Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/4213 E., 2025/2532 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4213 E., 2025/2532 K. (16.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4213
Karar No
2025/2532
Karar Tarihi
16.04.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/4213 E. , 2025/2532 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/361 Esas, 2024/693 Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/280 E., 2020/401 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2006 yılından itibaren turizm alanında faaliyette bulunduğunu, 2015 yılında ...’de beş yıldızlı konaklama hizmeti vermek üzere "... ... ... & ..." projesini hayata geçirdiğini, 27.12.2018 tarihinde dava konusu "...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, 2018/... numarası verilen başvurunun, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-ç maddesi uyarınca kısmen reddine karar verildiğini, bu karara yapılan itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, redde mesnet 2015/15223, 2015/09865 ve 2015/98975 sayılı markaların hükümsüzlüğü için açılan davaların, eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini, redde mesnet 2017/24593, 2016/86203 ve 2015/58075 sayılı markalarda geçen "..." ibarelerinin ise ayırt edici hiçbir vasfının olmadığını, bu markaların davacı başvurusu ile benzer bulunmadığını, müvekkilinin redde mesnet markaların sahiplerinden daha önce "... ..." markasını kullandığını ve tanınmış marka haline getirdiğini, bu nedenle ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, redde mesnet marka sahiplerinin kötüniyetli bulunduklarını, dava konusu ibareyi 05.03.2015 tarihinde ...'de ticaret unvanı olarak tescil ettirdiğini, bu tescil tarihinin de redde mesnet marka başvurularından önce olduğunu, 2015 yılındaki açılışın ardından gerek Türkiye’de gerekse uluslararası çapta verdiği sayısız reklam ve tanıtım ile markasının tanınır hale geldiğini, redde mesnet markaların sahiplerinin bu tanınmışlığından yararlanmaya çalıştıklarını, redde mesnet markalardan ikisinin sahibinin müvekkilinin de ortağı olduğunu, birinin sahibinin otelde konuk olarak bulunduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahipliğinin ve tanınmışlık iddialarının dava konusu edilen YİDK kararında hiç değerlendirilmediğini ileri sürerek YİDK'in 2019-M-3210 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının başvuru markasının "...+şekil" ibaresini içermesi, mesnet markaların da "...+şekil", "...+şekil" ve "..." ibarelerini içermesi karşısında, markalardaki şekil ve "..." ibaresi aynı olduğundan ve reddedilen mal/hizmetler de aynı bulunduğundan, SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında mutlak ret sebeplerinin oluştuğu, davacı tarafın başvuru ibaresi açısından önceye dayalı kullanım ve kullanım sonucu markaya ayırt edicilik kattığı iddialarının SMK'nın 5/1-ç maddesinde düzenlenen mutlak ret sebebinin istisnasını oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, YİDK kararının iptali davalarının, YİDK karar tarihindeki hukuki duruma göre çözümlenmelerinin gerektiği, dolayısıyla YİDK karar tarihi itibariyle hüküm ifade eden markaların, redde mesnet alınmalarında bir isabetsizlik olmadığı, bu markaların hükümsüzlüğü için açılan davaların sonucunun beklenmesinin eldeki davaya bir katkısının bulunmayacağı, YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet alınan markların tescilli olduğu ve hukuki denetimin bu tarihteki şartlara göre yapılacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dava konusu başvuru markasının "...+şekil" ibaresini içerdiği, mesnet markaların da "...+şekil", "...+şekil" ve "..." ibarelerinden oluştuğu görülmektedir. Davacı tarafça, redde mesnet 2015/15223, 2015/09865 ve 2015/98975 sayılı markaların hükümsüzlüğü istemli dava açtıkları ve bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmüş olup Bölge Adliye Mahkemesince, YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet markanın hüküm ifade ettiği dolayısıyla Kurumca hükümsüzlük davasının sonucunun beklenilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-72 E. ve 2021/245 K. sayılı ilamı ve Dairemizin 26.12.2023 tarih, 2022/3696 E. ve 2023/7674 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 44/1 maddesinde markanın hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kararının sonuçları itibariyle geçmişe etkili olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak hükümsüzlük kararının etkisinin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı madde hükmünden açıkça anlaşılamamaktadır. Buna karşılık hükümsüzlük kararının etkili olacağı ilk tarihin, markanın 556 sayılı KHK’nın korumasından yararlanmaya başladığı tarih olan tescil tarihi olması gerektiği öğreti ve uygulamada kabul edilmektedir. O hâlde marka tescili anından itibaren geçersiz sayıldığından doğal olarak hiç tescil edilmemiş sayılan markaya ilişkin önceki hukuki işlemler de konusuz ve geçersiz hâle gelmektedir. Öte yandan vurgulamak gerekir ki 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 27. maddesinin birinci fıkrasında, mülga 556 sayılı KHK’nin 44/1 maddesinin aksine, hükümsüzlük kararının tescil tarihinden değil, başvuru tarihinden itibaren etkili olacağı ve bu markaya SMK ile sağlanan korumanın hiç doğmamış sayılacağı açıkça belirtilmiştir. Bu itibarla SMK’nın 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, aynı Kanun'un 25. maddesine göre verilen hükümsüzlük kararı, marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanun'la sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacağı göz önüne alınarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı