Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/2126 E., 2025/1083 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2126 E., 2025/1083 K. (19.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2126
Karar No
2025/1083
Karar Tarihi
19.02.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/2126 E. , 2025/1083 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1446 Esas, 2024/168 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kilis 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/191 E., 2022/276 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 1.930.000,00 TL bedelli, lehtarı ..., keşidecisi ... olan bonodan dolayı müvekkiline ihtarname tebliğ edildiğini, müvekkilinin bu senetten ya da başka bir sebepten dolayı davalıya bir borcunun bulunmadığını, keşideci ... tarafından böyle bir senedin müvekkiline verilmediğini, müvekkilinin de cirolamadığını, davalının sahte bir senet düzenleyerek ...'ı borçlu gösterdiğini, senedin arkasına hile ile müvekkiline imza attırıldığını, senet suretindeki imzanın incelenmesinde imzanın sol alt kısmının olmadığının ve imzanın yarım kaldığının görüldüğünü, konu ile ilgili olarak Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek söz konusu bono nedeniyle müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu senedin hamili olduğunu, davacının müvekkiline olan borcuna karşılık söz konusu bonoyu cirolayıp teslim ettiğini, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddialarını müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini, bononun bağımsız borç ikrarını içerdiğini savunarak davanın reddine, %40'ı oranında tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının katıldığı duruşmada davacıya borç para verdiğini beyan ettiği, senette malen veya nakten bedel kaydının bulunmadığı, talil söz konusu olmadığından davalı beyanlarının sonucu etkilemediği, taraflar arasında şirket devri, asıl işveren-taşeron ilişkisi, araç satışı vb. gibi ticari ilişkilerin de bulunduğu, davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının bonodaki cirosunun hile yolu ile alındığı ve sahtelik ile bedelsizlik iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, 03.07.2020 tarihli ara kararla icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar durdurulduğu, 03.07.2020 tarihli müzekkere ile anılan kararın infazı için icra müdürlüğüne yazı yazıldığı, tedbir kararının fiilen infaz edildiği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 72/4 hükmünde tedbir infaz edilmişse ve dava alacaklı lehine sonuçlanmış ise, tazminata re'sen hükmedileceğinin düzenlendiği, Mahkemece re'sen davalı alacaklı lehine %20 tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı biçimde reddinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine, davalı lehine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı