Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/1725 E., 2025/1370 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/1725 E., 2025/1370 K. (27.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1725
Karar No
2025/1370
Karar Tarihi
27.02.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/1725 E. , 2025/1370 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/1959 Esas, 2024/111 Karar HÜKÜM :Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Gümüşhane Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI :2020/309 E., 2022/33 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin bir devlet bankasında görev yaptıktan sonra istifa edip gıda sektörüne yöneldiğini, bu sektöre yönelmesindeki asıl amacının Gümüşhane Valiliğince tescillenmiş "..."u kullanarak yemek oluşturmak ve yemeği tüm dünyada tescilli bir yemek haline getirmek olduğunu, bu kapsamda ... Kebabı isimli yemeği keşfedip kamuya arz ettiğini, Türkiye çapında tanıtım faaliyetlerine giriştiğini, 2016 yılından bu yana "... KEBABI" markasıyla faaliyet yürüttüğünü, markasının 2019/54972 numara ile tescil edildiğini, bu kapsamda tedarikçisi davalı ...'ın kötüniyetli davranmak suretiyle Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2019/63389 tescil numaralı "... KEBABI" ibareli markayı kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin marka üzerinde öncelik hakkının bulunduğunu, davalı markasının nihai tüketiciler nezdinde müvekkilinin markasıyla iltibasa sebebiyet verir düzeyde benzeştiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2019/63389 numaralı "... KEBABI" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin bir devlet bankasında görev yaptıktan sonra istifa edip gıda sektörüne yöneldiğini, bu sektöre yönelmesindeki asıl amacının Gümüşhane Valiliğince tescillenmiş "..."u kullanarak yemek oluşturmak ve yemeği tüm dünyada tescilli bir yemek haline getirmek olduğunu, bu kapsamda ... Kebabı isimli yemeği keşfedip kamuya arz ettiğini, Türkiye çapında tanıtım faaliyetlerine giriştiğini, 2016 yılından bu yana "... KEBABI" markasıyla faaliyet yürüttüğünü, müvekkilinin tedarikçisi olan davalının TÜRKPATENT nezdinde 2019/48134 numaralı "SK ... KEBABI", 2018/114696 numaralı "... KEBAP" ibareli markaları kendi adına tescil ettirdiğini, davalının tescillerinin kötüniyetli tescil kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gibi müvekkilinin marka üzerinde önceye dayalı kullanım hakkının bulunduğunu, davalı markalarının müvekkilinin markasıyla iltibasa mahal verir nitelikte benzeştiğini ileri sürerek 2019/48134 numaralı "SK ... KEBABI", 2018/114696 numaralı "... KEBAP" ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin kardeşi ... ile birlikte 11.01.2012 tescil tarihli "Gümüşdoğan" markası adı altında uzun yıllardır yöresel ürünlerin (..., erişte, kesme mantı, kuşdili gibi) üretim ve satışını gerçekleştirdiklerini, "..." markasının davacıdan yıllar önce müvekkili adına tescil edilmiş olduğunu, hukuki korumalardan yararlanmak amacıyla öncelikle 2013/04882 başvuru numaralı "..." ibaresinden oluşan markanın 17.01.2013 tarihinde tescil ettirildiğini, davalının iyiniyetinin, “...” ibareli markayı tescil ettirmek istemesinden de anlaşılacağını, 2014/22719 başvuru numaralı “...” ibareli markanın 18.03.2014 tarihinde tescil ettirilmesi için müvekkili tarafından TÜRKPATENT'e başvuru yapıldığını, bazı usuli şartları yerine getiremediklerinden söz konusu marka tescil edilememiş olsa da ... ibaresini davacıdan daha önce kullanmış olduklarını ve iyiniyetlerinin sabit olduğunu, müvekkili adına zaten davacıdan yıllar önce tescil edilmiş bulunan “...” ibaresine türev “... kebabı” markasını da müvekkilinin kendi adına tescil ettirmiş olmasının hem hayatın olağan akışına hem de hukuka uygun olup iltibasa neden olmadığını, davacının marka başvurusu 03.06.2019 tarihinde yapılmış olup beş yıllık süre ve Türkiye'de ciddi boyutta kullanılma şartını sağlamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; korunmaya ihtiyacı olan markanın davacının değil aksine müvekkilinin adına kayıtlı olan markalar olduğunu, 2018/114696 başvuru numaralı "... kebap" ve 2019/48134 başvuru numaralı "sk ... kebabı" ibaresinden oluşan müvekkili marka başvurularının TÜRKPATENT tarafından ayırt edici bulunularak sırasıyla 14.12.2018 ve 14.05.2019 tarihli resmi marka bültenlerinde ilan edildiğini, müvekkillerine ait tescilin sicilden terkin edilebilmesi için daha önce tescil edilmiş veya tescil için başvuruda bulunulmuş bir markanın sahibi tarafından bu davanın açılması gerektiğini, davacı ...'nın marka tescilinin 03.06.2019 tarihinde, müvekkillerinin marka tescilinden sonra yapıldığını, davacının, söz konusu mal ve hizmeti taraflarından daha önce maruf hale getirdiğinden bahisle gerçek hak sahipliği iddiasında olduğunu ve tescil olmaksızın istisnaen koruma talep ettiğini, ancak sadece tanınmış markaların, tescil ilkesine istisna teşkil edeceğini ve gerçek hak sahipliği ilkesinden yararlanacağını, bunun için davacıya ait mal ve hizmetin muhatabı olan kişi ve işletme gruplarının ciddi bir bölümünde tanınmış olması gerektiğini, davacının, müvekkilleri tarafından da yıllardan beri kullanılan ‘...’u kebap ile birleştirerek meşhur ettiği ve gerçek hak sahibi olduğu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, gerçekten de Gümüşhane sironunun, yöre ile özdeşleşen uzun yıllardır bilinen ve yörenin kültürel birikimi ile günümüze ulaşan özel bir unlu mamül olduğunu, Gümüşhane sironunun coğrafi işaret olarak Gümüşhane İl Özel İdaresince 21.03.2014 tarihinden itibaren korunmak üzere 27.10.2017 tarihinde tescil edildiğini, bu nedenle davacının halihazırda tescilli ve koruma altında olan sironu, kebap ile birleştirerek meşhur ettiği ve bundan dolayı gerçek hak sahibi olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, 2018/114696 başvuru numaralı "... kebap" ve 2019/48134 başvuru numaralı "sk ... kebabı" markalarının tescilinde herhangi bir yasal kısıtlamanın olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... adına tescil edilen 2019/54972 numaralı "... kebabı" ibareli, asıl davanın davalısı ... adına tescil edilen 2019/63389 numaralı "... kebabı" ibareli, birleşen davanın davalısı ... adına tescilli olan 2019/48134 numaralı "sk ... kebabı" ibareli marka ile 2018/114696 numaralı ve "... kebap" ibareli markalara ilişkin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 maddesi uyarınca gerçek hak sahipliğine ilişkin inceleme ve değerlendirmede, hükümsüzlüğü talep edilen markaların başvuru tarihlerinin 04.07.2019, 14.05.2019 ve 14.12.2018 olduğu, gerçek hak sahipliğinin ispatı açısından sunulacak belgelerin davalının en erken marka tescil başvuru tarihi olan 14.12.2018 tarihinden önceki tarihli olmaları gerektiği, davacı tarafından sunulan deliller incelendiğinde 14.12.2018 tarihi öncesine ait 13.12.2018 tarihli İnstagram hesabında yer alan paylaşımda, Ardasa ... Kebabı şeklinde bir kullanımın olduğu, 11.06.2019 tarihli Gümüşhane Çevre ve Şehircilik İl Müdürü ...'ın TÜRKPATENT'e hitaben yazdığı yazıda 2016 Aralık ayı içinde gerçekleştirilen toplantıda ... Kebabı ismini ilk kez davacıdan duyduğuna ve bu ismin ... ile özdeşleştiğine dair beyanın yer aldığı, 12.06.2019 tarihli Gümüşhane Kültür ve Turizm İl Müdürü Hüseyin Ateş'in TÜRKPATENT'e hitaben yazdığı yazıda 13.01.2017 tarihinde "... Kebabı" tanıtım ve takdim toplantısına katıldığını ve "... Kebabı" ismini ilk kez davacıdan duyduğuna dair beyanın yer aldığı, 13.01.2017 tarihli olduğu iddia edilen fotoğrafta "... Kebabı" ismini ilk kez davacıdan duyduğuna dair yukarıda bahsi geçen kişilerin isimlerinin belirtilerek gösterilmekte olduğu, 15.12.2016 tarihli TÜRKPATENT başvurusunda tarifnamede, istem ve özette ... Kebabının isim ve kullanım hakkının istendiğine dair yazının yer almakta olduğu, bu kapsamda davacının kullanımının en eski tarihinin 15.12.2016 tarihi olarak kabul edilebileceği, patent başvurusu her ne kadar geri çevrilmiş olsa da, başvurunun yapıldığı tarih itibariyle “... kebabı” şeklinde bir kullanımın varlığının kabulü gerektiği, davalılar tarafından bu tarihten öncesine yönelik bir kullanım bulunduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle, davacının kullanımının, davalıların marka tescili için başvuru tarihi olan 14.12.2018 tarihinden daha eskiye dayalı markasal nitelikte bir kullanım olduğu, gerçek ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu, davacının 43. sınıfta markayı kullandığı ve bu kullanıma bağlı olarak ilgili sınıfta hak elde edildiği, hükümsüzlüğü istenen davalılara ait markaların tescil kapsamının da aynı şekilde 43. sınıf olduğu, bu kapsamda, dava konusu 2018/11469, 2019/48134, 2019/63389 tescil numaralı markaların 43. sınıf içinde yer alan “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” açısından SMK'nın 6/3 ve 25/1 maddeleri uyarınca kısmi hükümsüzlük şartının mevcut olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, asıl ve birleşen dava davalılarına ait markalara yönelik yalnızca 43. sınıf içerisinde yer alan "Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." ile sınırlı olmak üzere davalı ... adına tescilli olan 2019/63389 numaralı "... kebabı" ibareli markanın ve davalı ... adına tescilli olan 2019/48134 numaralı ve "sk ... kebabı" ibareli marka ile 2018/114696 numaralı ve "... kebap" ibareli markaların kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle iltibas değerlendirilmesinin hakimin hukuki bilgisiyle çözülmesi gereken hususlardan olmasına, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında benzerlik bulunmadığı görüşüne yer verilmiş ise de mahkemece bu gerekçeye itibar edilmemesinin yerinde görülmesine, davacının önceye dayalı kullanım hakkı bulunduğunun asıl ve birleşen dava konusu markaların kötüniyetle tescil edildiğinin anlaşılması ve davacı markasının tanınmışlık düzeyi gözetilerek kısmi hükümsüzlük kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık, davacının 30.10.2020 tarihinde marka olarak tescil ettirmiş olduğu ibare üzerinde, bu tarihten önceye dayalı nispi ret nedeni oluşturabilecek şekilde üstün hak sahibi olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre hem asıl hem de birleşen dava konusu markaların hükümsüzlüklerinin gerekip gerekmeyeceği noktasında toplanmaktadır. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı tarafın tüm temyiz itirazlarının, davalı tarafın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Asıl ve birleşen davalarda davalıların temyizine gelince; marka tescilinde nispi ret nedenlerini düzenleyen SMK'nın 6/3 ıncı hükmü uyarınca, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Hükümsüzlük hallerini düzenleyen SMK'nın 25/1 hükmü ile de, marka tescilinde ret nedenlerinden birinin bulunması halinde talep üzerine o markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği düzenlenmiştir. SMK m. 6/3 hükmü ile marka tescilinde nispi ret nedeni, m. 25/1 hükmü ile de markanın hükümsüzlüğü sebebi olarak düzenlenen marka üzerindeki öncelik hakkı/üstün hak, o markayı ilk defa ihdas eden ve piyasada bilinir hale getiren kişiye aittir. Hakkın gerçek sahibi olan kişi marka tescil başvurusuna itiraz etme hakkına sahip olduğu gibi, söz konusu işaretin marka olarak tecil edilmiş olması halinde ise markanın hükümsüzlüğünü dava yoluyla isteyebilir. Ancak öncelik hakkının doğabilmesi için tescilsiz bir işaretin mal ve/veya hizmet piyasasında markasal olarak kullanılması gerekmektedir. Bu açıklamadan sonra somut olaya gelince, hem asıl hem de birleşen davada davacı öncelik/üstün hak sahipliğine dayanarak asıl ve birleşen davalara konu markaların hükümsüzlüğünü istemiştir. Öncelik/üstün hak sahipliğinin ise, aynı isimle yapmış olduğu ancak sonuçsuz kalan patent başvurusu ile 2016 Aralık ayı içerisinde gerçekleştirilen "... Kebabı" tanıtım ve takdim toplantısındaki açıklaması ve İnstagram paylaşımından doğduğunu belirtmiştir. Ancak bu olgular markasal kullanım olmadığından öncelik ve üstün hak sahipliği kazandırmaz. Markasal kullanım olması için "... Kebabı" işaretinin mal ve hizmetlerin pazarlanmasında ve sunumunda SMK'nın 9. maddesinde belirtilen şekillerde kullanılması gerekir. Bu durumda varsa, asıl ve birleşen dava konusu markaların tescil tarihlerinden önceki davacının tescilsiz markasal kullanıma ilişkin delilleri sorulup fiilen hangi mal ve hizmetlerde markasal kullanıldığı tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken öncelik hakkı kazandırmayan olgulara dayanılarak karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de, bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince davalıların markalarını tescil ettirmede kötüniyetli olduklarının kabul edilmesi karşısında, davacı taraf istinafı nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile hem asıl hem de birleşen davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken, hem asıl hem de birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının esastan reddi doğru olmamıştır.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1d8500c463fd7fce 8e12df0553cdfa71

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı