Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/2327 E., 2025/1072 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2327 E., 2025/1072 K. (19.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2327
Karar No
2025/1072
Karar Tarihi
19.02.2025
Konu
Tapu

11. Hukuk Dairesi 2024/2327 E. , 2025/1072 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1535 Esas, 2023/2114 Karar HÜKÜM : Ret SAYISI : 2020/238 E., 2021/127 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve devreden davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Dört Kurt Tarım ve Hayvancılık İşletmemeleri San. ve Tic. A.Ş.'nin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, 06.12.2013 tarihli genel kurul toplantısında Şirket ortaklarından 'nın yönetim kurulu başkanı, 'ın ise yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçildiğini, şirketin üç ortağının birlikte atacakları imza ile müştereken temsil edileceğini kararlaştırdıklarını, 200.000,00 TL'yi aşmayan işlerde ın yetkilendirildiğini, davacının yurt dışında olmasını fırsat bilerek diğer iki ortağın 7 Mart 2014 tarih ve 2014/1 sayılı yönetim kurulu tutanağını davacının imzasını taklit ederek düzenlendiklerini ve aldıkları kararla davacı dışındaki ortakların münferit imza yetkilisi konumuna getirildiklerini, usul ve yasaya aykırı ve yok hükmünde yönetim kurulu kararı ile ilgili Saray Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/656 E. sayılı dava açtıklarını, şirkete ait taşınmazların ise 17.12.2015 tarihinde davalı ...'e satıldığını tespit ettiklerini, bu nedenle davalıya yapılan satış işlemlerinin geçersizliğini ve muvazza nedeni ile tapunun iptali ve şirket adına tescilini talep etmek gerektiğini, davacının tek başına bu davayı açmaya hakkının olduğunu, davalı ile diğer ortaklar arasında muvazaalı işler olduğunu, taşınmazların devrinin olduğundan çok düşük bir bedel karşılığında yapıldığını, şirketin ve diğer ortakların mal varlığı üzerinde haciz kaydı olduğunu, davalının bu durumu bildiğini, davalının taşınmazları hacizli olarak devraldığını, hacizlerin kalkması için davalının icra dosyasına ödeme yapmadığını, diğer ortaklara ödeme yaptığını, diğer ortakların da bankalarla anlaşarak hacizleri kaldırdıklarını, normal olmayan bu güven ilişkisinin muvazaayı ortaya koyduğunu, diğer ortakların davalı ile muvazaalı biçimde davacıdan mal kaçırdığını, davalı ve diğer ortaklar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, yok hükmünde olan yönetim kurul kararını şirketin iradesini yansıtmadığından yapılan işlemlerin de geçersiz olduğunu ileri sürerek taşınmazlara ilişkin tapu kaydının iptali ile şirkete tescilini talep etmiştir. Yargılama sırasında taşınmazların bu kez diğer davalı ... 'ye devir ve tescil edildiği tespit edilmiş, davacı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125/1-a hükmü uyarınca yeni malike karşı davaya devam edeceğini beyan etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazları davalı şirketten satın aldığını, taşınmazların rayiç bedelinin davalı şirkete ödendiğini, davacı ile diğer ortaklar arasındaki uyuşmazlığın kendisini ilgilendirmediğini, taşınmazları hacizli olarak devralmış olmasının, muvazaa iddiası ile bağlantısı bulunamayacağını, blakis taşınmazların durumunu bilerek satın alındığını göstereceğini, tescilin yolsuz olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; diğer davalı ile dava dışı şirket arasındaki devrin geçerli olduğunu, kendisinin tapuda bedel düşük görünse de dava konusu taşınmazları tapuda malik görünen diğer davalıdan 15.03.2016 tarihli protokol ile 900.000,00 TL karşılığında devraldığını, 50.000,00 TL'sının peşin ödendiğini, kalan 850.000,00 TL için diğer davalıya 9 adet senet düzenlenerek verildiğini, kendisinin tapu siciline güvenerek taşınmazları iyiniyetle satın alan üçüncü kişi olduğunu, kaldı ki tasarrufun iptali davaları bakımından da iyiniyetli dördüncü kişi sayılan kendisine dava yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dayanak yönetim kurulu kararının geçersiz olması nedeniyle ... adına tapudaki tescilin yolsuz olduğu, davalı ... ile davalı ... arasındaki ikinci satışlara ilişkin tapudaki satış bedelleri ile taşınmazların rayiç değerleri arasında fahiş fark bulunduğu, bu farkın muvazaanın varlığına ilişkin karine teşkil ettiği, davalıların aksini ispatlayamadığı, davalı ... tarafından sunulan 15.03.2016 tarihli belgenin her zaman düzenlenebilecek bir belge olduğu gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalı ... hakkındaki davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile dava dışı şirket adına tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in yargılama sırasında dava konusu taşınmazları devretmiş olması ve davacının davasını yeni malike karşı sürdüreceğini beyan etmiş olması karşısında, HMK'nın 125/1-a hükmü uyarınca, dava konusunu devreden davalı ...'ın taraf sıfatının sona erdiği, bu davalının yerine 'in geçtiği nazara alınmaksızın, ... hakkında hüküm tesis edilmesinin yerinde olmadığı, somut olayda ikinci satışın muvazaalı olup olmadığı değil, adına olan tescilin yolsuz olduğunu bilip bilmediği veya kendisinden makul bir insana göre göstermesi beklenen özeni gösterseydi bunu bilebilecek durumda olup olmadığının incelenmesi gerektiği, dava konu taşınmazlarıne 18.03.2016 tarihinde satılıp devredildikleri, işbu davada mahkemece taşınmazlar üzerine bu ikinci satışın gerçekleşmesinden sonra 25.03.2016 tarihinde tedbir konulduğu, öncesinde konulmuş bir çekişme şerhi de bulunmadığı, yine ikinci satış tarihinde taşınmazlar üzerinde ipotek kaydı dahi bulunmadığı, davacının iddia ettiğinin aksine, davalı ... ile davalı ...'in hemşehri olmalarının ve ikisinin de Bursa ilinin Nilüfer ilçesinde yaşıyor olmalarının, davalı ...'in, adına olan tescilin yolsuz olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiğini ispata yeterli olmadığı, kaldı ki ikinci satışın gerçekleştiği 18.03.2016 tarihi itibariyle, Hakan adına yapılan tescilin dayanağı tasarruf işlemini gerçekleştiren n, bu işlemi yapmaya yetkili olup olmadığının dahi belli olmadığı, zira delil olarak dayanılan ve Saray Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/656 E. sayılı dosyasına konu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, hem ilk hem de ikinci satıştan çok sonra 23.02.2018 tarihinde karar verildiği, ikinci satışa ilişkin tapudaki resmi satış bedelleri ile rayiç bedel arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesine dayalı olarak, ikinci satışın muvazaalı olduğunu, davalı ...'in iyi niyetli olmadığını kabul etmesi ve bu davalı yönünden davanın kabulüne karar vermesinin isabetsiz olduğu, davalı ... 'nin buna yönelik istinaf sebebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, devreden davalı ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkından davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve devreden davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava; davacının ortağı olduğu dava dışı şirkete ait ve muvazaalı devredildiği iddia olunan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile dava dışı şirket adına tescili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve devreden davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ve davalı ...'e ayrı ayrı yükletilmesine, 19.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2f6c2c34bab834f2 f71315ad61d4f81c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı