11. Hukuk Dairesi 2024/4407 E. , 2025/3094 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/521 Esas, 2024/760 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/170 E., 2022/32 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri ve feri müdahiller vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2019/70399, 2019/70406, 2019/93126 sayılı ve " ..", "...", " ..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... Çikolata” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kurum'a başvuruda bulunduğunu, 2019/71086 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilânı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazı yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, YİDK kararında müvekkilinin itiraza mesnet 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı markalarının reddedilmiş olduğunun belirtildiğini, oysa bu iki markanın reddi ile ilgili verilen kararlara karşı müvekkili şirket tarafından dava açıldığını ve anılan davaların derdest olduğunu, müvekkilinin 2019/93126 sayılı markasının ise her ne kadar başvuru tarihin davaya konu markanın başvuru tarihinden sonra olsa da “...” ibaresinin esasen müvekkili şirketin de içinde bulunduğu aile şirketi grubu içinde 2001 yılına dayalı bir marka olduğunu, dava konusu YİDK kararında yer alan ticaret unvanına dayalı itirazın reddine dair gerekçenin de kabul edilebilir olmadığını, müvekkili şirketin dahil olduğu aile grup şirketlerince 2001 yılından beri “...” ibaresinin tescilli ticaret unvanı olarak kullanıldığını, bunun dışında fiilen markasal olarak da bu ibarenin 2001 yılından itibaren kullanılmakta olduğunu, davalı şirketin sonraki tarihli markalarının müvekkilinin markalarının taklidi olduğunu, bu durumun davalının kötüniyetini açıkça ortaya serdiğini, müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsurunun "..." ibaresinden oluşması karşısında davalının marka başvurusunun reddi gerektiğini ileri sürerek YİDK'in 2021-M-2091 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu YİDK kararına taraf olmayan şirketlerin davaya müdahilliğinin tesis edilen kararın içeriğine hiçbir etkisinin bulunmayacağını; davacı yanın ticaret unvanının 2001 yılında tescil edildiğini iddia ettiği ancak tescili 2001 olan şirketin müdahillerden ... Gıda ve Temizlik Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. olduğunu, dolayısıyla öncelik hakkının müvekkili şirkette olduğunu, davacı şirketin tescilli bir markasının bulunmadığını, 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı markaların YİDK kararları ile reddedildiğini, 2019/93126 sayılı markanın ise kayıtlara müvekkili şirket markasının başvurusundan sonra girdiğini, müvekkili şirketin dava konusu marka başvurusunun kendi adına tescilli 2003/12781 sayılı markanın serisi niteliğinde olduğunu ve "..." ibaresi üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, davacı şirketin kurduğu yeni şirket aracılığı ile müvekkilinin ticaret sahasına girdiğini ve bu suretle davacı şirketin esasen kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı markalarının başvurusunun yayına itiraz üzerine reddedildiği, 2019/93126 sayılı markasının başvuru tarihi ise 30.09.2019 olup bu tarihin dava konusu markanın başvurusunun yapıldığı 26.07.2019 tarihinden sonra olması nedeniyle anılan markaların iltibas yönünden değerlendirmeye alınmadığı, iltibas tehlikesinin oluşmadığı, başvuruların reddine dair YİDK kararlarının iptali talebiyle davalar açılmış ise de, dava YİDK kararının iptaline ilişkin olup YİDK kararlarına ilişkin aksi bir durumu tespit eden kesinleşmiş mahkeme kararlarının bulunmadığı, yayıma itiraz dilekçesi ekinde eskiye dayalı hak sahipliği itirazına dayanak olabilecek bir delil ya da belgeye yer verilmediği, ticaret unvanına dayalı itiraz yönünden, ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise, tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınaî hak kapsamında kalıp kalmadığının incelenmesi ve ayrıca yine tescilli ticaret unvanına dayalı kullanım ile itiraz edilen markayı oluşturan işaretin de ilgili tüketici nezdinde iltibasa yol açacak bir benzerlik taşımalarının gerektiği, bir diğer hususun da ticaret unvanının, markasal etki doğuracak düzeyde kullanılması olduğu, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 14.06.2021 tarihli yazısına göre davacı şirketin 17.10.2018 tarihinde tescil edilen ana sözleşmesinde çalışma konusu arasında davalının dava konusu marka başvurusunun kapsamında yer alan 30. sınıf malların yer almadığı; diğer yandan ticaret unvanına dayalı üstün hak sahipliğinin her tescil edilmiş ticaret unvanında değil ticaret unvanının, markasal etki doğuracak düzeyde kullanılması halinde söz konusu olduğu, somut olayda ise, davacı şirket olan ... Çikolata Gıda San. Tic. A.Ş. yönünden bahsedilen durumun oluştuğuna dair dosya kapsamında delil bulunmadığı, marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veri de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta işlem dosyasındaki "müddet" kaydına rağmen, davacının itirazına dayanak 2019/70406 numaralı marka tescil başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararının iptali talebiyle Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/402 E. sayılı dosyasında dava açıldığı, anılan davada davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalılarca istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, Dairelerinin 2021/1324 E., 2023/1277 K. sayılı kararıyla davalı Kurum ile davalı şirketin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, YİDK kararının iptali davalarında, YİDK kararının verildiği tarih itibariyle mevcut hukuki ve fiili duruma göre karar verilmesi gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta da dava konusu YİDK karar tarihinde, hukuki varlığını sürdüren ve davacı tarafça işbu dava konusu başvuruya davalı Kurum'a sunulan itiraz dilekçesinde de açıkça dayanılan, davacının 2019/70399 ve 2019/70406 numaralı marka tescil başvurularının, benzerlik incelemesinde dikkate alınması gerektiği, taraf markalarını oluşturan işaretlerin incelenmesinde, dava konusu başvuru "... Çikolata" ibaresinden, itiraza mesnet 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı markaların ise "... " ve "... " ibarelerinden oluştuğu, taraf markaları arasında "..." ibaresini ortak esas unsur olarak içermelerinden kaynaklı benzerlik bulunmakta olup, itiraza mesnet markadaki "choco" ibaresinin çikolata kelimesinin İngilizcesi olan "chocolate" kelimesinden türetildiği, markaların esas unsurundan sonra gelen tanımlayıcı ibareler arasında dahi benzerliğin olduğu, dava korusu başvuru ile itiraza mesnet markanın emtia yönünden karşılaştırılmasına gelince; davalı şirketin 2019/71086 sayılı başvurusu 30. sınıfta "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Pekmez" mallarını kapsadığı, davacının 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı başvuruları kapsamında ise 30. sınıf malların tamamı yer aldığından emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, bu nedenlerle taraf markalarının ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek derecede benzediği ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1. maddesinin uygulanması koşullarının oluştuğu, öte yandan, davacı tarafın itirazında "... Çikolata" ibareli ticaret unvanına da dayandığı, şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, SMK'nın 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2017 tarih ve 2016/1193 E., 2017/4014 K. sayılı ilamında da, "davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamında kalan mal ve hizmetler arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması halinde, bu mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken" denilerek aynı sonuca ulaşıldığı, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 22.11.2021 tarihli kök raporda her ne kadar davacı şirketin ana sözleşmesindeki faaliyet alanı kapsamında 30. sınıf malların yer almadığı belirtilmiş ise de, dosya arasında bulunan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 23.10.2018 tarih ve 9687 sayılı nüshasına göre davacı şirketin ana sözleşmesinin "amaç ve konu" başlıklı 3. maddesinin 5, 6, 7 ve 8. fıkralarında 30. sınıf malların yer aldığı, yine İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin ticaret unvanının markasal etki doğuracak düzeyde kullanılıyor olduğuna dair delil bulunmadığının belirtildiği, oysa, davalı şirket vekilinin işlem dosyasına sunduğu itiraza karşı görüş bildirme formunun ekinde davalı şirketin davacı şirket aleyhine İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde marka ve ticaret unvanı tescilinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerin tespiti talebiyle açtığı davaya ilişkin dava dilekçesinin eklendiği, bu dilekçede ise davalı tarafça, eldeki davanın davacısının "... Çikolata" ibaresini işletmesinin girişinde tanıtım işareti olarak kullandığının ileri sürüldüğü, delil olarak da davacının "... Çikolata" ibaresi ile katıldığı fuar standlarında ve ürünler üzerinde anılan ibareyi kullandığına dair fotoğrafların sunulduğu, söz konusu fotoğraflar, davacı şirketin katıldığı dondurma, tatlıcılık, şekerleme ve fırıncılık fuarına ilişkin olup, davacı şirketin burada ürünlerini tanıttığı, dolayısıyla davacının ticaret unvanını SMK'nın 6/6. maddesi kapsamında kullandığı davalı tarafın dahi kabulünde olduğundan, İlk Derece Mahkemesinin aksi yönde kanaat bildiren bilirkişi raporunu hükme esas alarak davayı reddetmesinin yerinde görülmediği, her ne kadar, davalı şirket vekili, dava konusu marka başvurusu yönünden müvekkilinin müktesep hakkının bulunduğunu savunmuş ise de, istinaf edenin sıfatı gözetilerek, davalı şirket vekilinin bu savunmasının inceleme konusu yapılmadığı, bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu ve davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mallar ile davalı markası kapsamında kalan mallar arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması ve bu kapsamda SMK'nın 6/6. maddesinin uygulanma şartlarının da oluşması nedeniyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın yazılı gerekçeyle reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile YİDK'in 29.03.2021 tarih ve 2021-M-2091 sayılı kararının iptaline karar verilmiş, karar, taraf vekilleri ve feri müdahiller vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu ve davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mallar ile davalı markası kapsamında kalan mallar arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması ve bu kapsamda SMK'nın 6/6. maddesinin uygulanma şartlarının da oluştuğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. SMK'nın 6/1 maddesi "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmüne haizdir. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için dava konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların görsel, işitsel ve kavramsal özellikleri dikkate alınarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması, yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Öte yandan; Dairemizin 22.04.2021 tarih, 2020/968 E., 2021/3985 K. sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasımızın 2. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti, sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal hukuk devletinde, “hukuk güvenliği” temel bir ilkedir (AYM’nin 30.11.2007, E.2006/61, K.2007/91, RG.23.02.2008, S.26796; ve 17.01.2008, E.2007/21, K.2008/40. sayılı kararları). Hukuki güvenlik ilkesi gereği, mevcut yasal düzenlemelere göre hareket eden kişilerin, bu yasal düzenlemeler nedeniyle tabi oldukları hukuki durumlarının kural olarak yeni uygulamalarla değiştirilmemesi esastır. Hukuki güvenlik ilkesi ise, kazanılmış hakların korunmasını gerektirir. Kazanılmış hakların korunması aynı zamanda kamu düzeninden olup mahkemelerce re’sen gözetilmesi gerekir. Dairemizin 19.09.2008 tarih, 2007/7547 E., 2008/10251 K. sayılı "... / ..." kararında da zikredildiği üzere marka sahibinin uzun yıllardır kullandığı markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi kazanılmış hakların korunması ilkesinin bir gereği olarak görülmektedir. Ancak başvuru sahibinin bu yöndeki kazanılmış hakkının varlığından bahsedilebilmesi için hakka dayanak teşkil eden önceki tarihli markasının hükümsüzlük tehdidi altında bulunmaması, önceki marka ile sonraki markanın ayırt edici ve asıl unsurlarıyla tescil kapsamlarının aynı olması, sonraki tescili istenen markanın başkası adına tescilli bir marka ya da işarete yanaşılmaması ve son olarak marka sahibinin markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi amacına uygun olarak önceki tarihli dayanak markasını uzun süredir kullanılıyor olması gerekir. Bu husus Dairemizin istikrarlı kararlarıyla da benimsenmiştir. (Dairemizin 03.07.2024 tarih, 2023/2940 E.,2024/5538 K. sayılı kararı) Somut olayda, davacının itiraza mesnet 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı markalarının "... " ve "... " ibarelerinden, davalının dava konusu markasının ise "... Çikolata" ibaresinden oluştuğu, davalının hem cevap dilekçesinde hem de yargılamanın diğer safhalarında müktesep hak oluşturduğunu iddia ettiği 30. sınıf hizmetler yönünden ''...'' ibareli 2003/12781 numaralı markaya sahip olduğu görülmüştür. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalının önceki tarihli markası yönünden yukarıda belirtilen emsal kararlar doğrultusunda önceki markası bakımından müktesep hak koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma sebebine göre feri müdahiller ve davacı vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ile davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle feri müdahiller ve davacı vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e6a47159a7aac014 529e147112e5ebde