11. Hukuk Dairesi 2024/1783 E. , 2025/552 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2399 Esas, 2024/74 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/646 E., 2020/97 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA 1.Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette uzun yıllar genel müdür olarak çalıştığını, 2016 yılında sorunlu bir şekilde şirketten ayrıldığını, işten çıkınca şirkete zarar vermek için her türlü yasadışı yola başvurduğunu, şirketle çalışırken de şirket aleyhine yasadışı işlerin içinde olduğunu, devam eden davalarda bilirkişi raporları ile bu durumun tespit edildiğini, işten ayrıldıktan sonra da kötüniyetli olarak "akademimetalurji" markasını kendi adına tescil ettirmiş olduğunu, ancak itiraz süresi dolduğu için huzurdaki davayı açtıklarını ileri sürerek davalı adına tescilli 2017/40017 tescil numaralı "akademimetalurji" markasının hükümsüzlüğüyle sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı karşı davacı karşı dava dilekçesinde; davacı/karşı davalının, müvekkilinin gerçek hak sahibi olarak adına tescil ettirdiği akademi metalürji markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer "..." markasını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2017/24860 ve 2017/25258 başvuru numaraları ile tescil ettirdiğini, "akademi metalürji" markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ayrıca davalı/karşı davacı müvekkilinin, uzun yıllardır kullandığı www.akedemimetalurji.com adresinin gerçek hak sahibi olduğunu, dolayısıyla tüm hususları bilen davacı/karşı davalının söz konusu markayı kendi adına kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin markasıyla, davacı/karşı davalının markasını ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ileri sürerek 2017/24860 ve 2017/25258 başvuru nolu "..." markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin iş akdini haklı sebeple feshettiğini, bundan sonra davacı tarafından müvekkiline karşı gerçeğe aykırı bildirimlerle davalar ikame edildiğini, www.... adresinin ücretlerinin davacı tarafından ödenerek müvekkili adına alındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, nitekim müvekkilinin davalı şirkette iddia edildiği gibi mesul müdür olarak çalıştırılmadığını, dolayısıyla davalı müvekkilinin davacı şirket adına web sitesi alma yetkisi bulunmadığını, davacının iddia ettiğinin tam aksine davalı vekilinin söz konusu sitenin domain ve hosting ücretlerini bizzat kendi cebinden ödeyerek 2009 yılında kendi adına aldığını ve bu zamana kadar kullandığını, davacı tarafın benzer bir web sitesini kendisi adına tescil ettirmiş olmasına rağmen; müvekkilinin kendi adına tescil ettirdiği web sitesi adresinin kendisine ait olduğu iddiasının kötüniyet göstergesi olduğunu, müvekkilinin söz konusu markayı uzun yıllardır kullandığını bu kullanımının davacı tarafından da bilindiğini, davacının müvekkili ile çalışmasının asıl sebeplerinden birinin de müvekkilinin belirtilen markanın gerçek hak sahibi olduğunu, keza davacının bu hususta müvekkilinin marka hakkından da istifade etmek istediğini ve bu sebeple müvekkili ile bir süre çalıştığını, ancak daha sonra davacı tarafın kötüniyetli davranarak müvekkiline ait olan markanın kendisine ait olduğu iddialarında bulunduğunu, bu durumdan rahatsız olan müvekkilinin söz konusu markanın gerçek hak sahibi olarak "..." markasını adına tescil ettirdiğini, yine bununla beraber davacı tarafın her ne kadar ticaret unvanının çekirdek kısmında davaya konu markayı unvanı olarak kullanmakta ise de, bu davacının söz konusu marka üzerinde hak sahibi olduğu anlamına gelmediğini, nitekim davacı tarafın tacir olup basiretli davranma yükümlülüğüne sahip olması gerektiğini, tacir olan davacının söz konusu markayı yıllardır adına tescil ettirmemesinin nedeninin davalı müvekkilinin söz konusu markanın gerçek hak sahibi olduğunun bilinmesi olduğunu, ayrıca davacı tarafın, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markayı da ticari işletmesinde marka olarak hiçbir zaman kullanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davacı karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; davacı müvekkilinin "... " ticari unvanını 2001 yılından bu yana ısıl işlem, dökme demir, paslanmaz çelik, gaz nitrasyonu gibi alanlarda kullandığını, müvekkili şirketin unvanının çekirdek unsurunu oluşturan "akademi metalürji" markasının faturalarında, vergi levhalarında da kullandığını, davalı tarafın markanın gerçek hak sahibiymiş gibi hareket etmesinin tamamen aldatmaca olduğunu, davalı tarafın müvekkili şirkette mesul müdür olarak çalışmadığı iddialarının yanlış olduğunu, ayrıca müvekkili şirket adına alması gereken ... internet sitesini, yetkilerini kötüye kullanarak 2009 yılında kendi adına aldığını, hosting hizmeti faturalarının da müvekkile kesildiğini, müvekkilinin bilişim uzmanı olmadığından davalı yanın hilesini anlayamadığını, www.... internet sitesini sitenin kendisine ait olduğu düşüncesi ile yıllarca kullandığını, ta ki davalı yanın işten kaçıp şifreleri müvekkiline vermeyince bu durumun ortaya çıktığını, davalı yanın 2009 yılında www.... internet sitesini ... firmasından kendi adına almış gibi göstermişse de, o tarihte müvekkil şirkette çalıştığını ve ... firması olan ... şirketine ödemeleri yıllardır müvekkili şirketin yaptığını, davalı yanın www.... internet sitesini ve "akademimetalurji" markasını kendisine aitmiş gibi lanse etmeye çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-karşı davacının 2017 40017 numaralı “AKADEMİMETALURJİ” markasının 06,42. sınıflarda tescilli olduğu, tescil başvuru tarihinin 02.05.2017, tescil tarihinin ise 07.11.2017 olduğu, davacı-karşı davalı şirketin ticaret sicile 28.12.2001 tarihinde tescil edildiği, davalı-karşı davacının şirketin eski yetkililerinden biri olduğu, davacı-karşı davalının davaya konu olmayan 2017 07554 numaralı “... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKET+Şekil” markasının 40. sınıfta tescilli olduğu, başvuru tarihinin 27.01.2017, tescil tarihinin ise 14.02.2018 olduğu, 2017/24860 numaralı “...” markası için 40. sınıfta tescili için 20.03.2017 tarihinde başvuru yapıldığı, henüz henüz tescili edilmediği, 2017 25258 numaralı “...” markasının 40. sınıfta tescilli olduğu, başvuru tarihinin 21.03.2017 tescil tarihinin ise 02.11.2017 olduğu, davalı-karşı davacıya ait www.... alan adının 27.05.2009 tarihinde davacı-karşı davalıya ait www.....tr alan adının 13.01.2017 tarihinde tahsis edildiği, davacı-karşı davalı şirketin 2001 yılından itibaren "..." markasını şirketin faaliyet alanında yer alan işlerde yoğun bir şekilde marka olarak kullandığı, yine 2001 yılından bu yana ticaret unvanının çekirdek unsuru olarak tescil ettirdiği ve kullandığı, davalı karşı davacıdan daha önce 21.03.2017 tarihinde 2017 25258 numaralı “...” markasının 40. sınıfta tescili için başvuru yaptığı, markasının 02.11.2017 tarihinde tescil edildiği, davalı-karşı davacının marka başvuru tarihinin 02.05.2017 olduğu, her iki taraf markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu ve her iki markada birebir yer aldığı, markaların hitap ettiği ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırlması veya aralarında bağlantı kurulması ihtimalinin mevcut olduğu, davacı-karşı davalının markayı tescil ettirmeden önce de şirketin ticaret sicilinde kayıtlı faaliyet alanında yoğun bir şekilde kullanmakla bilinirlik kazandırdığı, bu nedenle davacı-karşı davalının markasının ve davalı-karşı davacının markasının tescilli oldukları ortak mal ve hizmetler ile davacı-karşı davalının tescilsiz olarak markayı kullandığı ortak mal ve hizmetler olan "Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri" için davalı-karşı davacının markasıyla ilgili 6765 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1, 6/3 ve 6/6. maddelerindeki hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, davalı-karşı davacı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacı şirket nezdinde çalıştığının kabul edildiği, davalı-karşı davacı ...'ün davacı-karşı şirket bünyesinde çalışırken işten ayrıldıktan sonra, yüksek derecede ayırt edici niteliğe sahip ve davacı-karşı davalı şirketin 28.12.2001 yılından bu yana kullandığı ticaret unvanının çekirdek unsurunu oluşturan markasını, üstelik de davacının seri markası olduğu izlenimini uyandıracak kadar benzerini kendi adına tescil ettirmesinin iyiniyetli bir davranış olarak kabulünün mümkün olmadığı, bir markanın kötüniyetle tescili halinde tescil ettirenin, tescil kapsamındaki bir kısım emtialar için iyiniyetli, bir kısım emtialar için ise kötüniyetli olduğu söylenemeyeceği, her ne kadar karşı dava açılarak davacı-karşı davalının 2017 24860 numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü talep edilmişse de, dava tarihinde bu markanın henüz tescil işlemlerinin tamamlanmadığı, tescil edilmemiş bir markayla ilgili hükümsüzlük davası açılamayacağı, davacı-karşı davalıya ait 2017 25258 numaralı "... . COM" markasıyla ilgili açılan davada ise, davalı-karşı davacının SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca gerçek hak sahibi olduğunu iddia ettiği markayı kendi adına tescil tarihinden önce kullandığına ve belli bir oranda bilinirlik kazandırdığına dair delil elde edilemediği, davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalı şirketin çalışanı olarak şirket adına bu markayı kullandığı, 2009 yılında www.... alan adını kendi adına tescil ettirmişse de, davacı-karşı davalı şirketin çalışanı olarak şirket için bu tescili yaptırdığı, bu alan adının davacı-karşı davalı şirket tarafından kullanıldığı, davalı-karşı davacının marka üzerinde öncelik ve gerçek hak sahipliğini kanıtlayamadığı, hükümsüzlük davasına dayanak yaptığı markanın kötüniyetli tescil edilmiş olması, davacı-karşı davalının markasından daha sonraki bir tarihte başvurusunun yapıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı-karşı davacı adına tescilli 2017 40017 numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, karşı davada davacı-karşı davalıya ait 2017 24860 numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü davasının usulden reddine, diğer markanın hükümsüzlüğü davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davalı karşı davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava; davalı karşı davacı adına tescilli 2017 40017 numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini, karşı dava ise; davacı karşı davalı adına tescilli 2017 24860 numaralı ve 2017 25258 numaralı markaların hükümsüzlüğüne ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 498e6a94d57bb2cf 07e0a92aa6644092