11. Hukuk Dairesi 2024/5626 E. , 2025/4314 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/960 Esas, 2024/1319 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/119 E., 2022/49 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Türkiye ve Avrupa’nın en büyük televizyon üreticisi unvanını haiz olan ve 127 ülkeye ihracat yapan bir firma olduğunu, elektronik, beyaz eşya ve bilgi teknolojisi alanlarında faaliyet gösterdiğini, "..." markasının, Türkiye’nin en iyi bilinen ve en prestijli markaları arasında olduğunu, aynı zamanda "..." ve "..." ibareli markaların da davacı adına tescilli bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2019/... sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, bu başvuruya yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa başvurunun davacının seri markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, "..." ve "..." kelimelerinde 4 harfin ortak olarak ve aynı dizinde kullanıldığını, taraf markalarının aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, bu durumun taraf markaları arasında iltibas yaratacağını, markalarının tanınmışlığı nedeniyle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, başvurunun tescili halinde davalının müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız olarak yararlanacağını, dava konusu marka tescil başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2021-M-932 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının birbirine benzemediğini, başvurusunun kendine has bir yazı tipi, renk ve şekil bütünlüğünü haiz olduğunu, ayrıca taraf markalarının kapsamına giren emtianın farklı bulunduğunu, bu nedenlerle markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli marka arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşmuş ise de taraf markalarında mal/hizmet benzerliği oluşmadığı gibi ilişkili mallar/hizmetler de bulunmadığı, diğer yönden davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markalar arasında arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, davacı tarafın "...+şekil" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacı tarafın "...+şekil" ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasını kanıtlayamadığı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava,YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.