Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3418 E., 2025/3088 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/3418 E., 2025/3088 K. (05.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3418
Karar No
2025/3088
Karar Tarihi
05.05.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/3418 E. , 2025/3088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1179 Esas, 2024/289 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/246 E. - 2021/160 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının "..." ibaresini markasal olarak kullandığını, markanın maruf ve meşhur hale getirildiğini, ayrıca "..." ibareli muhtelif markaların müvekkilinin iştirakleri olan şirketler adına tescilli olduğunu ve yoğun bir şekilde kullanıldığını, davalı şirketin 2018/85817 sayılı "... HOLDİNG" ibareli marka başvurusunu yaptığını, bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa ticaret unvanı ve markaları ile dava konusu başvurunun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa yol açacağını, dava konusu başvurunun, ticaret unvanı ve markaları ile aynı kuruluşa ait seri markalar olduğu izlenimi yarattığını, davalının, ticaret unvanı ve markasının tanınmışlık düzeyinden haksız ve kanunsuz bir şekilde yararlanma amacı güttüğünü, "... Holding" ibareli başvurunun tescili halinde müvekkilinin ticaret unvanının ve önceki tarihte başvurusu yapılmış markasının fonksiyonlarını yerine getirmesinin son derece zayıflayacağını, davalı ... başvurusunun haksız rekabete de yol açacağını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2020-M-4282 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının itirazına mesnet gösterdiği 2010/38247 sayılı başvurunun tescil işlemlerinin tamamlanmadığını ve markanın hükümden düştüğünü, bu sebeple söz konusu markanın SMK 6/1 maddesi kapsamında dikkate alınamayacağını, bunun dışında kalan davacı iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tüketici nezdinde bilinirliği ve tanınırlığı ile uzun yıllardır faaliyetini sürdürdüğünü, "..." ve "... KİLİT" ibareli markalarının yüksek tanınmışlık düzeyinde olduğunu, davacının ticaret unvanına dayalı iddiasının yerinde bulunmadığını, davacı tarafın tanınmış marka iddiası gerçeği yansıtmadığı gibi somut olayda işaretler arasında iltibas ihtimalinin de mevcut olmadığını, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, müvekkilinin "..." ve "..." esas unsurlu markaların gerçek hak sahibi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının redde gerekçe gösterdiği marka başvurusunun idari aşamada reddedildiği, dolayısıyla hükümden düştüğü, SMK'nın 6/1 maddesine dayalı iddianın bu nedenlerle yerinde olmadığı, davacının dava konusu "... Holding" ibaresini, dava konusu mallar üzerinde Türkiye’de yaygın bir şekilde, aralıksız kullandığını ispatlayamadığı, dolayısıyla eskiye dayalı kullanım itirazının da yerinde olmadığı, dava konusu markanın davacıya ait ticaret unvanının kılavuz unsurunu aynen içerdiği, dava konusu markanın kapsamındaki mallar ile davacıya ait ticaret unvanın kapsamındaki faaliyet alanlarının benzer/ilişkili olduğu, dolayısıyla dava konusu marka ile davacının ticaret unvanı arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, tanınmışlık ve kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2020-M-4282 sayılı kararının davaya konu tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2018/85817 sayılı markanın kapsamında 6. ve 7. sınıfa dahil mallar yer aldığı, davacının ticaret unvanını bu mallar ya da bu mallarla benzer/ilişkili mallar üzerinde kullanmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacı tarafın da aksi yönde bir delili olmadığı, davacı şirket nezdinde hissedar olan iştirak şirketleri üzerinden dava konusu başvuru kapsamında kalan mallarda ticaret unvanının kullanılmış olabileceği belirtilmiş ise de ayrı tüzel kişilikleri olan söz konusu iştirak şirketlerinin, davalı başvurusuna itiraz etmedikleri, dolayısıyla YİDK kararının iptalini talep edemeyecekleri, başvuruya itiraz eden davacı şirketin de, iştirak şirketlerinin ticaret unvanlarına dayalı olarak bir iddia ileri sürmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin ticaret unvanını bu mallar ve benzerleri üzerinde fiilen kullandığını ispat edemediği, ayrı tüzel kişilikleri olan ve dava konusu başvuruya itiraz etmeyen iştirak şirketlerinin, ticaret unvanlarını bu mallar üzerinde kullanıp kullanmamalarının da işbu dava açısından bir etkisinin olmadığı, buna göre SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığından, davacı vekilinin SMK'nın 6/6 maddesi dışında kalan iddialarının ise istinaf incelemesi dışında bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İstinaf mahkemesince, dava konusu 2018/85817 sayılı "... HOLDİNG" ibareli marka başvurusunun kapsamında 6. ve 7. sınıf malların yer aldığı, davacı şirketin ticaret unvanını bu mallar ve benzerleri üzerinde fiilen kullandığını ispat edemediği, ayrı tüzel kişilikleri olan ve dava konusu başvuruya itiraz etmeyen davacı iştirak şirketlerinin, davalı başvurusuna itiraz etmedikleri, dolayısıyla YİDK kararının iptalini talep edemeyecekleri, başvuruya itiraz eden davacı şirketin de, iştirak şirketlerinin ticaret unvanlarına dayalı olarak bir iddia ileri sürmesinin mümkün olmadığı, zikredilen iddiaların işbu dava açısından bir etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı şirketin amaç ve konusunun tadili sonrası tarafların faaliyet alanlarının benzer/ilişkili olduğu, davacı şirketin ticari kayıtları incelenmek suretiyle hazırlanan ve dosyaya sunulan 24.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda da davacının iştiraki olan şirketlerle birlikte ... Grubunu oluşturdukları, "... HOLDİNG" unvanının, ağırlıkla diğer iştirak şirketlerine verilen kurumsal hizmetlerin sağlanmasında kullanıldığı, davacının ticaret unvanını, dava konusu 2018/85817 sayılı markanın kapsamında yer alan 6.ve 7. sınıf mal ve hizmetlerde kullandığının tespit edilemediği, bununla birlikte davacı şirket nezdinde hissedarlık ilişkisi içinde olan ... Grup iştirak şirketlerinden bir kısmı üzerinden dava konusu başvuru kapsamında kalan mallarda kullanmış olabileceğinin tespiti; davacının iştirak şirketleri tarafından ticaret unvanını bu mallar ya da bu mallarla benzer/ilişkili mallar üzerinde kullandığı hususunda delil sunduğu değerlendirildiğinde davalının; davacı şirket ve iştiraki olan tüzel kişilerin dava konusu markanın kapsamındaki mallar ile davacıya ait ticaret unvanın kapsamındaki yine aynı bölümde yer alan faaliyet alanlarının benzer/ilişkili olduğu başka bir ifadeyle sınıfsal benzerliğin olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim tescilli ticaret ünvanı ve işletme adına dayanılarak marka tesciline karşı çıkılması da SMK'nın 6/6 hükmü ile düzenlenmiştir. Buna göre tescil başvurusu yapılan markanın başkasının ismini, ticaret ünvanını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru ret edilir. Somut olayda, davacının ticaret unvanı çekirdek unsurunun tescili istenilen marka ile aynı olduğundan iltibas tehlikesine yol açacak şekilde benzer olmasının yanı sıra davacı şirketin tescil ve ilan edilmiş olan faaliyet alanları ile tescili istenen markanın kapsamının da aynı ve benzer olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi kararı doğru görülmemiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı