Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/2050 E., 2025/2269 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2050 E., 2025/2269 K. (09.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2050
Karar No
2025/2269
Karar Tarihi
09.04.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/2050 E. , 2025/2269 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.04.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davacı/karşı davada davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; taraf şirketler arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin sözleşmeyi süresinden önce haksız olarak feshettiğini, sözleşmeye göre davacının mahrum kaldığı kârı ödemek zorunda olduğunu, davalı gerçek kişinin de sözleşmede kefil olduğu ileri sürerek ıslah dilekçesi ile sonuç olarak 338.103,94 TL'nin davalı gerçek kişinin sorumluluğunun 200.000,00 USD ile sınırlı olmak üzere davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Karşı davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin karşı davacıya bir borcunun bulunmadığını savunarak karşı davanın reddini istemiştir.

II. CEVAP - KARŞI DAVA Davalılar vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davada, karşı davalının davacı şirkete prim borcu ve madeni yağ satışından kaynaklı borcu bulunduğunu ileri sürerek 138.000,00 TL'nin karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

III. BİRLEŞEN DAVA Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; taraflar arasındaki bayilik sözleşmeleri kapsamında davacı tarafından davalıya 2 adet teminat mektubu ve 2 adet boş çekin teminat olarak verildiğini, sözleşmeler kapsamında davacı bayinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, teminat mektuplarından 200.000,00 TL miktarlı olanın davalı tarafından haksız olarak paraya çevrildiğini ileri sürerek 200.000,00 TL teminat mektubu bedelinin davalıdan tahsiline, 300.000,00 TL miktarlı teminat mektubunun hükümsüzlüğüne ve davacıya iadesine, 2 adet boş çekin davacıya iadesine karar verilmesini istemiştir.

IV. BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacı bayinin sözleşmeler kapsamında borçlarının devam ettiğini ve 5 yıllık sözleşmenin taraflar arasında halen yürürlükte olduğunu savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.

V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada bayilik sözleşmesinin davalı bayi tarafından haksız olarak feshedildiği ve davacının kâr kaybına uğradığı, davacı tarafından kar kaybının bir kısmının teminat mektubunun nakde çevrilerek tahsil edildiği, karşı davada karşı davacının prim alacağı ve madeni yağ satışından kaynaklı alacağı bulunduğu, birleşen davada taraflar arasındaki 5 yıllık sözleşme devam ettiğinden teminat mektuplarının ve çeklerin iadesi koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 138.103,94 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi işletilerek davalılardan tahsiline, 200.000,00 TL için dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, karşı davada 138.000,00 TL'nin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

VI. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacının benzer sözleşme imzalayabileceği süreye göre hesap yapılması gerekirken benzer sözleşme imzaladığı tarihin esas alınarak değerlendirme yapılmasının hatalı olduğu, karşı davada talepten fazlasına karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı, birleşen davada taraflar arasında iki sözleşme bulunduğu, 200.000,00 TL'lik teminat mektubunun davadan sonra kâr kaybına ilişkin alacak nedeniyle nakde çevrildiği, davalı ...Ş.'nin bu miktardan daha az kâr kaybı alacağı bulunduğundan fazla tahsil edilen kısmın iadesinin gerektiği, 5 yıllık sözleşme devam ettiğinden 300.000,00 TL miktarlı teminat mektubunun iadesi şartlarının bulunmadığı, iki sözleşme kapsamında iki çek verildiği ve sözleşmelerden biri feshedildiği için çeklerden birinin iadesi şartlarının bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, asıl davanın kısmen konusu kalmadığından (hesaplanan 98.365,86 TL kâr kaybı ve bu miktara dava tarihinden tazmin tarihine kadar işleyen avans faizi) bir karar verilmesine yer olmadığına, yerinde olmayan fazla istemin reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 58.162,22 TL prim alacağı ve 13.000,00 TL zararın tazmini tutarı olmak üzere toplam 71.162,22 TL'nin karşı davalıdan tahsiliyle karşı davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, tazmin edilen 200.000,00 TL bedelli teminat mektubu bedelinden davacıya iadesi gereken 82.543,75 TL'nin 02.02.2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, 300.000,00 TL teminat mektubuna yönelik davanın reddine, davacı tarafından davalıya verilen ... Bankası Bursa Ticari Şubesinin 3052483 ve 3052484 nolu boş çeklerden herhangi birinin teminat vasfının sona erdiğinin tespitine ve çeklerden herhangi birinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bir çek bakımından fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davalılar, karşı davada ve birleşen davada davacı vekili tarafından, katılma yoluyla da asıl davada davacı, karşı ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

VII. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklı mahrum kalınan kara ilişkin alacak, karşı dava bayilik sözleşmesi kapsamında ödenmeyen prim alacağı ve madeni yağ satışından kaynaklı alacak, birleşen dava ise bayilik sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektuplarının ve çeklerin iadesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Asıl dava, karşı dava ve birleşen dava birlikte görülmüş ise de her biri bağımsız dava olduğundan kesinlik sınırının değerlendirilmesinde de davaları ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Asıl davada davacı vekili 338.103,94 TL kâr mahrumiyeti alacağı talep etmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının toplamda 117.456,25 TL kâr mahrumiyeti alacağı olduğuna hükmedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinde kabul edilen miktar 117.456,25 TL olduğundan bu miktar davalılar açısından karar tarihindeki 238.730,00 TL olan temyiz sınırının altında kalmaktadır. Asıl davada davacı vekili kararı süresinde temyiz etmemiş, davalıların temyizi üzerine katılma yoluyla kararı temyiz etmiştir. Asıl davada davalılar için kesin olan karar, katılma yoluyla temyizi davalıların temyizine bağlı olan davacı açısından da kesin olduğundan asıl dava açısından taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Karşı davada davacı vekili netice olarak 138.000,00 TL alacak talep etmiş Bölge Adliye Mahkemesince de karşı davanın 71.162,22 TL olarak kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karşı davada kabul edilen ve reddedilen miktar 238.730,00 TL'nin altında kaldığından taraflar açısından kesin olup karşı davaya yönelik temyiz dilekçelerinin de miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre birleşen davada taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3.HMK'nın 297/2 hükmü "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklindedir. Anılan düzenlemede yer verildiği üzere hüküm açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde olmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince davaya konu iki adet çekten "herhangi birinin" teminat vasfı yitirdiğinin tespitine ve "herhangi birinin" davacıya iadesine karar verilmiş olup bu şekilde karar verilmesi anılan yasal düzenlemeye aykırı, şüpheli ve tereddüte sebep olabilecek nitelikte olup bu husus temyiz sebebi olarak ileri sürülmese de itirazda tereddüt olması sebebiyle re'sen bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VIII.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin asıl ve karşı davaya yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bent uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin 3. paragrafından yer alan "Davacı tarafından davalıya verilen ...Bankası Bursa Ticari Şubesinin ... ve .. nolu boş çeklerden herhangi birinin teminat vasfının sona erdiğinin tespitine ve çeklerden herhangi birinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bir çek bakımından fazla istemin reddine," ibaresinin çıkartılarak yerine "Davacı tarafından davalıya verilen ...Bankası Bursa Ticari Şubesinin 3052483 numaralı çekin teminat vasfının sona erdiğinin tespitine ve bu çekin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer çek bakımından talebin reddine," ibaresinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin birleşen dava yönünden davalıya yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde birleşen dava yönünden davacıya iadesine, 09.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 991b261560205962 b0ebd9cab51464c4

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı