Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/4291 E., 2025/2631 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4291 E., 2025/2631 K. (21.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4291
Karar No
2025/2631
Karar Tarihi
21.04.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/4291 E. , 2025/2631 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1616 Esas, 2024/964 Karar HÜKÜM Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/244 E., 2022/122 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ıslak mendil ve sabun başta olmak üzere çeşitli temizlik ürünlerini imal ettiğini, 2018/01927 tescil numaralı tasarımın müvekkili adına kayıtlı olduğunu, davalı tarafından müvekkiline ait tescilli tasarımın izinsiz üretilip satışa sunulduğunu ileri sürerek müvekkilinin tescilli tasarımına yönelik tecavüzün durdurulmasını, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tecavüz tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.

II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği ürünlerin müvekkili şirket tarafından üretilmediğini, ... markasının ve bu marka altında üretilen ürünlere ilişkin tasarım hak sahibinin dava dışı ... Ürün Geliştirme Tasarım San ve Tic A.Ş.'ye ait olduğunu, husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacının sahibi olduğu tasarım ile dava konusu edilen ürün tasarımları arasında benzerlik bulunmadığını, tasarım hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, bu hususun soruşturma dosyalarına sunulan 3 adet resmi bilirkişi raporlarıyla da kanıtlandığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava dilekçesinde; davacı- karşı davalıya ait tasarımın hak sahibinin ... Ürün Geliştirme Tasarım San. ve Tic. A.Ş. olduğunu, karşı davalının, malları bu hakkına dayalı olarak piyasaya sürenin dava dışı şirket olduğunu bilmesine rağmen, müvekkili şirket ve yetkilileri hakkında asılsız şikayetlerde bulunduğunu, haksız ve hukuka aykırı arama el koyma kararlarını uygulattığını, müvekkiline zarar verme kastıyla ve kötüniyetle hareket ettiğini, böylelikle müvekkilinin ticari itibarını zedeleyerek, kendisine haksız kazanç sağlamak istediğini, davacı- karşı davalının tasarımının, yeni olmadığı gibi ayırt edici nitelik de taşımadığını, davacı- karşı davalının tasarımının, dava dışı ...’ye ait tasarımla birebir aynılık içerdiğini, ....'nin tasarımının, en az 2014 yılından itibaren piyasada bulunduğunu, bilinen bir tasarım olduğunu ileri sürerek asıl davaya dayanak tasarımın hükümsüzlüğünü, haksız rekabetin tespitini, men'ini, ortadan kaldırılmasını, şimdilik 20.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davacı- karşı davalının haksız eylemlerinden itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsilini talep dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı adına kayıtlı tasarımın başvuru tarihinin 20.03.2018 olduğu, bu başvuru tarihinden önce davacı ürününün benzerinin dava dışı yabancı şirket tarafından 10.06.2016 web yayın tarihli “....” markası adı altında kamuya sunulduğu, yenilik kırıcı olarak 20.03.2018 tarihi öncesi internete yüklenen görseldeki ürün ile davacı- karşı davalı tasarımının ögelerinin benzer biçim, oran ve yerleşimde olduğu, davacı- karşı davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşımadığı, karşı davadaki haksız rekabet iddiasına dayalı talepler bakımından yapılan incelemede; karşı davalının tescilli tasarımına tecavüz iddiasıyla adli merciler nezdindeki şikayet ve taleplerin, tek başına haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, söz konusu tescilli tasarımın yenilik ve ayırdediciliğe sahip olmamasının da tescilinin kötüniyetle gerçekleştirildiğine karine teşkil etmeyeceği, karşı davalının özü itibariyle şikayet ve talepleri tarihinde tescilli bulunan bir sınai mülkiyet hakkına dayandırdığı, fiillerinin de adli merciler nezdindeki girişimlerinden ibaret kaldığı, bu girişimlerin tamamen karşı davacının faaliyet ve ürünlerini kötüleyerek itibarına zarar vermek suretiyle ticari avantaj sağlama gayesiyle gerçekleştirildiğine ilişkin ise dosyada başkaca bir delil bulunmadığı, karşı davalının fiillerinin Anayasal şikayet hakkı kapsamında kaldığı, yenilik ve ayırdedicilik kriterini karşılayamayan davacı- karşı davalı tasarımının hükümsüzlüğüne karar verilmesi karşısında, söz konusu hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olduğu, karşı davadaki hükümsüzlük kararı dışında da toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları ile de davalının ürünlerinin davacı tasarımı ile bilgilenmiş kullanıcı nezdinde benzerlik içermediği, tecavüz fiilinin koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davacının hükümsüzlük davasının kabulüne, karşı davalıya ait 2018/01927 tescil numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne, karşı davacının haksız rekabetin tespiti, men ve ref'i, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, tasarım haklarına tecavüzün tespiti, durdurulması ile maddi manevi tazminat talebine ilişkin olup; karşı dava ise, tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğü ve haksız rekabetin tespiti ile tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 21.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fd2a89f86e22fdbf 5ac79f3b47587ed0

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı