11. Hukuk Dairesi 2024/1561 E. , 2025/579 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2097 Esas, 2023/1674 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/283 E., 2020/94 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının turizm ve seyahat acentalığı sektöründe "... " işletme unvanı ile faaliyet gösterdiğini, işletme unvanını 14.04.2011 tarihinde aldığını ve bu tarihten itibaren aralıksız ve etkin şekilde kullandığını, davalı adına tescilli 2009/25819 kod numaralı "... " markası üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğunu ve www.vanillatravelturkey.com alan adının da sahibi olduğunu, davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğunu, bir tüzel kişi tacir olan davalının basiretli tacir olma yükümlülüğünün bir sonucu olarak markasını tescil ettirdiği seyahat ve turizm sektöründe özellikle de 39 ve 43. sınıftaki hizmetler bakımından önceki tarihli müvekkilden ve müvekkil markasından haberdar olmadığını iddia edemeyeceğini ileri sürerek ve 2009/25819 sayı ile tescilli "... " markasının 39 ve 43. sınıfa ilişkin olmak üzere müvekkil şirkete devrine, bu talebin kabul edilmemesi halinde anılan markanın 39 ve 43. sınıfa ilişkin hizmetler bakımından kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmesini talep etmiş, karşı davaya cevabında karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacı tarafın müvekkilinin marka tescilinden 2 yıl sonra "vanilla travel" ibaresini acenta unvanı olarak kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğunu, davacı-karşı davalının "... " ünvanını kendisinin maruf ve bilinir hale getirdiği iddiasının kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı dava dilekçesinde; davacı-karşı davalının söz konusu kullanımlarının müvekkiline ait marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, müvekkili şirket tarafından davacı-karşı davalıya noter marifetiyle tecavüzün durdurulması ihtarının yapıldığını ancak davacı-karşı davalının ilgili ihtara cevap dahi vermediğini ileri sürerek marka hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi zararların tazminine, hükmün ilanına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, hükümsüzlüğü talep edilen 2009/25819 numaralı "... " ibareli markanın gerçek hak sahipliği iddiası ile hükümsüzlüğünün talep edilebilmesi için benzer nitelikte olan davacı şirkete ait "... " ibaresinin markanın tescil tarihinden önce davacı tarafından ticaret sırasında kullanılmış olması gerektiği, ... sitesine ilişkin domain kaydında davalı şirketin "... " ibaresini 2004 yılından beri kullandığı, 2009 yılında markayı adına tescil ettirdiği, 2010 yılından itibaren faturalarında "..." ibaresinin yer aldığı, davacı şirketin ise "vanilla travel" ibaresini, 14.04.2011 tarihinde aldığı seyahat acentası ünvanı olarak tescil ettirmesinin akabinde kullanmaya başlandığı, davacı şirketin 2013 yılından sonra düzenlenen faturalarda "vanilla travel" ibaresini kullandığı, davacı şirketin, dava konusu markanın başvuru tarihi olan 21.05.2009 tarihinden önce ve davalı şirketin internet sitesinde "..." ibaresini kullandığı, 2004 tarihinden önce ticaret sırasında kullanıldığına ilişkin delil sunulmadığı, böylece davacının, davalı şirket adına tescilli markanın başvuru tarihinden önce "... " ibaresini tescilsiz olarak ticaret sırasında kullandığı ispatlanamadığı ve 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davalıya ait 2009/25819 tescil nolu "..." markasının hükümsüzlüğü koşulları oluşmadığından davanın reddine, karşı dava bakımından ise tarafların aynı ilin yakın ilçelerinde aynı/benzer işler ile iştigal ettikleri, "..." ibaresinin davacı-karşı davalı tarafından acenta işletme adı olarak 14.04.2011 tarihinden itibaren, davalı-karşı davacı şirket tarafından ise 2009 yılında marka, 2004 yılından itibaren ise alan adı olarak kullanıldığı, tarafların tacir oldukları, aynı şehrin, yakın ilçelerinde aynı iştigal alanı içerisinde kendilerine ait bir ticari metayı kullanan kişi ya da firmayı bilmeleri gerektiği, davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalının "..." hakim unsurlu kullanımlarını öğrendiği ilk tarihe dair delil sunulmadığı, tarafların 2015 yılında hukuki iltilafa giriştikleri akabinde davalı- karşı davacının İstanbul 17. Noterliği'nin 02.09.2015 tarihli ihtarnamesi ile davacı-karşı davalıyı "..." ibaresini kullanmama hususunda ihtar ettiğini, davacı-karşı davalı şirketin "..." ibaresine acenta işletme adı olarak 14.04.2011 tarihinde kayıt ettirdiği ve davanın 2015 yılında açıldığından tecavüz iddiaları bakımından uzun süre sessiz kalma nedeni ile hak kaybına uğradığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ 1. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, davalı- karşı davacının, TÜRKPATENT nezdinde 2009/... tescil nolu "..." markasının, davacıya devri ve devrin TÜRKPATENT siciline işlenmesi, bu talebin kabul görmemesi halinde markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkindir. Karşı dava, davacı-karşı davalı şirketin, davalı-karşı davacı şirketin "..." markasına vaki tecavüzün durdurulması, önlenmesi ile maddi-manevi tazminata ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fe0c55d68a4294d3 cb066933c6246eaa