11. Hukuk Dairesi 2024/4364 E. , 2025/2686 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; “...” ibareli tanınmış markanın sahibi olan müvekkilinin “...” ibaresinin 35. sınıf hizmetlerde tescili için başvuruda bulunduğunu, davalı şirketin "..." esas unsurlu markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine başvurunun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığını, faaliyet alanlarının da farklı olduğunu, markaların bütünsellik ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin 2017/18908 sayılı dava konusu markasında tanınmış “...” markalarında kullanılan ... yer aldığını, “...” ibaresinin "bitki örtüsü, çiçek" anlamlarına geldiğini, bu nedenle markaya ayırt edicilik katabilmek adına “...” ibaresinin eklendiğini, davalının temizlik ürünleri alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili markasında vurgunun “...” ibaresi üzerinde yoğunlaştığını, markaların karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını ileri sürerek YİDK’in 2018-M-10522 sayılı kararının iptali ile 2017/218908 sayılı “...” ibareli markasının 35. sınıf yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin gerek evsel gerek endüstriyel kullanım amaçlı plastik temizlik araç ve gereçlerini kendi bünyesinde tasarladığını ve ürettiğini, kendisine ait “...” ve “...” markalarının bulunduğunu, “...” markalı ürünlerinin piyasada bilindiğini, müvekkilinin 21 ve 35. sınıfta sırasıyla 2013/07777 ve 2011/85776 sayılı markalarının bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirketin daha önce tescil edilmiş markası ile benzer mal ve hizmetleri kapsadığını, yine markaların görsel, kavramsal ve fonetik açısından birbirleri ile benzer olduklarını, dava konusu markadaki “...” ibaresinin, "..." ibaresinin önüne eklendiğini ancak markaya hiçbir ayırt edicilik katmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruda yer alan ve YİDK kararı neticesinde reddine karar verilen emtiaların taraf markalarında aynı, aynı tür ve benzer emtialar olarak yer aldıkları, bununla birlikte davalının “...” şeklindeki markasının dava konusu “...” markasında da “...” şeklindeki bağımsız ayırt edici karakterini koruyacak şekilde var olduğu, buna bağlı olarak da işaretler arasında görsel ve işitsel anlamda güçlü, kavramsal olarak ise ortalama düzeyde bir ilişkinin mevcut olduğu, bu durumun ise bütünsel açıdan işaretleri birbirleri ile benzer kıldığı, ortalama bir tüketicinin taraf markalarını aynı, aynı tür ya da benzer mal ya da hizmetlerde gördüğünde, birbirlerinin devamı, yeni bir versiyonu olarak algılayabileceği, başka bir deyişle işaretlerin aynı iktisadi-idari kaynak tarafından piyasaya sürülmüş markalar oldukları yanılgısına kapılabileceği, somut uyuşmazlıkta iltibas ihtimalinin mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, davacının dava konusu başvurusunda aynen yer aldığı, bu ibare başvuruda "..." ibaresiyle birleşik olarak yazılmış ise de, "L" ve "F" harflerinin büyük yazılmış olması nedeniyle "..." ibaresinin öne çıktığı, başvurunun davalı taraf markasından yeterince uzaklaşmadığı, "..." ibaresinin redde konu hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin düşük de olmadığı, öte yandan, bilirkişi ek raporunda ayrıntılı olarak tartışıldığı üzere, başvuru kapsamından çıkartılan hizmetler yönünden emtia benzerliğinin de gerçekleştiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6. maddesinin birinci fıkrası "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan Yasa hükmüne göre, markalar arasında karıştırılabilecek ölçüde benzerlik bulunup bulunmadığının tespiti yapılırken markaların görsel, işitsel ve kavramsal özellikleri bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. Davacının başvuru markası '' çiçek yaprağı + ... '' ibaresinden oluşmaktadır. Davalı şirketin itiraza mesnet markası ise siyah zemin içinde ''...'' ibaresini içermektedir. Davalı markasında yer alan bu siyah zemin blok davacının başvurusundaki şekil unsuruyla benzemediğinden davacı başvuru markasının farklı bir marka algısı yarattığı, dolayısıyla markalar arasında bir ilişkilendirme, idari veya ekonomik bir bağ kurma ihtimali oluşmamaktadır. Her ne kadar taraf markaları arasındaki "..." ibaresi benzer olsa da, ... ibaresi bitki çeşitliliğini ifade eden genel bir kavram olduğundan ayırt ediciliği düşük bir ibaredir. Bu durumda taraf markalarının yukarıda izah edildiği üzere farklı bir kompozisyon ve içerikte oluştuğundan SMK 6/1 hükmü kapsamında benzer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.04.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! be9c11ff7d0edfb1 97635f8efe9d89ee