Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3216 E., 2025/3341 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/3216 E., 2025/3341 K. (13.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3216
Karar No
2025/3341
Karar Tarihi
13.05.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/3216 E. , 2025/3341 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2229 Esas, 2024/489 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul kısmen ret-esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/498 E., 2021/283 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, duruşma istemi olmaksızın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.05.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1.098.762,17 TL karşılığında dava dışı ... Bankası A.Ş.'nin ... ve ... A.Ş.'den olan alacağını temlik aldığını, temellük edilen alacağın tahsili için takip başlatıldığını, takibe konu borcun ödenmesi amacıyla davalı ile 07.02.2001 tarihli protokol yapıldığını, protokol kapsamında tamamı 07.02.2001 tanzim tarihli olan toplam 1.300.000,00 USD bedelli 13 adet bononun ... tarafından müvekkiline teslim ediliğini, müvekkili Şirket'in 14.09.2001 tarihinde İsviçre'de bulunan ... Holding ile kredi sözleşmesi yaptığını ve protokol ile kendisine verilen bonolardan toplam 1.290.000,00 USD bedelli 11 adedini kullandığı kredinin geri ödemesi amacıyla cirolayarak ... Holding'e verdiğini, ... Şirketi'nin de bu 11 adet bonoyu tahsil cirosu ile ...na verdiğini, bonoların vadesinde ödenmemesi nedeniyle ... tarafından ... aleyhine takibe girişildiğini, davalının iş bu takipten sonra menfi tespit davası açtığını, mahkemece 06.02.2004 tarihinde menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bonoların tahsilini engelleyen tedbir kararı nedeniyle, ... Şirketi'nin tahsilatının 13 yıl geciktiğini, müvekkilinin ... Şirketi'ne faiz ödemek zorunda kaldığını, davanın reddedilmesi neticesinde ... Şirketi'nin takip dosyasında tahsilat yapabildiğini, ancak bu takipte tahsil edilen temerrüt faizi ... Şirketi'nin zararını karşılamadığından, davacının ... ile 06.06.2008 tarihli ek anlaşma yaptığını, bonoların vadesinde ödenmemesi nedeniyle tahakkuk eden 2.440.125,23 USD temerrüt faizinden, icra dosyasında tahsil edilen 777.475,56 USD faizin mahsubu ile 1.662.667,67 USD gecikme faizinin ödenmesi amacıyla davacı tarafından ... Şirketi'ne her biri 55.422,00 USD bedelli 30 adet bono verildiğini, yine davalı tarafından davacıya verilen 31.10.2002 ödeme tarihli 150.000,00 USD bedelli, 29.11.2002 ödeme tarihli 152.881,00 USD bedelli bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açtığını, bu davada da ihtiyati tedbir kararı verildiğini, davacının kendisine verilen bu bonolara güvenerek dava dışı ... Şirketi'nden kullanılan kredinin geri ödenmesi amacıyla 14.09.2001 tanzim 31.10.2002 ödeme tarihli 150.000,00 USD bedelli bono keşide ederek verdiğini, bunu davalının kendisine verdiği aynı tarihli bononun zamanında ödeneceğine güvenerek yaptığını, davalının bonoları ödemediği gibi menfi tespit davası açtığını ve tedbir kararı aldığını, yapılan yargılama sonucunda davanın redddedildiğini, davanın reddinin ardından kendilerince anılan bonoların ilamsız takibe konulduğunu, davalının bu takibe itiraz ettiğini, itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın asıl alacak yönünden tamamen, faiz yönünden kısmen kabul edildiğini, devam edilen takip sonucu 250.955,40 TL asıl alacak, 20.282,62 TL takip öncesi faiz ve 158.014,24 TL takip sonrası faiz tahsil edildiğini, tahsil tarihinde bu tutarların USD cinsinden karşılığının 146.445,49 USD olduğunu, bu tutarın da ... Şirketi'ne verildiğini, ancak davacının takip konusu bonoya güvenerek dava dışı ... Şirketi'ne keşide ederek verdiği 150.000,00 USD'lik bononun ödenemediğini, bu nedenle davacının dava dışı ... Şirketi ile 22.10.2015 tarihli borç tasfiye sözleşmesi yaptığını ve 280.272,80 USD gecikme faizinin ödenmesi amacıyla ... Şirketi'ne 6 ayrı bono verildiğini, yine davalı tarafından davacıya verilen tanzim tarihi olmayan, 30.09.2002 vadeli 150.000,00 USD bedelli bir bono bulunduğunu, davacının bu bonoya dayalı olarak davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, bu takibe davalının itiraz ettiğini, itiraz üzerine davalı aleyhine itirazın iptali davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda davanın kabul edildiğini, kararın akabinde takibe devam edilerek, 249.955,40 TL ana para ve 102.524,14 TL faiz tahsil edildiğini, tahsil edilen tutarın tahsil tarihindeki USD karşılığının 125.903,03 USD olduğunu, bu paranın da ... Şirketi'ne ödendiğini, zira davacının davalı tarafından kendisine verilen bononun zamanında ödeneceğine güvenerek dava dışı ... Şirketi'ne kendi kredi borcuna istinaden 14.09.2009 tanzim 30.09.2002 ödeme tarihli 150.000,00 USD bedelli bono verdiğini, ancak bu tutar gecikme faizini karşılamadığından ... Şirketi ile 04.08.2015 tarihli borç tasfiye sözleşmesi yapıldığını ve dava dışı Şirket'in bu ödeme ile karşılanmayan 298.337,43 USD zararının ödenmesi amacıyla dava dışı Şirkete 6 ayrı bono verildiğini, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin (2004/92 eski esas) 2010/151 E. sayılı davasında ... Şirketi adına hukuki yardım için avukata ödenen 100.000,00 TL'nin, aynı bonolara dayalı olarak davalının İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nde yaptığı itiraz nedeniyle ... Şirketi tarafından kendi avukatına ödenen ve sonradan davacıdan rücuen tahsil edilen 75.000,00 USD'nin (şimdilik 10.000,00 USD), davacının bonoların geç ödenmesi nedeniyle, ... Şirketi ile aralarındaki kredi sözleşmesine istinaden dava dışı Şirkete verdiği ve aşkın zarar mahiyetindeki toplam 1.662.667,67 USD bedelli bonoların bedelinin (şimdilik 120.000,00 USD) ve 50.000,00 TL manevi tazminatın; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/511 E. sayılı davasında hukuki yardım için avukata ödenen 40.000,00 TL'nin (şimdilik 10.000,00 TL), ... Şirketi ile aralarındaki kredi sözleşmesine istinaden dava dışı Şirkete verdiği ve aşkın zarar mahiyetindeki toplam 280.272,80 USD bedelli bonoların bedelinin (şimdilik 150.000,00 USD) ve 10.000,00 TL manevi tazminatın; Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2013/98 E. sayılı davasında hukuki yardım için avukata ödenen 40.000,00 TL (şimdilik 10.000,00 TL) ve ... Şirketi ile aralarındaki kredi sözleşmesine istinaden dava dışı Şirkete verdiği ve aşkın zarar mahiyetindeki toplam 298.337,43 USD bedelli bonoların bedelinin (şimdilik 15.000,00 USD) dava tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep etmiş, 28.12.2017 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu ıslah etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının zarar iddialarının asılsız olduğunu, müvekkiline yüklenebilecek bir kusur olmadığı gibi illiyet bağının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının üç ayrı tazminat istemi bulunduğu, bunlardan birincisi, 07.02.2001 tarihli protokol kapsamında davalıdan alınan bonolardan 1.290.000,00 USD bedelli 11 adedinin kullanılan kredinin geri ödenmesi amacıyla bankaya ciro edildiği, ancak bonoların vadesinde ödenmediği, bonolara dayalı olarak başlatılan takibe karşı menfi tespit davası açıldığı ve tedbir kararı verildiği, menfi tespit isteminin reddedildiği, bu bonoların esasen yapılan protokol ile davalının kefaletten doğan borcunun ödenmesi amacıyla keşide edildiği, burada ifa amacıyla edimin söz konusu olduğu, kefalet sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle çoktan dolduğu ve kefalet sona erdiği gerekçesiyle bu talebin reddine; ikinci olarak, davacının, davalı tarafından verilen 31.10.2002 ödeme tarihli 150.000,00 USD bedelli bononun zamanında ödeneceğine güvenerek, dava dışı ... Şirketi'ne 150.000,00 USD bedelli bir bono verdiği, davalı tarafından, 150.000,00 USD bedelli bono nedeniyle menfi tespit davası açıldığı, bu dava reddedilince, anılan bonoya dayalı olarak başaltılan takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığı, davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kısmi tahsilat yapıldığı, bu tahsilatın geç yapılmasından ötürü, davacının da ... Şirketi'ne verdiği bonoyu vaktinde ödeyemediği, ... Şirketi ile borç tasfiyesi anlaşması yapıldığı, gecikme faizi için ... Şirketi'ne 6 ayrı bono verdiği, avukatlarına 40.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, bunların munzam zarar olduğunu iddia ettiği, temerrüde düşmekte kusurlu olan davalıdan talep edebileceği ve temerrüt nedeniyle oluşmuş munzam zararını ispatla yükümlü olduğu, davacının talep edebileceği bakiye munzam zararın 24.498,42 USD olduğu gerekçesiyle talebinin kısmen kabulü ile 24.498,42 USD maddi tazminatın dava tarihinden itibaren devlet bankalarının bir yıllık USD cinsinden mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla maddi tazminat taleplerinin ve manevi tazminat talebinin reddine; üçüncü olarak, davalı tarafından davacıya verilen 30.09.2002 ödeme tarihli 150.000,00 USD bedelli bononun zamanında ödeneceğine güvenerek, ... Şirketi'ne 150.000,00 USD bedelli bir bono verdiği, davalı aleyhine ilamsız takip başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine itirazın iptali davası açıldığı, yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, kısmi tahsilat yapıldığı, bu tahsilatın geç yapılmasından ötürü, kendisinin de ... Şirketi'ne verdiği bonoyu vaktinde ödeyemediğini, bu tahsilatın geç yapılmasından ötürü, davacının da ... Şirketi'ne verdiği bonoyu vaktinde ödeyemediği, ... Şirketi ile borç tasfiyesi anlaşması yapıldığı, gecikme faizi için ... Şirketi'ne 6 ayrı bono verdiği, bunların munzam zarar olduğunu iddia ettiği, temerrüde düşmekte kusurlu olan davalıdan talep edebileceği ve temerrüt nedeniyle oluşmuş munzam zararını ispatla yükümlü olduğu gerekçesiyle talebin kısmen kabulü ile 29.234,82 USD maddi tazminatın dava tarihinden itibaren devlet bankalarının bir yıllık USD cinsinden mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, munzam zararın tespiti ve tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava, munzam zararın tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup, davacı taraf, davalıdan aldığı çok sayıda bonoyu başka bir kredi kuruluşundan kredi kullanırken cirolayarak verdiğini, yine davalıdan aldığı başka bonolarla aynı tarih ve tutarlı bonolar keşide ederek kredi kuruluşuna verdiğini, ancak davalı tarafça vadesinde ödeme yapılmadığı ve menfi tespit davaları açılarak ödemelerin sürüncemede bırakılması nedeniyle, kredi kuruluşuna faiz ödemek zorunda kaldığı gibi ticari itibarının da zedelendiğini, aynı zamanda açılan davalarda kendisini vekille temsil ettirmek zorunda kaldığını, davalının menfi tespit iddialarının reddedilmesi üzerine icra takip dosyalarında kısmen tahsilatlar yapılmış ise de zararının daha fazla olduğunu iddia etmektedir. Uyuşmazlığın temelini oluşturan munzam zararın düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122. maddesi“Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Munzam zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda munzam zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Munzam zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, munzam zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Munzam zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle munzam zararın varlığından söz edilemez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır. Munzam zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira munzam zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın munzam zarardan sorumludur. Munzam zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının munzam zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın munzam zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür. Somut olaya baktığımızda; davacının ... Bankası'ndan temlik aldığı bir alacak mevcut olup, davalı bu alacağın kefili konumunda bulunmaktadır. 07.02.2001 tarihli protokol ile davalı, davacıya kefalet borcu için çok sayıda bono vermiştir. Davacı, başka bir kredi kuruluşundan kredi kullanmış ve bu bonoları cirolayarak kredi kuruluşuna vermiştir. Bonolar zamanında ödenmeyince keşideci davalıya takip yapılmış ise de davalı menfi tespit davası açmış, tedbir kararı almıştır. Bu süreçte davacı geciken ödemeler nedeniyle temerrüt faizi ve gecikme faizi ödemek zorunda kalmıştır. Davacının, zarar iddialarına ilişkin olarak mahkemece, kefalet hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği, TBK'nın 598/3 hükmü uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davacının talep hakkının sona erdiği gerekçesiyle bu talebin reddine karar vermiş ise de, temeldeki borç ilişkisinin esasen kefaletten kaynaklanmadığı, davacının temlik aldığı alacağın, davalı tarafından keşide edilen bonolarla ödenmesi için ayrıca bir protokol düzenlendiği anlaşılmakla, mahkemenin ret gerekçesinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Yine, davacı, davalıdan aldığı 150.000,00 USD bedelli iki ayrı bonoyla aynı vade ve aynı bedelli iki ayrı bono keşide ederek kredi kuruluşuna verdiğini, ancak davalı tarafça bonoların ödenmemesi üzerine kendisinin de bankaya keşide ettiği bonoları ödeyemediğini, davalının menfi tespit davası açıp tedbir kararı aldığını, davanın reddedilmesi üzerine icra takibi başlattığını, bu kez de itiraz üzerine itirazın iptali davası açtığını, bu süreçte bankaya gecikme faizi ödemek zorunda kaldığını, doğan zararından davalının sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece, davacının zararından davalının sorumlu olduğu, ancak davacının USD cinsinden alacaklı iken icra takiplerini TL üzerinden başlattığını ve bu nedenle kur farkından doğan zarardan davalının sorumlu olmayacağı gerekçesiyle icra takip dosyalarında tahsil edilen tutarların mahsubu ile bakiye munzam zararın tespiti ve tahsiline karar verilmiştir. Davacı, yargılama sürecinde zarar iddialarını ifade etmiş ise de, bu zararları ispat etmesi gerektiği gibi zararların davalının temerrüdü nedeniyle gerçekleştiğini ve davalının temerrüde düşmesi ile zarar arasındaki illiyet bağını da ispatla yükümlüdür. Davacı, davalıdan aldığı bonolara güvenerek kredi kullanmış, bu bonoları cirolayarak bankaya vermiş, yahut davalıdan aldığı bonolarla aynı vade tarihli ve aynı bedelli bonolar keşide ederek bankaya vermiş ve davalının ödeme yapmaması nedeniyle kredi ödemelerinde temerrüde düşmüştür. Ancak, somut olayda, davacının zararının yalnızca ve tümüyle davalının bono bedellerini vadesinde ödememe eylemine bağlanabilmesi mümkün değildir. Davacının, basiretli bir tacir olarak, sadece davalıdan aldığı bonoları teminat göstererek, yahut davalıdan yapacağı tahsilata güvenerek aynı vade tarihli ve aynı bedelli bonolar keşide ederek bankaya vermesi, doğan zararlardan da davalının sorumlu olacağı anlamına gelmediği gibi zarar ile kusur arasındaki illiyet bağının kurulması için de yeterli değildir. Bu durumda, mahkemece, davacının, tüm zarar iddialarının davalının temerrüdü nedeniyle gerçekleştiğini ve zarar ile davalının temerrüdü arasındaki illiyet bağını ispat edemediği, munzam zarar talep edebilmesinin koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeler ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma sebebine göre davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı