11. Hukuk Dairesi 2024/5140 E. , 2025/3785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/502 Esas, 2024/733 Karar KARAR : Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2017/436E., 2018/213K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... soruşturması kapsamında 27.07.2016 tarihinde gözaltına alındığını, 05.08.2016 tarihinde tutuklandıktan sonra 17.01.2017 tarihinde tahliye edildiğini, müvekkili hakkında bu nedenle Bolu Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/119E. sayılı dosyasında açılan kamu davasının halen derdest olduğunu, müvekkilinin tutuklanmasından önce davalı şirketin toplam 325.000 hissesinin 18.860 adedinin sahibi ve şirketin yönetim kurulu üyesi ile ortağı olduğunu, müvekkilinin davalı şirketteki hisselerinin 6758 sayılı Kanunun 19. maddesi gereğince satışına karar verildiği, dava konusu davalı şirketin yönetim kurulu kararı ile müvekkilinin her biri 200,00 TL nominal değeri olan hisselerinin şirket ortaklarından Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Bakım ve Yardım Sandığına (...) pazarlıkla değerinin çok altındaki bir bedelle hisse başına 137,18 TL bedelle satılarak Birleşik Fon Bankası'na müvekkili adına açılan hesaba yatırıldığını, müvekkilinin şirket hisseleri hakkında Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müsadere talep edilmemesine rağmen davalı şirketin yönetim kurulunun müvekkilinin hukuki durumunun şirket ortağı diğer sanıklardan farklı olduğunu dikkate alınmaksızın müvekkilinin de hisselerinin devri yönünde görüş bildirmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, hisselerin devir bedelinin rayiç bedelinden oldukça düşük olup bu kadar düşük bedel üzerinden yapılan devrin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalı Şirket'in 03.08.2017 tarih ve 2017/19 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın çözümünün idari yargı mercilerinin görev alanında olduğunu, dava konusu yönetim kurulu kararının 6758 sayılı Kanunun 19. maddesi gereğince Başbakanlık makamının 15.05.2017 tarih ve 2017/277 Esas sayılı davacının hissesinin dahil olduğu davalı şirkete ait % 63,9240 oranındaki hissesinin satışına ilişkin oluru gereğince bağlı bir yetkiye istinaden tesis edildiğinden idari işleme dayandığını, OHAL KHK'leri kapsamında tesis edilen idari işlemlerin yargı denetimi dışında olduğunu, bu nedenle ilgililerin ceza davası sonucunda beraat etmeleri halinde devlete karşı tazminat davası açabileceklerini, davacıya ait hissenin satışının yapılması nedeni ile davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının iddiasının aksine davalı şirketin iyi yönetilmediğini ve şirkete Bolu Sulh Ceza Hakimliği'nin 17.04.2017 tarih ve 2017/3044 D.İş sayılı kararına istinaden yönetim kayyımı atandığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.İhbar Olunan ... vekili cevap dilekçesinde; satışın Kanun ve usule uygun yapıldığını, davalı şirkette bugün itibariyle 197,1763 oranında hakim ortak olduğunu, davacının yönetim kurulu başkanlığı döneminde davalı şirketin 2013 yılı itibariyle 100.000.000,00 TL'nin üzerinde kısa ve uzun vadeli borcu bulunduğunu, öz kaynaklarının %38'ini kaybettiğini, davacı dahil olmak üzere anılan dönemde yönetim kurulu üyelerinin her birine 700.000,00 TL tutarında başarı primi / ikramiyesi ödendiğini, davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının daha önce şirket ortağı olup yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı davalı şirketteki 18.860 hissenin de dahil olduğu şirket hisselerin Başbakan Yardımcılığının 15.05.2017 tarih ve 2017/277 Esas sayılı kararı ile davalı şirketin, davacının da hisselerinin dahil olduğu % 63,9240 oranındaki hissenin 6758 sayılı Kanunun 19. maddesi gereğince satışına karar verildiği, dava konusu davalı şirketin 03.08.2017 tarih ve 2017/19 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacıya ait bahse konu hissenin 2.587.255,06 TL satış bedeli ile dava dışı Polis Bakım ve Yardım Sandığına devrinin kararlaştırıldığı, şirket pay sahiplerinin kişisel haklarını doğrudan zarara uğratan yönetim kurulu kararlarına karşı iptal davası açma hakkına sahip olduğu, bu bağlamda dava konusu şirket yönetim kurulu kararı içeriği dikkate alındığında daha önce davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan davacının ortaklık sıfatını sona erdirmekle davacının kişisel haklarını doğrudan etkilediği, bu bağlamda davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, ancak dava konusu davacıya ait şirket hisselerinin devrinin 6758 sayılı Kanun hükmüne istinaden Bolu Sulh Ceza Hakimliği'nin 17.04.2017 tarih ve 2017/3044 D.