11. Hukuk Dairesi 2024/4284 E. , 2025/2609 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1188 Esas, 2024/804 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/404 E., 2022/41 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, ... Sağlık Grubu’nun 1992 yılından bu yana sağlık sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2004 yılından itibaren ''...'' ibaresini kesintisiz olarak hastane ve tıp merkezlerinde kullandığını, müvekkil şirketin ''...'' esas unsurlu markalara yatırım yaparak sektörde bilinirlik ve ayırt edicilik kazandırdığını, davalının müvekkile ait işaretleri tercih etmesinin kötüniyetli ve haksız yarar sağlamaya yönelik olduğunu, ayrıca işaretin davalı tarafından kullanılmadığını ileri sürerek 2005/30492 başvuru numaralı ''...'' hükümsüzlüğüne ve kullanılmama sebebi ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu ''...'' markasının, ''...'' markasını korumak ve kötü niyetli tescil başvurularını önlemek amacıyla tescil ettirildiğini, ''...'' ibaresinin marka sahibinin izniyle farklı kuruluşlarda kullanıldığını, bu durumun ciddi kullanım sayıldığını, müvekkilinin, davacının geliştirdiğini iddia ettiği markayı kötü niyetle tescil ettirme ihtiyacının bulunmadığını, aksine markanın ilk başvurusunu kendisinin yaptığını ve fiilen kullandığını, bu nedenle 6769 sayılı Sınai ve Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 9. maddesi kapsamında beş yıl boyunca kullanılmama şartının oluşmadığını, ''...'' markasının da koruyucu marka niteliği taşıdığını savunarak açılan hükümsüzlük ve iptal taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı şirketin 2004 yılından beri ''...'' ibaresiyle hizmet verdiği, bu ibareyle çok sayıda marka tesciline sahip olduğu ve markanın ayırt edicilik kazandığı, davaya konu ''...'' ibareli markanın davacının ''...'' markasına benzer olduğu ve karışıklığa yol açabileceği, markanın kötü niyetli olarak tescil ettirildiği, ancak hükümsüzlük talebine ilişkin olarak markanın 22.07.2015 tarihinde tescil edildiği, dava tarihi itibariyle yaklaşık 14 yıllık sessizlik bulunduğu, bu sebeple gerçek hak sahipliği ve benzerlik iddiasına dayalı hükümsüzlük talebinin reddedildiği, ancak kötü niyetli tescil iddiası yönünden sessizlik savunmasının ileri sürülemeyeceği, davacının kötü niyeti tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği, davalının buna rağmen benzer markayı tescil ettirdiği, davalının ''...'' markasını kullandığını ispat edemediği gerekçesiyle davacının markanın kullanılmama nedeniyle iptal talebi kabul edilerek markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2005/30492 numaralı ''...'' markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olması nedeniyle iptal davasının konusuz kaldığına ve bu nedenle iptal talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının her iki dava yönünden de haklı olduğu anlaşıldığından tüm yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının ... markasının hükümsüzlüğü ve iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 668fffd3ed541a36 594630877ac62617