...'ın babasına ait olan payları inançlı temlik yolu ile devraldığı ve muris muvazaasına ilişkin iddialarını yazılı delillerle ispatlamaları gerektiğini, davacıların yaklaşık 18 yıl sonra ileri sürdükleri iddialarının hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğunu, dosyaya ibraz edilen beyanname başlıklı belgede ...'ın kendi adına attığı bir imza olmayıp davalı ....'nin kaşesi üzerine şirketi temsilen attığı bir imza bulunduğunu, bu durumun açıkça belgenin geçersiz olduğunu gösterdiğini, muris ... tarafından keşide edilen Bakırköy 17. Noterliğinin 11401 yevmiye numaralı ihtarnamesinde, "hakkındaki emanet iddialarının asılsız olduğu, akli melekelerinin yerinde olmadığı iddiasının doğru olmadığı ve kişilik haklarını zedelediği, hiç kimseye emaneten yahut karşılıksız olarak şirket hissesi vermediği, bu bakımdan davalı ...'tan alacaklı olmadığı" beyanında bulunulduğunu, davacı tarafça sunulan hukuki dayanaktan yoksun beyanname başlıklı delil incelendiğinde davalı ...'ın şirket kaşesi üzerine imzasını taşıyan ve sahte olarak doldurulan bu belgede şirket hisselerinin % 97'sinin sermaye artırımından etkilenmeksizin ...'a ait olacağı yönündeki ifadenin kanun hükümlerine tamamen aykırı olduğunu, ayrıca davacıların hisse devirlerinin muvazaalı ya da inançlı işlemler olduğuna ilişkin pay defterinde herhangi bir kayıt düşmediklerini, davacıların şirketteki pay oranlarına itiraz etmelerinin çelişkili davranış yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, uzun süre sessiz kalma sebebiyle hak kaybından söz edilebileceğini, bir hakkın kullanımına uzun süre sessiz kalan davacıların zımni olarak bu kullanıma icazet vermekte, rıza göstermekte olduğunu, ayrıca hakkın kullanımı için olası aykırılığın hak sahipleri tarafından bilinmesi gerektiğini, açılan davada davacıların kötü niyetli olduğunu, muris ...'ın 1980 yılında ...'ya yerleşerek ... vatandaşı olduğunu, geçen 35 senelik süre zarfında şirketlere nakdi sermaye koyan ve şirketleri geliştirenin müvekkili ... olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... Uçak İçi Servisleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacıların dosyaya ibraz ettikleri 01.03.2005 yılında düzenlendiği iddia edilen beyyanamedir başlıklı yazıya itibar edilmesinin mümkün olmadığını, anılan belge incelendiğinde, emanet verenin ve emanet alanın şahsen imza atmadığı, şirket kaşesi üzerine olan evrakın sonradan doldurulduğunu, belgenin içeriği itibariyle de ... Havacılık Hizmetleri A.Ş.'ni hiç bir şekilde bağlamayacağını, bu konuda herhangi bir imzanın bulunmadığını, anonim şirketlerde emaneten hisse devirinin mümkün olmadığının görüleceğini, ayrıca belgede ... Uçak İçi Servisleri A.Ş.'ni bağlayan hiçbir yazı bulunmadığını, geçersiz, hukuki dayanaktan yoksun, sahte belgede şirket hisselerinin %97'sinin hiçbir sermaye artırımından etkilenmeksizin ...'a ait olacağı yönündeki ifadenin kanun hükümlerine tamamen aykırı olduğunu, davacıların muris muvazaasına yönelik iddialarını da yazılı delillerle ispat etmeleri gerektiğini, muris ...'ın Bakırköy 17. Noterliğinin 11401 yevmiye nolu ihtarnamesinde bizzat kendisinin "ben hiç kimseye emanet ya da karşılıksız bir mal, gayrimenkul ya da şirket hissesi vermedim, bu nedenle de oğlum ...'tan bir hak ve alacağımın doğması mümkün değildir." şeklinde beyanı ile ortada emaneten bırakılmış bir ticari şirket hissesinin bulunmadığını beyan ve ikrar ettiğini, davacılar vekilinin Mahkemeye verdiği 07.12.2015 tarihli husumetin değiştirilmesine ilişkin dilekçesinde, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'sinin ...'tan tahsilini, murisin terekesine aktarılmasına karar verilmesini talep ettiğini, davacıların dava dilekçesiyle bağlı olduklarını, dava dilekçesinde hiçbir alacak talebinde bulunulmadığını, bu nedenle davacıların iddiasını genişletmesine muvafakat etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muris muvazaasından bahsedebilmek için muris ... ile ... arasında yapılmış görünürde bir işlem bulunmadığı, davalı ... Uçak İçi Servisleri A.Ş. yönünden açılan davanın hukuki sebebinin, muris ...'a ait paralarla kurulduğu ve ona ait olduğu iddiası dikkate alındığında, muris muvazaasından bahsedilebilmesi için öncelikle görünürde bir işlem olması gerektiği ilkesi kapsamında davacıların bu yöndeki muvazaa iddiasının da yerinde görülmediği, Mahkemenin kesinleşen 2014/810 E. sayılı dosyasında, ...., ... Havayolları A.Ş. ve ... aleyhine genel kurul kararının iptali istemli davanın açıldığı, davacıların davalı ...'ın hisselerinin %97'sinin babaları ...'a ait olduğu iddiasıyla hisseleri temsil yetkisinin olmadığından bahisle genel kurul kararlarının butlan hükmünde olduğunun tespitini talep ettikleri, bahsi geçen dosyada yapılan yargılama neticesinde verilen ve kesinleşen kararda, ....’nin sicil kayıtlarının incelendiği, 18.05.1982 tarihli genel kurul toplantısında hazirun cetvelinden de anlaşılacağı üzere şirket sermayesinin %48'i ... ve %51'in ...'a ait olduğunun tespit edildiği, anılan şirketin sermayesinin muhtelif tarihlerde artırıldığı, artırımlarda ve hisselerde değişen oranda artırımlarla ortaklara yansıtılmış olup muhtelif hisse devirlerinin yapıldığının anlaşıldığı, incelenen 1996,1997, 1998, 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında yapılan genel kurul hazirun cetvellerinde ... hisselerinin bulunmadığının bilirkişi kurulunca tespit edildiği ve anılan yıllarda dahi ...'ın ortalama %99.5 hisseye sahip olduğunun anlaşıldığı, ... Havayolları A.Ş.'de ise ...'ın hissesine rastlanmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verildiği, bu kesinleşmiş ilamın dayandığı yargılamada toplanan deliller huzurdaki dosya bakımından kuvvetli delil teşkil ettiğinden ...'ın hisseleri inançlı işleme dayalı olarak ve muvazaalı olarak iktisap etmiş olduğu yönündeki iddiaların inandırıcı bulunmadığı, davacılar tarafından aynı zamanda Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2016/734 E. sayılı dosyada tenkis ve mirasta denkleştirme davası açıldığı, bu davanın derdest olduğu, nitekim davacıların iddialarını uzun süren bir sessizlikten sonra dile getirdikleri nazara alındığında, davacının muris muvazaasına yönelik iddiasının da ispatlanamadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili ile tereke temsilcisi tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davalarını öncelikli olarak inançlı işleme, aksi hâlde ise muris muvazaası hukuksal temeline dayandırdıkları, inançlı işlem iddiası yönünden dosyaya 01.03.2005 tarihli, "..." antetli, "Beyannamedir" başlıklı, .... kaşesi üzerine davalı ... tarafından atılmış imzalı ve "... Havayolları A.Ş. ve ... Havacılık Hizmetleri A.Ş.'de şahsıma ait olarak gözüken hisselerin %97'sinin hiçbir sermaye artırımından etkilenmeksizin babam ...'a ait olduğunu gayrikabili rücu kabul, beyan ve taahhüt ederim" beyanını içerir belge ile 01.03.2005 tarihli, "..." antetli, "Beyannamedir" başlıklı, .... kaşesi üzerine davalı ... tarafından atılmış imzalı ve "....'de şahsıma ait olarak gözüken hisselerin %97'sinin hiçbir sermaye artırımından etkilenmeksizin babam ...'a ait olduğunu gayrikabili rücu kabul, beyan ve taahhüt ederim" beyanını içerir belgenin sunulduğu, davacı tarafça inançlı işlem iddiasına dayanak olarak sunulan belgelerde, davacılar murisi ... tarafından davalı şirketlerde yer alan paylarının geçici süre ile veya belirli bir amaç için kullanılmak ve iade edilmek üzere davalı ...'a devredildiğine dair imzalı bir beyanın bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin 2014/810 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalı ....'nin sicil dosyasındaki ilk gazetenin 06.02.1981 tarihli olduğu, ancak şirketin daha önceki bir tarihte kurulduğu, 01.09.1975 tarihinde sermayesi 16.420.000 TL iken 17.180.000 TL artırıldığı, artırılan tutarın tamamının davalı ... tarafından taahhüt edildiği ve davalının bu tarih itibariyle hissesinin %51'e çıktığı, 18.05.1982 tarihli genel kurul toplantısı hazirun cetveline göre muris ...'ın %48, davalı ...'ın %51 oranında hissedar oldukları, şirket sermayesinin muhtelif tarihlerde artırıldığı ve hisse devirlerinin yapıldığı, muris ...'ın 1996 yılından itibaren davalı şirkette hissedar olmadığı, davalı ....'nin 30.06.1986 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların 11.07.1986 tarihinde tescil edildiği, anılan kararda şirket sermayesinin artırıldığı ve şirketin unvanının değiştirildiği, muhtelif tarihlerde sermaye artırımı yapıldığı, şirket kayıtlarında muris ...'a ait hisseye rastlanmadığının tespit edildiği, şirketlerin İTO tarafından dosyaya sunulmuş sicil kayıtlarının incelenmesinde de, muris ile davalı ... arasında yapılmış bir hisse devrinin görülmediği, davacılar tarafından hisse devrinin hangi tarihte yapıldığı açıklanmadığı gibi buna ilişkin bir delilin sunulmadığı, davacılar tanığının ise hisse devrinin 1980 yılında yapıldığını, ancak kendisinin 1994 yılında davalı şirketlerde çalışmaya başladığını beyan ettiği, davalı ... Uçak İçi Servisler A.Ş.'nin ise belgelerin tanzim tarihinden sonra, 2009 yılında kurulduğu ve murisin bu şirkette hiç hissedar olmadığı, dava tarihi itibariyle davalı ...'ın davalı şirketlerin çoğunluk hissesine sahip olduğu, buna göre davacılar tarafından inançlı işlem iddiası kapsamında, inanan (muris) tarafından inanılana (davalı ...) 1980 yılında ...'ya gitmesi sebebiyle, ileride iade edilmek üzere hisselerini devrettiğine dair iddianın ispat edilemediği, davalı ... tarafından, tek taraflı olarak düzenlediği belgelerdeki beyanın kabul edilmediği, muris ... tarafından, tanığın beyanı ve davacıların iddiasına göre devrin yapıldığı 1980 yılından vefatına kadar, yani 35 yıl boyunca bu belgelere dayanılarak herhangi bir hak iddiasında bulunulmadığı gibi davacılar tarafından da bu belgelerin ellerinde olduğunu kabul ettikleri 2005 yılından itibaren 2013 yılında genel kurul karar iptali talebi ile açtıkları davalara kadar herhangi bir hak iddiasında bulunulmadığı, davacıların hissedar olarak 2013 yılına kadar davalı şirketlerin genel kurullarına katıldıkları ve genel kurullarda alınan kararlara bu sebeple muhalefet etmedikleri, İlk Derece Mahkemesinin 2014/810 E. sayılı kararının gerekçesinde, "davalı ...'ın ...'dan hisseleri ne şekilde devraldığı konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte, davalı ...'ın hisseleri kanuna aykırı biçimde devraldığı kanıtlansa dahi yaklaşık 18 yıl sonra bu devrin geçersizliğini ileri sürerek genel kurul kararlarının iptalini talep etmenin, aradan geçen uzun zaman ve sermaye artırımları dikkate alındığında hakkın kötüye kullanımının ihlali anlamına geldiği"nin kabul edildiği, anılan kararın Yargıtay incelemesinden onanarak geçtiği, her ne kadar konularının farklı olması sebebiyle anılan dosyada verilen kararın taraflar açısından bu dosyada kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilemez ise de, kuvvetli delil mahiyetinde olduğunun açık olduğu, dolayısıyla muris ve tarafların bu belgelerin geçerli olmadığı yönünde örtülü bir irade beyanı sergiledikleri ve aksinin iddia edilmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, davacıların dayandıkları ikinci hukuki sebebin muris muvazaası olduğu, Mahkemece de kabul edildiği üzere muris muvazaasından bahsedilebilmesi için görünürde bedeli ödenerek yapılmış bir hisse devri işleminin bulunması, bu işlemin arkasına aslında bağışlama suretiyle yapılan hisse devrinin gizlenmesi ve üçüncü olarak da murisin bu işlemi mirasçılarından mal kaçırma kastı ile yapmış olmasının gerektiği, muris tarafından görünüşte bedeli mukabilinde, gizli olarak ise bağış olarak yapılmış bir hisse devir işlemi olmadığı gibi davacıların murisin mirasçılarından mal kaçırma iradesinin bulunduğuna yönelik iddiaların, yine murisin "davalı ... tarafından imzalı belgeleri davacılar ve diğer mirasçıların haklarına halel gelmemesi için aldığı ve davacı ...'ye verdiği"ne dair iddiaları ile tamamen çeliştiği, murisin bir yandan mirasçılarının haklarını korumak isterken diğer yandan mirasçılarından mal kaçırma iradesi ile hareket ettiğinin iddia ve