Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/4359 E., 2025/2858 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4359 E., 2025/2858 K. (28.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4359
Karar No
2025/2858
Karar Tarihi
28.04.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/4359 E. , 2025/2858 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/536 Esas, 2024/922 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü (Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/219 E., 2022/30 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin çok sayıda “...” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini 43. sınıfta marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2019/109651 kod numarasını alan başvurunun Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini ve bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin 1971 yılından beri bu markaların sahibi olduğunu ve markalarını dünya çapında tanınır hale getirerek bu markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, bu hizmetlerin müvekkilinin 1971 yılından beri süregelen faaliyetlerini kapsadığını, taraf markaları arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğunu, dava konusu markada “...” ibaresinin yanında keçi resmi ve “...” ibareleri olduğunu, markada ön planda olan unsurun “...” ibaresi olduğunu, markaların birebir aynı şekilde sonlandıklarını, dava konusu markanın bu haliyle müvekkili markalarının bilinirliğinden yararlanma amacı taşıdığını, dava konusu markanın bütün olarak müvekkilinin markaları ile benzer olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış marka olduğunu, davalı başvuru sahibinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-3545 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2019/109651 sayılı "... ..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; markaların bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, markaların başlangıç kısımlarının farklı olduğunu, “...” ibaresinin ayırt edici vasfının zaten olmadığını, ortalama tüketicilerin taraf markalarını karıştırmayacaklarını, logoların çağrışım yapmadıklarını, markaların görsel anlamda tamamen ayırt edici olduklarını, müvekkili markasının somut bir anlamı olduğunu, bench aleti ile yapılan bir hareketi ifade eden bir terim olduğunu, müvekkilinin faaliyetleri arasında spor faaliyetleri hizmetlerinin de yer aldığını, tarafların iştigal alanlarını tamamen birbirlerinden farklı olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetler bakımından birebir aynı; 30. sınıfta yer alan genel tüketime uygun gıda malları bakımından ise benzerlik düzeyinde bir emtia benzerliğini ihtiva ettiği, somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış "... ..." ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "..." esas ibaresinden oluştuğu, taraf markalarını oluşturan ibareler arasında bütünsel algılar itibariyle özelllikle görsel anlamda somut bir farklılık mevcut olup işitsel olarak da meydana gelen düşük düzeyli benzerlik halinden kaynaklı, tüketicinin her iki işaret arasında, doğrudan bir benzerlik kurması ve yanılgı oluşmasının mümkün olmayacağı ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun da bir kararında ifade ettiği üzere tescilli marka ile kullanılan işaret arasında görsel ve işitsel yönden benzerlik bulunmasa, hatta genel görünüş (umumi intiba) açısından ayniyet veya benzerlik bulunmasa dahi, halk bunlar arasında herhangi bir şekilde bir bağlantı kuruyorsa karıştırılma ihtimalinin mevcudiyetinin kabul olunacağı, dolayısıyla bu noktada taraf markaları arasındaki ilişkinin davacının markalarının tanınmışlığından bağımsız bir şekilde değerlendirilmesi doğru olmayacağı, davacının markalarının hususiyetle “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” – “kahve ürünleri – kahve faaliyetleri” açısından mevcut olduğu, bu tanınmışlığın ülkemizde ve hatta dünya çapında tanınmış markalarının bulunması ve somut olayda da markalar kapsamında ortaklığı tespit edilen hizmetlerden “yiyecek – içecek sağlanması” hizmetlerinin davacı yanın bu tanınmışlığının bulunduğu hizmetlere yönelik olduğu gözetildiğinde taraf markaları arasındaki ilişkinin davacı markalarının tanınırlığından bağımsız bir şekilde incelenmesinin doğru ve isabetli olmayacağı, somut olayda da davacı yanın ülkemizde de çok uzun yıllardır bilfiil markasını aktif ve yoğun bir biçimde kullanmakta olduğu, pek çok şehirde “...” markasını taşıyan işletmeleriyle çok sayıda tüketiciye erişim sağladığı, dolayısıyla davacı markalarının Türkiye’de de yüksek tanınmışlık sahibi olduğu, marka seçiminde yüzlerce seçenek özgürlüğü gözetildiğinde davalının, davacı tarafından oluşturulmuş ve içinde “...” kelimesi geçen marka ile benzer bir sistematikte oluşturulmuş “...” ibaresini davacı yanın tanınmışlığının en üst düzey olduğu “yiyecek – içecek sağlanması” hizmetlerini kapsayacak şekilde tescil başvurusuna konu edilmesi durumunda, tüketicinin dava konusu markanın, davacı tarafın “...” markası ile ilk anda çağrışımsal bir ilişki kurması kuvvetle muhtemel olacağı, hal böyleyken dava konusu markanın oluşturulmuş sistematiği, davacı markasının ikincil sesini taşıyan “...” ibaresini bütün olarak içerdiği bir durumda her ne kadar taraf markaları arasındaki ilişki düzeyi yüksek değil ise de uyuşmazlık konusu 43. sınıftaki “yiyecek – içecek sağlanması” hizmetlerinin davacı yanın tanınmışlığının bulunduğu sınıf oluşu da gözetildiğinde davacı yanın özgün ve ayırt edici “...” markalarını çağrıştırır nitelikte yaratılmış “...” şeklindeki markada “...” ibaresinin kullanımının herhangi bir zorunluluktan kaynaklı olmadığı ve bu ibarenin “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” açısından ayırt ediciliği bulunan bir kavram oluşu, bu algının yanı sıra ilgili sektörde anılan ibare ile anılan hakim markanın davacı yana ait tanınmış markalar oluşu, dava konusu markada da her ne kadar jenerik bir kavram ise de “coffee” ibaresinin yer alması ve bundan ötürü oluşan kavramsal bütünlük itibariyle de tüketicinin dava konusu markanın, davacı markalarından esinlenilerek yaratıldığı yönünde bir algı edinimi için yeterli olduğu, bu tür markaların tesciline izin verilmesinin zaman içerisinde orijinal markanın ayırt ediciliğinin giderek zayıflama, benzer ticari isimler taşıyan çok sayıda işletmenin ilgili piyasada var olması sonucunu meydana getirebileceği, bu nedenlerle davacı markalarının tanınmışlığından yararlanma amacı taşıdığı görülen öğeler içerir şekilde oluşturulmuş dava konusu markanın, farklı şekillerde meydana getirilmesi de mümkünken davacı markaları ile benzer şekilde oluşturulmuş olmasından kaynaklı olarak taraf markaları arasında 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından davacı yanın markalarının tanınmışlığına bağlı oluşması muhtemel çağrışımsal bir ilişkilendirmenin mevcut olacağı ancak başvuruda yer alan 43. sınıftaki sair alt grup hizmetlerin davacı markalarının doğrudan tanınırlığı bulunan hizmetler olmayışı ve taraf markaları arasındaki benzerlik düzeyinin son derece düşük düzeyli oluşu karşısında ilgili hizmetler açısından ise karıştırılma ihtimali veya tanınmışlık temelli bir korumanın davacı lehine gerçekleşmeyeceği, 43. sınıfta yer alan sair hizmetler açısından ise taraf markaları arasındaki benzerlik düzeyinin düşüklüğü de gözetildiğinde, davacı yanın markalarının tanınmış olmasının davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı, dava konusu markanın anılan hizmetlerdeki tescilinin davacı yan markalarının ayırt edici karakterini, ticari itibarını ve tanınırlığını tehdit eden sonuçlar doğurmayacağı gibi davalı lehine de haksız bir menfaat temininine yol açmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2021-M-3545 sayılı kararının 43. sınıf “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” emtiası ile sınırlı olarak iptaline, 2019/109651 sayılı markanın 43. sınıf “ Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” emtiası ile sınırlı olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacı vekilinin istinaf istemine gelince; markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet olan "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markaları arasında markalarda ortak olarak yer alan "..." kelimesinden kaynaklı görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, bu benzerliğin bütüne de yayıldığı, davacı yanın özgün ve ayırt edici “...” markalarını çağrıştırır nitelikte yaratılmış “...” şeklindeki markada, “...” ibaresinin kullanımının herhangi bir zorunluluktan kaynaklı olmadığı, bu ibarenin 43. sınıf açısından ayırt ediciliği bulunan bir kavram olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, SMK'nın 6/1 hükmünün somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerektiği, davacının itirazına mesnet markaları ile davalının başvurusunun kapsamında bulunan davaya konu markanın aynı hizmetleri kapsadığı, zira karşılaştırılan malların/hizmetlerin dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu, SMK'nın 6/5 hükmü uyarınca davacının "..." ibareli markalarının, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, kahve ürünleri, kahve faaliyetleri açısından dünya çapında tanınmış olduğu ve tanınmış markaların daha yüksek bir korumayı hak ettiği, dava konusu başvurunun tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanma sağlayabileceği, davacı markalarının ayırt edici gücünün ve etkileme alanının zayıflayacağı, davacının anılan Yasa hükmüne göre davalı şirketin başvurusunun tesciline itiraz edebileceği ancak taraf markalarının kapsamlarının örtüştüğü, yani markaların kapsamlarında farklı mal ve hizmet bulunmadığı için davacının itirazına mesnet markalarının tanınmışlığının iltibası artıran bir sebep olarak dikkate alındığı, öte yandan SMK'nın 6/9 hükmü uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruların da itiraz üzerine reddedileceği ancak dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davalının başvurusunun kötüniyetle yapıldığına dair bir delil ile karşılaşılmadığı, İlk Derece Mahkemesince tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında benzerlik bulunduğu gözetilerek davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm tesis edilerek, davanın kabulü ile 2021-M-3545 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı adına tescil edilen 2019/109651 sayılı "... coffee & more" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmiş, karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve diğer davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde ilgililere iadesine, 28.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6750a58f86a839cb 1685e50eaa17675b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı