11. Hukuk Dairesi 2024/5464 E. , 2025/3625 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/835 Esas, 2024/1103 Karar HÜKÜM :Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2019/68 E., 2021/99 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; “... ...” ibareli markaya yönelik olarak müvekkili tarafından yapılan itirazın reddedildiğini, tarafların aynı şehirde eğitim alanında faaliyet gösterdiklerini, sektörde ... Koleji, ... Üniversitesi, ... Okulları ve ... Koleji, ... Üniversitesi, ... Okulları ibarelerinin maruf nitelikte olduğunu, tarafların birbirine çok yakın olan eğitim kurumlarında yönetim kadrolarının da tanışmakta olduğunu ve birçok etkinlikte ortak hareket ettiklerini, davalı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmeyerek, kötüniyetle söz konusu marka başvurusunu yaptığını, "..." ibaresinin bir semt adı olduğunu ve markanın sonunda/başında kullanımının şube/bayi izlenimi vereceğini, her iki markanın da 41. sınıfta kullanımı nedeniyle sınıfsal anlamda benzer olduğunu, zayıf marka olmayan ibare üzerinde müvekkilinin öncelik hakkı bulunduğunu ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “... Koleji” markasıyla faaliyete başladığını, 1994 yılından bu yana özel eğitim kurumları sektöründe faaliyet gösterdiğini “...” markasının Türkiye’de en çok bilinen ve güvenilen eğitim kurumu olduğunu, yüksek ayırt edicilik kazandığını, davaya konu marka ile davacı markaları arasında “...” ibaresi harici hiçbir ortak noktanın bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tek başına ayırt ediciliği zayıf ve yaygın kullanılan “...” sözcüğü nedeniyle benzerlik bulunduğu iddiasının bütünsel yaklaşıma ve marka hukuku ilkelerine aykırı bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “...” ibaresinin markanın üst bölümünde kullanıldığı ve markadaki şekil unsuru ile birlikte göze ilk çarpan unsur olduğu, “...” ibaresinin kavramsal olarak ayırt edici karakterinin zayıf olmasından kaynaklı olarak tüketici algısında “...” ibaresinin ön plana çıkacağı, “...” ibaresinin bütün içerisindeki kullanım şekli ve amacının, dava konusu markalar ile yakınlaşma ve karıştırılması sonucunu doğurmayacağı, dava konusu markayı gören bir tüketicinin markadaki şekil unsuru ve “...” ibaresini bir arada gördüğünde, logonun alt kısmında yer alan “...” ibaresi nedeniyle davacı ile ilişkilendirme yoluna gitmeyeceği, bu durumun ise taraf markalarının farklı iktisadi kaynaklara ait markalar oldukları şeklinde yorumlanması sonucunu doğuracağı, davacı yanın tek başına “...” ibaresinden kaynaklı bir üstün hakkının mevcut olmayacağı, dosya kapsamında kötüniyet iddiasının ise soyut nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taraf markalarının kapsadıkları 41. sınıf hizmetlerin kullanıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu da gözetildiğinde aralarında bütünsel olarak görsel ve işitsel benzerlik bulunmayan başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 41. sınıf hizmetler iltibas tehlikesinin bulunmadığı, aksinin kabulü halinde 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği düşük "..." ibaresinin davacının tekeline bırakılması gibi bir sonucun doğacağı, Yargıtay emsal kararlarının da bu yönde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin uyuşmazlık konusu 41. sınıf hizmetler yönünden tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmediği, ancak uyuşmazlık konusu 16, 38, 39 ve 43. sınıf malların ve hizmetlerin tüketicilerinin ortalama bilinç düzeyinde olduğu nazara alındığında 41. sınıf hizmetler için yapılan açıklamaların, bu sınıflar için geçerli olmayacağı, "..." ibaresinin bu mal ve hizmetler yönünden zayıf kabul edilemeyeceği, davalının marka tescil başvurusunda, anılan mal ve hizmetler yönünden asıl unsurlardan birisi olan "..." ibaresinin yer almasının, taraf markaları arasında iltibas ihtimaline yol açacağı, dava konusu başvuru ile davacının markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 16, 38, 39 ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmü uyarınca benzerlik bulunduğu, buna karşın başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 2018-M-10862 sayılı YİDK kararının, başvuru kapsamında bulunan 16, 38, 39 ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu 2017/77648 sayılı ... + Şekil ibareli markanın 16, 38, 39 ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava konusu taraf markalarının iltibasa neden olacak nitelikte benzer olduğu iddiasına dayanan YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ... Hizmetleri A.Ş.'ye yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davalılara iadesine, 22.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! dcf0f0deda5b87e2 3138ab41ad750482