kabul edilemeyeceği, dolayısıyla davacılar tarafından muris muvazaası iddiasının da ispat edilemediği, Mahkemece her ne kadar verilen ilk kararda belgelere sonradan ekleme yapıldığına dair bir gerekçeye yer verilmiş ise de, Dairece verilen 2020/1457 E. ve 2022/1721 K. sayılı kaldırma ilamından sonra verilen kararda bu gerekçeye dayanılmadığı, Mahkemece ...'da bulunan bankadaki hesap kayıtlarının celp edilmemesi ve hisse değerinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmamasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı, kaldı ki banka kayıtları için daha önce istinabe işlemi yapıldığı, ancak sonuç alınamadığı, davalılar vekilinin vekâletnamesi ve yaptığı işlemlerin geçerli olduğu, Mahkemece 17.03.2016 tarihli ve 2 numaralı duruşmada verilen ara karar ile davacıların bu itirazlarının karşılandığı, sonuç olarak Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacılar vekili ile tereke temsilcisinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin isabetsiz bulunduğu gerekçesiyle davacıların ve tereke temsilcisinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketlerdeki ...'a ait hisselerin %97'sinin muris ...'ın terekesine ait olduğunun tespiti, tereke hesabına kaydı, olmadığı takdirde davacıların miras payları oranında adlarına tescili ve şirketlerin pay defterlerine işlenmesi istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 33. maddesinde, hâkimin Türk hukukunu re'sen uygulayacağı düzenlenmiştir. Buna göre bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukukî nitelendirmeyi yapmak hakime aittir. Davaya dayanak 01.03.2005 tarihli, "..." antetli, .... kaşesi üzerine davalı ... tarafından imzalanmış "Beyanname" başlıklı, "... Havayolları A.Ş. ve ... Havacılık Hizmetleri A.Ş.'de şahsıma ait olarak gözüken hisselerin %97'sinin hiçbir sermaye artırımından etkilenmeksizin babam ...'a ait olduğunu gayrikabili rücu kabul, beyan ve taahhüt ederim" ifadelerini içeren belge ile yine 01.03.2005 tarihli, "..." antetli, .... kaşesi üzerine davalı ... tarafından imzalanmış "Beyannamedir" başlıklı, "....'de şahsıma ait olarak gözüken hisselerin %97'sinin hiçbir sermaye artırımından etkilenmeksizin babam ...'a ait olduğunu gayrikabili rücu kabul, beyan ve taahhüt ederim" ifadelerini içeren belgedeki imzaların davalı ...'a ait olduğu Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda tespit edilmiş olup imzaların davalı ...'a ait olduğu yönünde gerekçe içeren İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı da davalı ... tarafından kanun yoluna başvurulmamakla, belgelerdeki imzaların davalı ...'a ait olduğu hususunda davacılar yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Belgelerin sonradan oluşturulduğu yönünde herhangi bir delil, belge ya da karar da bulunmamaktadır. Öte yandan, genel kurul kararlarının iptali istemli açılan davada verilen ve kesinleşen kararın, somut uyuşmazlık bakımından bir etkisi bulunmamaktadır. Zira, söz konusu genel kurul kararlarının iptali davasını davacılar kendi paylarına dayanarak murisin sağlığında açmışlar ve davanın sonuçlanması da murisin sağlığında gerçekleşmiştir. Ayrıca, muris 23.11.2015 tarihinde ölmüş olup davacılar iş bu eldeki davayı 01.12.2015 tarihinde açmışlardır. Murisin sağlığında söz konusu şirketlerdeki bir kısım payların murise yani babalarına ait olduğunun tespitini dava etmeleri, yani muris sağken davacıların kendi adlarına dava açmaları söz konusu olamayacağından, haklarını ileri sürmede davacıların uzun süre sessiz kaldıkları ve dolayısıyla dava hakkının kötüye kullanıldığı yönündeki gerekçede yerinde olmamıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde belgelerdeki davalı ... beyanlarının ikrar ve taahhüt niteliğinde bulunduğu, belgelerin 2005 tarihli olduğu gözetilip bu tarih itibariyle değerlendirme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi ve bu karara yönelen davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4875e8d0da96913a c7085c729bc0c318

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı