11. Hukuk Dairesi 2024/5326 E. , 2025/4025 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/585 E., 2024/716 K. HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mevzuat ile belirlenen sahada tekel olmak üzere tüm denizlerde su aracı ve/veya diğer eşyaya verilen her türlü kurtarma hizmeti, tekel alanı içerisinde can kurtarma hizmetleri ve seyir emniyetini arttırmaya yönelik hizmetler ile bu amaçlara ilişkin her türlü cihaz ve tesisleri kurmak ve kurdurmak, işletmek için kurulduğunu, ana statüsünün 4. maddesi ikinci bendinde askeri gemiler hariç tehlikeye uğrayan 300 net tonilatodan yukarı gemilerin, Türk karasularında kurtarılmasında tekel haklarının bulunduğunu, davalının donatanı oluğu Türk Bayraklı 7222102 İMO no.lu ....römorkörünün 12.08.2015 tarihinde Türk Bayraklı .. .isimli tankere Marmara Denizi trafik ayırım şeridi içerisinde makine arızası nedeniyle sürüklenirken yedeklemek suretiyle kurtarma hizmeti verdiğini, tekel sahalarında meydana gelen bu olay nedeniyle tekel haklarının ihlal edildiğini, kâr kaybına sebebiyet verildiğini ileri sürerek şimdilik 100.000,00 USD kâr kaybının dava tarihinden itibaren Devlet bankaların USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; .. isimli gemiye donatanı ile imzaladıkları sözleşmesi uyarınca refakat/ römorkaj hizmetinin verildiğini, bu hizmetin davacı tekel hakkının bulunduğu hizmetler arsında yer almadığını, bir kurtarma yardımı da olmadığını, geminin büyük bir tehlikeye maruz kalmadığını, . . gemisinin seferini yaparken ufak ve çok kısa süreli arıza yaptığını, sefer güvenlik açısından römorkör refakatinde seyre karar verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, .. .. gemisinin Marmara Ereğli Limanından Yarımca Limanına yüklü olarak hareket ettiği, makinesinin arızalanması sonucunda stop ederek sürüklenmeye başladığı, geminin önce trafik ayırım düzeninin dışında bir miktar kaldığı, sonrasında akıntı etkisiyle trafik ayrım düzeni içerisine sürüklendiği, geminin bu sırada kumanda altında olmadığı, bulunduğu mevki itibariyle, ne trafik ayrım düzeni dışında ne de içerisinde iken geminin demirlemeye müsait derinliğinin bulunmadığı, geminin, batı-doğu istikametindeki kendi gidiş yönündeki ayrımı kuzey yönünde geçtiği, orta hattın güney sınırına ulaştığı, müdahale edilmemesi durumunda ters yönde trafiğin aktığı doğu-batı istikametindeki ayrıma gireceği, bu kapsamda kumanda altında olmayan .. . gemisi için bir tehlikenin varlığından söz edilebileceği, Kıyı Emniyetinin 3 botunun jurnal kayıtlarına göre havanın sakin olduğu, ancak sonrasında hava şartlarının değişebileceğinden bahisle geminin hangi yönde sürükleneceğinin tahmin edilemeyeceği, geminin tehlikeli yük niteliğinde yakıt taşıdığı, başka gemiler ve çevre için de risk bulundurduğu değerlendirildiğinde gemi için sınırlı sayılabilecek bir tehlikenin varlığının mevcut olduğu, ... römorkörü tarafından yedekleme/ çeki işleminin bir kurtarma faaliyeti niteliği taşıdığı, Towhire anlaşmalarının gemilerin belirli bir limandan başka bir limana veya tersaneye çekilmesi amacıyla kurulan anlaşmalar olduğu, gemi ve deniz trafiği bakımından bir tehlikenin varlığı tüm bilirkişilerce ortaya konulmuş olmakla birlikte, sözleşmenin 26. maddesinde planlanan rotanın “.../ ... ...” olarak kararlaştırıldığı, sözleşmenin 11.08.2015 tarihinde akdedildiği, anılan tarihte geminin henüz daha Marmara Ereğlisi'nde limanda bağlı olması gerektiği, .. ... römorkörünün 12.08.2015 tarihinde açık denizde mahsur kalan geminin yanına ancak aynı tarihte 23:55'te geldiği, bu sözleşmede geminin Tuzla'ya çekileceği ile ilgili bir kayıt bulunmamakla birlikte varış yerinin Kocaeli olarak gösterildiği, Tekirdağ Liman Başkanlığı tarafından verilen Liman Çıkış Belgesinin 11.08.2015 tarihinde saat 10:24'te düzenlendiği, belgede herhangi bir çekme, refakat veya römorkör ile verilecek bir hizmetten bahsedilmediği, olayda verilen hizmetin çekme ve refakat hizmetini aştığı, bir kurtarma hizmetinin bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1035. maddesi gereği kurtarılan emtia bedeli üzerinden yüzde hesabı yapılamayacağı, kurtarma hizmetinin de davacı tarafça verilmediği, yine aynı maddede belirlenen kriterler çerçevesinde değerlendirme yapan son bilirkişi raporu hesabının hükme esas alındığı, ancak KDV'nin kâr kaybı içerisinde yer alamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 54.955 USD kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, .. gemisinin oluşan makine arızasına kadar kendi motor gücüyle hareket ettiği, makine arızasının sözleşme tarihinde mevcut olduğunun iddia ve ispat edilemediği, söz konusu kurtarma faaliyetinin sözleşme kapsamında bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davanın kısmen kabulüne ve 54.955,00 USD kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu durumda davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar dava tarihi USD efektif satış kuruna göre (2.97 TL) 163.216,35 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. 2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 04.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a259c00eb66c48b3 755801f2d301fb83 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2024/5326 E. , 2025/4025 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/585 E., 2024/716 K. HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mevzuat ile belirlenen sahada tekel olmak üzere tüm denizlerde su aracı ve/veya diğer eşyaya verilen her türlü kurtarma hizmeti, tekel alanı içerisinde can kurtarma hizmetleri ve seyir emniyetini arttırmaya yönelik hizmetler ile bu amaçlara ilişkin her türlü cihaz ve tesisleri kurmak ve kurdurmak, işletmek için kurulduğunu, ana statüsünün 4. maddesi ikinci bendinde askeri gemiler hariç tehlikeye uğrayan 300 net tonilatodan yukarı gemilerin, Türk karasularında kurtarılmasında tekel haklarının bulunduğunu, davalının donatanı oluğu Türk Bayraklı 7222102 İMO no.lu ....römorkörünün 12.08.2015 tarihinde Türk Bayraklı .. .isimli tankere Marmara Denizi trafik ayırım şeridi içerisinde makine arızası nedeniyle sürüklenirken yedeklemek suretiyle kurtarma hizmeti verdiğini, tekel sahalarında meydana gelen bu olay nedeniyle tekel haklarının ihlal edildiğini, kâr kaybına sebebiyet verildiğini ileri sürerek şimdilik 100.000,00 USD kâr kaybının dava tarihinden itibaren Devlet bankaların USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; .. isimli gemiye donatanı ile imzaladıkları sözleşmesi uyarınca refakat/ römorkaj hizmetinin verildiğini, bu hizmetin davacı tekel hakkının bulunduğu hizmetler arsında yer almadığını, bir kurtarma yardımı da olmadığını, geminin büyük bir tehlikeye maruz kalmadığını, . . gemisinin seferini yaparken ufak ve çok kısa süreli arıza yaptığını, sefer güvenlik açısından römorkör refakatinde seyre karar verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, .. .. gemisinin Marmara Ereğli Limanından Yarımca Limanına yüklü olarak hareket ettiği, makinesinin arızalanması sonucunda stop ederek sürüklenmeye başladığı, geminin önce trafik ayırım düzeninin dışında bir miktar kaldığı, sonrasında akıntı etkisiyle trafik ayrım düzeni içerisine sürüklendiği, geminin bu sırada kumanda altında olmadığı, bulunduğu mevki itibariyle, ne trafik ayrım düzeni dışında ne de içerisinde iken geminin demirlemeye müsait derinliğinin bulunmadığı, geminin, batı-doğu istikametindeki kendi gidiş yönündeki ayrımı kuzey yönünde geçtiği, orta hattın güney sınırına ulaştığı, müdahale edilmemesi durumunda ters yönde trafiğin aktığı doğu-batı istikametindeki ayrıma gireceği, bu kapsamda kumanda altında olmayan .. . gemisi için bir tehlikenin varlığından söz edilebileceği, Kıyı Emniyetinin 3 botunun jurnal kayıtlarına göre havanın sakin olduğu, ancak sonrasında hava şartlarının değişebileceğinden bahisle geminin hangi yönde sürükleneceğinin tahmin edilemeyeceği, geminin tehlikeli yük niteliğinde yakıt taşıdığı, başka gemiler ve çevre için de risk bulundurduğu değerlendirildiğinde gemi için sınırlı sayılabilecek bir tehlikenin varlığının mevcut olduğu, ... römorkörü tarafından yedekleme/ çeki işleminin bir kurtarma faaliyeti niteliği taşıdığı, Towhire anlaşmalarının gemilerin belirli bir limandan başka bir limana veya tersaneye çekilmesi amacıyla kurulan anlaşmalar olduğu, gemi ve deniz trafiği bakımından bir tehlikenin varlığı tüm bilirkişilerce ortaya konulmuş olmakla birlikte, sözleşmenin 26. maddesinde planlanan rotanın “.../ ... ...” olarak kararlaştırıldığı, sözleşmenin 11.08.2015 tarihinde akdedildiği, anılan tarihte geminin henüz daha Marmara Ereğlisi'nde limanda bağlı olması gerektiği, .. ... römorkörünün 12.08.2015 tarihinde açık denizde mahsur kalan geminin yanına ancak aynı tarihte 23:55'te geldiği, bu sözleşmede geminin Tuzla'ya çekileceği ile ilgili bir kayıt bulunmamakla birlikte varış yerinin Kocaeli olarak gösterildiği, Tekirdağ Liman Başkanlığı tarafından verilen Liman Çıkış Belgesinin 11.08.2015 tarihinde saat 10:24'te düzenlendiği, belgede herhangi bir çekme, refakat veya römorkör ile verilecek bir hizmetten bahsedilmediği, olayda verilen hizmetin çekme ve refakat hizmetini aştığı, bir kurtarma hizmetinin bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1035. maddesi gereği kurtarılan emtia bedeli üzerinden yüzde hesabı yapılamayacağı, kurtarma hizmetinin de davacı tarafça verilmediği, yine aynı maddede belirlenen kriterler çerçevesinde değerlendirme yapan son bilirkişi raporu hesabının hükme esas alındığı, ancak KDV'nin kâr kaybı içerisinde yer alamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 54.955 USD kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, .. gemisinin oluşan makine arızasına kadar kendi motor gücüyle hareket ettiği, makine arızasının sözleşme tarihinde mevcut olduğunun iddia ve ispat edilemediği, söz konusu kurtarma faaliyetinin sözleşme kapsamında bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davanın kısmen kabulüne ve 54.955,00 USD kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu durumda davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar dava tarihi USD efektif satış kuruna göre (2.97 TL) 163.216,35 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. 2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 04.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a259c00eb66c48b3 755801f2d301fb83 ... ...