11. Hukuk Dairesi 2024/3584 E. , 2025/2549 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/616 Esas, 2024/550 Karar KARAR :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2016/1287 E., 2021/59 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin Türkiye telekomünikasyon piyasasında alternatif operatör olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin her türlü iletişim aracı ve teknoloji alt yapısını kullanarak telekomünikasyon kurumlarından aldığı yetki çerçevesinde internet ve telekomünikasyon hizmeti verdiğini, bu çerçevede davalı şirketin, müvekkili şirketin var olan geniş müşteri portföyünden yararlanmak amacıyla müvekkili şirket ile 29.11.2010 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzaladığını, yapılan iş bu distribütörlük sözleşmesinin 2. maddesinde de belirtildiği üzere davalı tarafından sağlanan sabit mesafe telekom hizmetlerine müvekkili şirket tarafından abonelik tesisi sağlanması ve sağlanan abonelerin ödediği fatura tutarı üzerinden müvekkili şirkete belli bir komisyon ödenmesini içerdiğini, müvekkili şirketin sözleşmede yer alan edimini ifa ederek, davalı şirkete bir çok abone kazandırdığını ve bu aboneler tarafından her ay davalı şirketin sağladığı hizmet bedelinin ödendiğini ve ödenmeye de devam ettiğini, davalı şirketin, müvekkili şirketin sürekli artan müşteri portföyünden yararlanmasına karşın müvekkiline olan edimini yerine getirmeyip müvekkili firmanın komisyon bedellerini ödemediğini, hatta taraflar arasında yapılan sözleşmeyi bizzat müvekkili şirketin feshetmesi için birçok zorluk çıkardığını, ayrıca davalı şirketin müvekkili şirket ile olan distribütörlük sözleşmesi devam etmesine karşın müvekkili şirket ekranındaki arayüz denilen (müvekkili şirketin davalı şirkete kazandırdığı abonelerin konuşma detaylarını ve fatura içeriğini gösteren ekran) ekranı görüntülemesinin davalı şirket tarafından engellendiğini, davalı şirketin müvekkili firmaya olan yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/55 E. sayılı dosyası ile açtıkları davanın Mahkemece kabul edildiğini ve Yargıtay denetiminden de geçerek müvekkili firma lehine onandığını, yerel mahkeme kararının onanmasından sonra keşide edilen .... Noterliği'nin 14.05.2014 tarihli ihtarnamesi ile davalı ile müvekkili firma arasında akdedilen sözleşme gereği müvekkili firmanın hakediş tutarı üzerinden kesilen faturaların davalıya iletildiğini, ancak davalının kendisine tebliğ edilen faturaları müvekkili firmaya iade ettiğini, söz konusu faturalara istinaden davalı hakkında İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2016/26601 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında 29.11.2010 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin Komisyon Oranı ve Mali Hükümler başlıklı 6.2 maddesinde müvekkili tarafından komisyon oranlarında değişiklik yapılabileceğinin düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından ilgili sözleşme maddesine istinaden komisyon oranlarının değiştirilerek "airtime" komisyon hesaplama sisteminden "aktivasyon" karşılığı hesaplama sistemine geçildiğinin elektronik posta ile yazılı olarak davacıya bildirildiğini, davacının ilgili elektronik posta yazışmasını tebellüğ ettiğini, davacı tarafça yeni komisyon sistemi yok sayılarak düzenlenen faturalara istinaden yapılan icra takibinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı tarafça takibe konu edilen faturalara müvekkili şirket tarafından süresi içerisinde itiraz edilerek faturaların noter aracılığıyla davacıya iade edilerek davacının sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle taraflar arasında akdedilen sözleşmenin müvekkili şirket tarafından feshedildiğini, davacı tarafça yeni komisyon oranları baz alınarak usulüne uygun düzenlenerek müvekkili şirkete herhangi bir fatura gönderilmediğinden davacının alacak iddialarının hukuki bir temeli olmadığını, taraflar arasında var olan hukuki uyuşmazlıklara ilişkin İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/55 E. sayılı dosyasında davacının talep etmiş olduğu hakediş tarihleri ile işbu davada davacı tarafça talep edilen hakediş tarihlerinin birbirinden ayrı olduğunu, ayrıca söz konusu dosyanın karar düzeltme incelemesine gönderildiğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının davalıya karşı 2012 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait komisyon alacaklarının tahsili için İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 E. 2014/93 K. sayılı dosyası ile açtığı davanın, davalı şirket tarafından komisyon oranı değişikliğinin yazılı olarak davacı şirkete bildirildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, taraflar arasında akdedilen 29.11.2010 tarihli distribütörlük sözleşmesinin 6.2 maddesinde davalı şirkete komisyon oranlarında değişiklik yapma yetkisi verilmiş ise de, davalı şirketin "airtime" yöntemi ile komisyon belirleme sisteminden vazgeçerek "aktivasyon" yöntemine geçtiği, bunun yeni prim sistemi olduğu, komisyon oranlarında yapılan değişiklik niteliği taşımadığı, her iki sistemin birbirinden farklı sistemler olduğu, aktivasyon sisteminin davacının performansına bağlı prim hak ediş yöntemi olduğu, buna göre taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin 6.2 maddesine uygun davalı şirket tarafından komisyon oranının değiştirildiği sonucuna varılamayacağı, davacı şirketin aktivasyon sistemine göre prim sistemini kabul ettiği ve onayladığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, davacının eski sisteme göre faturalar düzenleyerek alacak talep ettiği, her ne kadar sözleşmeye göre davalı tarafça prim oranları tek taraflı değiştirilebilecek olsa da, değişikliğin prim oranlarıyla sınırlı kalmadığı, prim sisteminin değiştirildiği, bunun sözleşmenin 6.2 maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, davalının tek taraflı olarak yapmış olduğu prim sistemi değişikliğinin geçersiz olduğu, aldırılan bilirkişi raporuyla davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalar nedeniyle davacının 397.955,00 TL asıl alacak, 95.362,01 TL işlemiş faiz olmak üzere 493.317,01 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2016/26601 E. sayılı dosyasına 397.955,00 TL asıl alacak, 95.362,01 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 493.317,01 TL alacak için yaptığı itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin 6.2 maddesinde, komisyon oranlarında değişiklik yapılabileceği belirtilmiş iken davalı şirket tarafından oranlarla ilgili herhangi bir değişiklik yapılmadığı, bilirkişi raporlarında ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere eski prim sisteminden farklı olarak yeni prim sistemine geçilerek değişiklik yapıldığı, gerçekleştirilen bu değişiklik sözleşmede davalıya tanınan yetki kapsamında olmadığından davalı tarafın sözleşme şartlarına göre prim değişikliğine gittiğine dair savunmasının yerinde görülmediği, tarafların serbest iradesiyle gerçekleştirilen sözleşme hükümlerinin tek taraflı olarak karşı taraf aleyhine değiştirilmesinin kabul edilmeyeceği, taraflar arasında görülen ve kesinleşen dava dosyasındaki alacak dönemi prim değişikliğinden önceki zaman dilimine denk geldiğinden ve ayrıca davalı tarafın sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullanarak prim değişikliği yoluna gitmiş olduğunun kabulünde dahi yine sözleşmenin aynı hükmü gereğince davalı tarafın şekil şartlarına uygun olarak bu hususu davacı tarafa yazılı olarak bildirmediği, aksini ispat edemediği, kesinlemiş mahkeme kararı ile de sübuta erdiğinden davalının aksine iddialarının yerinde görülmediği, bir tarafın ispat hakkını tamamen ortadan kaldıracak şekilde yapılan delil sözleşmelerinin geçersiz olduğu, takip konusu alacak faturaya dayandığından alacağın likit ve taraflarca bilinebilecek nitelikte olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, distribütörlük ilişkisinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.