11. Hukuk Dairesi 2024/5480 E. , 2025/3413 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/750 Esas, 2024/781 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1014 E., 2021/359 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadan genel kredi sözleşmesine istinaden Kredi Garanti Fonunun kefaleti ile kredi kullandığını, bu kredi nedeniyle davalı bankaya senet verildiğini, davalının senede dayanarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, davalının Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti ile kullandırılan kredileri KGF'den tazmin talep etmeksizin takibe koyup, sonrasında KGF'den tahsil ettiği miktarı ve müvekkili tarafından teminat olarak verilen senedin tahsil edilmesine rağmen takip dosyasına bildirmediğini, takibin haksız başlatıldığını, davalının müvekkilinden talep ettiği gayri nakdi krediler içerisinde yer alan 15.09.2015 ve 02.09.2015 tarihli teminat mektuplarını davalıya iade edildiğini, davalının bu miktarları borçtan mahsup etmediğini ileri sürerek davalının müvekkili aleyhine başlattığı takibin takip tarihi itibarıyla haksız olduğuna karar verilmesini, mümkün olmaması halinde davalının takip sonrasında tahsil ettiği meblağlar dikkate alınarak müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tazmin edilen kefalet miktarının takibinin de kredi veren tarafça yürütülecek olup, tahsil edilen miktardan kefalet oranınca KGF'ye aktarılacağını, müvekkilinin iki ödeme alması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkiline ve icra dosyasına davacı borçlu tarafından yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka tarafından davacı şirkete KGF'nin kefaleti ile kredi kullandırıldığı, davacı tarafından 4.000.000,00 TL bedelli senet verildiği, banka tarafından Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2017/6769 E. sayılı dosyasında toplam 1.159.602,54 TL alacağın tahsili için 29.04.2016 tarihli senede istinaden takip başlatıldığı, bilirkişi raporuna göre davacının dava tarihi itibariyle KGF tahsilatı mahsup edilmeden toplam 948.901,01 TL borcunun bulunduğu, davalı banka ile kredi garanti fonu arasında imzalanan protokolün 8/4. maddesine göre Kurumun kefaleti ile kullandırılan kredilerin temerrüdü halinde Kurumun alacağı dahil kanun takip işlemlerinin kredi veren tarafından yürütüleceği, buna göre KGFarafından yapılan ödeme miktarı kadar davalı bankanın davacı kredi alana takip etme hakkının bulunduğu, bu nedenle KGF tarafından yapılan ödemelerin davacının borcundan mahsup edilemeyeceği, dava tarihi itibariyle davalı bankanın dava konusu miktarın üzerinde alacağının bulunduğu, açılan davanın haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile KGF ile davalı arasında akdedilen protokol hükmü gereğince davalı banka tarafından genel kredi sözleşmesi ile aynı tarihte tanzim edilerek davacı tarafından verilen senede dayalı olarak icra takibi başlatmadan önce KGF'den tazmin talebinde bulunamayacağı, KGF'den tazmin talebinde bulunmasının ön koşulunun borçlu davacı hakkında icra takibi başlatılması olduğu, bu nedenle takip tarihinden önce davalının KGF'den tazmin talep etmeden davacı hakkında icra takibi başlatılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ayrıca KGF tarafından takip tarihinden sonra ödeme yapılmış ise de, bu ödeme davacı kredi borçlusu lehine yapılan bir ödeme vasfı taşımayıp banka ile KGF arasında akdedilen protokol kapsamında davalı banka KGF ödemesine ilişkin de alacağın tahsili için icra takibine devam etmekle yükümlü bulunduğundan takip tarihinden sonra yapılan KGF ödemesinin borçtan mahsup edilmemesinde bir isabetsizlik görülmediği, dava tarihi itibarıyla davalının dava konusu miktarın üzerinde alacağı bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.