İş sayılı kararı ile şirkete yönetim kayyımı olarak atanan TMSF tarafından alınan idari nitelikteki karara istinaden davalı şirketin yönetim kurulu tarafından alınan karar ile gerçekleştirildiği, dava konusu şirket yönetim kurulu kararının, anılan yönetim kayyımı tarafından yasada tanınan yetkiye istinaden alınan bir idari karara dayandığı, dava konusu davacı ortağa ait şirket hisselerinin satış yoluyla dava dışı ...'a devri, doğrudan ve münhasıran davalı şirket yönetim kurulu tarafından kullanılan bir karar alma yetkisine dayalı olarak alınan şirket yönetim kurulu kararı niteliğinde olmadığı, dosya kapsamında dava konusu şirket yönetim kurulu kararının dayanağı olan idari işlem niteliğindeki TMSF kararının iptal edildiği ve akabinde işbu davanın açıldığı olgusu da iddia ve usulen kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 03.08.2017 tarih ve 2017/19 sayılı davalı şirketin yönetim kurulu kararında; pazarlık sonucunda yönetimlerindeki davalı şirkete ait % 63,9240 oranındaki hissenin tüm hak ve yükümlülükleri ile 28.500.000,00 TL karşılığında ...'a devrinin gerçekleştirilmesine, hisse devir sözleşmesinin imzalanması için TMSF kayyımlığında bulunan davalı şirketin yönetim kurulu adına şirketin bir kısım yönetim kurulu üyelerinin müşterek imzaları ile yetkili kılınması ve hususun Başbakanlık makamı ile TMSF makamına konu ile ilgili bilgilendirme yazısı yazılmasına oy birliği ile karar verildiği, 03.08.2017 tarihinde ...'un 18.860 paya karşılık 3.772.000,00 TL sermaye hak ve hisselerinin tamamının 2.587.255,06 TL bedeli ile ...'a bütün aktif ve pasifiyle devredildiği, bedelin haricen nakden ve peşin olarak Birleşik Fon Bankasında bulunan ilgili hesap ile tahsil edildiği, Ankara 4. İdare Mahkemesinin 2017/2947E., 2018/1731K. sayılı ilamının incelenmesinde; davacısının ..., davalısının TMSF, Başbakanlık ve fer'i müdahilinin Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Bakım ve Yardım Sandığı olduğu, davacının CEO'su ve hissedarı olduğu ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları ve piyasa koşulları nedeniyle mevcut halinin sürdürülebilir olmadığı yönündeki değerlendirmeyle 6758 sayılı Kanunun Değişik 19. maddesine istinaden satışının uygun bulunmasına ilişkin Başbakan Yardımcılığı makamının 15.05.2017 tarih ve 2017/277 sayılı işleminin iptali istemine ilişkin açılan davanın reddine karar verildiği, kararın davacı yanca temyiz edilmesi üzerine Danıştay 10. Dairesinin 15.11.2023 tarih ve 2019/10803 E., 2023/6924 K. sayılı ilamı ile temyiz isteminin reddi ile kararın kesinleştiği, TMSF'nin 04.05.2017 tarihli cevabi yazısında; davalı şirketin yönetim organları ve yetkileri ile birlikte ortaklık payları ve menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüne sahip olmak üzere 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 19. maddesi uyarınca TMSF'nin kayyım olarak atanmasına karar verildiği, şirket yönetim kurulu oluşturularak üyeliklere atamalar yapıldığını, şirketin bağımsız tüzel kişiliğinin devam ettiği, borçlarından adı geçen şirketin sorumlu olduğu, dosyada mevcut, 03.08.2017 tarihli hisse devir sözleşmesinin incelenmesinde; devir edenin TMSF, devralananın ..., devir bedelinin 2.587.255,06 TL olduğu, davalı şirketin yönetim kurulu toplantılarında alınan kararların iptaline yönelik açılan davalarda ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak dava açılmış olup, dava açan kişinin davanın başından sonuna kadar bu sıfatını sürdürmesi gerektiği, eldeki davanın 14.09.2017 tarihinde açıldığı, davacının ise davalı şirketteki hisselerine Bolu Sulh Ceza Hakimliğinin 17.04.2017 tarihli kararıyla yönetim organları ve yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idari yetkilerinin tümüne sahip olmak üzere 674 KHK'nın 19. maddesi uyarınca TMSF'nin kayyım olarak atandığı, TMSF'nin de 03.08.2017 tarihinde davacıya ait hisseyi hisse devir sözleşmesi ile ...'a devrettiği, bu hale göre davacının yargılama aşamasında davalı şirketteki ortaklığı sona erdiği anlaşıldığından açılan işbu davada davayı takip ve sonuçlandırmakta aktif dava ehliyeti (hukuki yararı) kalmadığı, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fe0fdefb9f949b64 af5bbdd11d01a691